Kendini Keşfet

Değişime Ayak Uydurmak: "Hayat Bir Tavla Oyunudur"

Değişime Ayak Uydurmak: "Hayat Bir Tavla Oyunudur"

Değişim için keşfet; değişen şartlara ayak uydurmak için sınırlardan çıkabilmeyi başarmak gerekir. Her birimizin bunun için kullanabileceği kendine özel bir yolu vardır. Sizinkini keşfetmelisiniz.

Hayat, biz plan yaparken başımıza gelenlerdir

Shakespeare

Bazen geleceğe yönelik, en ince detaylarıyla, planlar yaparız. Her şey kusursuzca düşünülmüş, ters gidebilme ihtimali olan her konu titizlikle araştırılmış ve olası aksilikler önceden ortadan kaldırılmıştır. Artık daha önceden belirlediğimiz adımları atmaktan başka yapılacak bir şey kalmamıştır. Ya da biz böyle düşünürken bir anda hiç beklenmeyen bir durum ortaya çıkar. Tamamen kontrolümüz dışında bir durum... İstemediğimiz, beklemediğimiz, hazır olmadığımız bir durum...

Her zaman bu kadar büyük olmaz dış odaklı değişimler. Bir gün okula gidersiniz öğretmeniniz başka bir yere atanmıştır, yerine gelen öğretmenin tarzı bir öncekinden çok farklıdır. Bu durum sizin çalışma sisteminizi tamamen değiştirmenizi gerektirir. Ya da bir gün eve gidersiniz ve babanızın başka bir yere tayin olduğunu öğrenirsiniz. Eviniz, okulunuz, arkadaşlarınız değişecektir ve sizin kararınız değildir bu. Ne yapmalı böyle durumlarda?

Hayat satranç oyunu değildir..

Kontrolümüz dışında gelişen durumlara ayak uydurmak

İş dünyasına yönelik kitaplarda hayatı satranca benzetirler genelde. Bence bu benzetmeyi yapanlar hiç tavla oynamamış. Satrançta şansa, tesadüflere yer yoktur. Sadece 2 rakibin birbirlerini yenmeye yönelik strateji kurup, zekalarını yarıştırdıkları bir ortam var. Oysa tavla oyununda önce zar atarsınız ve sonuç kontrolünüzde değildir. Bazen tam istediğiniz gibi olur. Sizin daha önceden planladığınız alternatiflerden biri çıkıverir karşınıza... Ve siz yolunuza devam edersiniz. Bazen de bütün planlarınızı altüst eder gelen zar. İşte asıl bu noktada değişim karşısında ne kadar güçlü olduğumuzu anlarız çoğu zaman. Şansımıza küsüp, depresyona girip, kendimizi kader kurbanı ilan edip köşemize mi çekilelim? Yoksa bize gelen zara rağmen değil, bu zarla neler yapabiliriz sorusunun cevabına mı odaklanalım? Cevap aslında çok net tabii ki! Bu noktada üzerinde düşünmemiz gereken ikinci soru: Peki ama nasıl? Hayal kırıklığı, belirsizlik, umutsuzluk her yanımızı sarmışken, nasıl tekrar ayağa kalkıp yeniden başlayabiliriz?

Beklenmedik durumlara ayak uydurmak: "yağmurda dans etmek"

Önce en önemli gerçeği kabul ederek başlamamız gerekiyor. Hayat bazen istemediklerimizi getirir bize. Değiştiremeyeceğimiz durumlar olabilir. Her şey bizim kontrolümüzde değildir yaşamda. Şartları değiştiremiyorsak yani Byron Kathy'nin dediği gibi Allah'ın İşi ya da Başkalarının İşi ise eğer başımıza gelen onu kabul edip nasıl avantajımıza kullanabiliriz diye düşünelim. Önceki planlarımızı gerekirse çöpe atıp bu şartlar altında en iyi ne yapabilirizi araştıralım. Eğer yağmur yağıyorsa bunu değiştirme şansımız yoktur ama kapalı bir yerde geçmesini bekleyebilir, illa çıkmak zorunda isek şemsiye ile şiddetini azaltabilir ve ıslanmaktan kurutulabiliriz. Belki de yağmurun altında dans etmeyi ve bunun bize ne kadar zevk verdiğini keşfederiz. 

İhtiyacımız olan en önemli şey farklı bir bakış açısıdır aslında...

Farklı pencerelerden bakabilir misiniz?

Benim çok kullandığım bir alıştırma vardır kendi hayatımda. Başıma hoşuma gitmeyen bir olay gelince farklı kişiliklere bürünüp, o nasıl davranırdı diye düşünürüm. Toplantıya giderken, notlarımı yanıma almayı unutabilirim. En kolayı kendime acımak, kızmak ve söylenmek. Bu tür durumlarda farklı kişileri düşünürüm; mesela çok saygı duyduğum ilkokul öğretmenim muhtemelen "O notları da sen çıkarmadın mı? Aklında kalanları not yazıver hemen!" derdi. Müthiş bir iş kadını olan ve yaratıcı çözümler üretmesiyle tanınan, ilk mentorum ise "Ofiste kim varsa resimlerini cep telefonuyla çekip sana whatsup ile atsın!" önerisiyle gelirdi. Kızım "Anne neden kağıt kullanıyorsun, telefona not alsan unutma diye bir derdin olmaz..." yorumunu getirirdi. Genellikle çözüm üretirken yaşanmışlıklarımız bizim sınırımız olur. Değişen şartlara ayak uydurmak için bu sınırlardan çıkabilmeyi başarmak gerekir. Her birimizin bunun için kullanabileceği kendine özel bir yolu vardır. Sizin olmadığını düşünüyorsanız henüz keşfetmemişsiniz demektir.

21. Yüzyıl İnsanı: Nasıl biri? Neyi farklı yapıyor...
Değişim Zorunluluk mu Seçim mi?