İletişim Alanında Nasıl Kariyer Yapabilirim?

İletişimde Sektör mü Akademisyenlik mi?

letiimde-Sektr-m-Akademisyenlik-mi-cover

Not defterini ve kalemini hazırla, iletişim alanında hem sektörü hem de akademisyenliği deneyimlemiş olan Doç. Dr. Gresi Sanje'den öğreneceğin çok şey var!

1. Ne okudunuz? Eğitiminizden bahseder misiniz?

Marmara Üniversitesinde Reklam ve Halkla İlişkiler okudum, o zaman bana Boğaziçi Felsefe, Tarih gibi bir yere gir diyorlardı fakat ben reklamcılık okumak istiyordum. Ailemde reklamcı yoktu ve etrafımda kimse ne iş yapacağımı bilemiyordu. Ajansta çalışmaya üniversitede öğrenciyken başladım. Üniversiteyi bitirdikten sonra Amerika'da Emerson College'da Marketing Communication yüksek lisans yaptım ve orada da ajansta çalıştım. Türkiye'ye dönünce, bir iki sene televizyonda reklam ve satış departmanında grup başkanı olarak çalıştım. Bundan iki sene sonra da Bilgi Üniversite'sine gelmeye, akademiye dönmeye karar verdim çünkü üniversite hayatı benim için her zaman çok keyifliydi. Üç dört sene okulda kaldıktan sonra tekrar sektörde döndüm. Sektörde kaldığım süreç boyunca Atilla Aksoy hep doktoranı yap diyordu, bunun üzerine de yine Marmara Üniversitesinde doktoramı yaptım.

2. Nerede çalışıyorsunuz? İşinizin tanımı nedir?

İstanbul Bilgi Üniversitesi Marka Okulunun Pazarlama İletişimi Yüksek Lisansının Direktörlüğünü yapıyorum. Bu program İstanbul Bilgi Üniversitesi ve MediaCat'in ortak bir yüksek lisans programı. Bunun dışında da tabi Reklamcılık Lisans programında da akademisyenlik yapıyorum, orada da dersler veriyorum. Geçtiğimiz 15 senede çeşitli görevlerde bulundum. Ama en son ve şu anda yaptığım iş Marka Okulu Direktörlüğü. 

3. Akademisyen olma kararını nasıl aldınız?

Bu kararı vermek benim için hep zor olmuştur; hep sektör ve akademisyenlik arasında gidip gelmişimdir kariyerimde. Lisede çok da iyi bir öğrenci değildim, orta altı ve orta notlarım olurdu, liseyi pek sevmemiştim fakat üniversitede ilk kez kendimi bir şeyleri öğrenirken, eğitim nedir kavrarken buldum ve üniversiteye çok severek hatta akademisyen olmayı da hayal ederek gittim. İnsanlara kapları gösterip ışık olmak istedim ve üniversitenin içindeki hayat her zaman çok hoşuma gitti. Tabi bunların hepsi de çok keyifli ve istediğim bir bölüm okumamla da doğrudan ilişkili. Çünkü sevmediğiniz bir şeyde, alanda başarılı olmak çok zor hatta bence pek mümkün değil.

4. Başarılı bir akademisyenliğin olmazsa olmazları nelerdir?

Bu aslında çok tartışılan bir soru ve başarıyı nasıl tanımladığınızla ilgili. Başarı değil belki ama keyif ve tatmin kısmı bir dersten çıktığınızda eğer herkesin kafasında bir sürü soru ve üzerine düşünme isteği varsa o zaman inanılmaz bir tatmin duyuyorsunuz ve hatta egonuz okşanıyor. Senelerdir ders verdiğiniz öğrenciler, o dersin sonunda sizi alkışlayarak yolluyorsa bu müthiş bir ego tatmini yaratıyor insanda. Bir diğeri de mezun olan öğrencilerinizin başarılarını duyunca sizin de kendinizle şöyle bir gurur duymanız. Bu yüzden bence akademisyenliğin en güzel yanı ve tatmin edici yanı öğrenci ile iletişim.

5. Sektör seçimini nasıl yaptınız? Sektörü sevmeniz ve devam etmeniz noktasında kararınızda etkili olan "kıvılcım anı" nedir?

Benim için burada şöyle karışık bir durum var, ben artık biraz daha reklamdan işin pazarlama iletişimi kısmına ilerlemiş, kaymış bir durumdayım. Bu seçimi nasıl yaptığımı hatırlamıyorum ama sektör kararını 18 yaşında verdiğimi biliyorum. Akademisyen olma kararını da üniversite yıllarımda verdim. Alanımı hakikaten çok seviyorum ve çok rahat ediyorum. Hani mesela Sherlock Holmes dizisinde bir vaka anlatıldığında gözünün önünde hemen kelimeler uçuşuyor ya, siz de bana marka ile ilgili bir vaka, durum anlattığınızda gözümün önünde aynı şekilde kelimeler uçuşuyor. Yani artık pazarlama hayatımla birleşmiş bir şey, özel hayatımda da kullanıyorum; hatta çok sıkıştığım zamanlarda kendime brief yazdığım bile olur. İnsanla ilgili ve sonuçta düşünerek bulunacak, puzzle gibi çözülen şeyleri çok sevmişimdir o yüzden bu alanı seçtiğimi düşünüyorum. Profesyonel hayatla akademisyenlik arasında hep gidip geldim, girişimlerimde de oldu bir kaç defa ama sonunda akademisyenlik ve sektördeki işimi birlikte yürütmeye karar verdim.

6. Keşke şunu okusaydım veya şu konuya yönelseydim mesleğime şu an katkısı olurdu dediğiniz bir bölüm veya eğitim var mı?

Yok. Vaktim olsaydı birazcık daha derinlemesine psikoloji okumak isterdim. Bir de emekli olunca kendi keyfim için ve hobi olarak on dördüncü ve on yedinci yüzyıllar arası Osmanlı Tarihi okumak istiyorum. Ama mesleki olarak okuduğum şeyden çok memnunum.

7. Tipik bir gununuz nasıl geciyor? Sorumluluklarınız neler oluyor?

Tipik bir günüm yok aslında ama haftanın hangi günü ve zamanı olduğuna göre çok değişiyor. Tipik haftalarım var diyebiliriz, onlar da üniversitenin kapalı olup olmamasına, toplantı, ders durumuma göre çok değişiyor.

8. İşinizin en zorlu ve en tatmin edici tarafları nedir?

Zorlu olan kısmı benim için bürokratik kısmı. Hem çok sıkılıyorum hem de çok yoruluyorum. Mesleki olarak da en sevmediğim şey sınavların üzerinden not vermek çünkü başarı ölçütünün bu şekilde olmasının doğruluğuna inanmıyorum. Bu arada şunu da belirtmek isterim ki biz akademisyenlerin görevinin sizlere bir şeyler öğretmekten ziyade kapı açmak, yol göstermek olduğuna inanıyorum. Bu yüzden de sınav gibi klasik yöntemlerden farklı değerlendirme yöntemlerinin olması taraftarıyım ve yapabildiğim kadar da sınavsız dersler kurgulamaya çalışıyorum.

9. Bir projeye/derse hazırlanmaya başlarken nelere dikkat ediyorsunuz?

İlk adım 'Bunun amacı/hedefleri nedir?' olur. İkinci adım ise 'Kimi hedefliyoruz/hitap ediyoruz?'. Bunlar iki temel sorular ve bütün sistemin geri kalanı benim için sonra geliyor. Neyi amaçladığımıza ve kiminle konuştuğumuza karar verdikten sonra da nasıl bir mesaj vermek istiyoruz ve nasıl bir geri dönüş istiyoruz bunun arkasından geliyor. Ben her şeyimi böyle planlarım diyebilirim. Yılbaşı hediyemi bile, bütçe zamanlamam nedir, kime alıyorum, ihtiyacı nedir, nasıl bir etki yaratmak istiyorum adımlarıyla planlıyorum.

10. Sabah rutininiz nedir? Sabah rutininiz içinde maillerinizi kontrol etmek kaçıncı sırada yer alıyor?

Galiba gözümü açıp kahvemi koyduktan sonra ilk yaptığım şey maillerimi kontrol etmek hatta bu yatarken ve haftasonları da dahil bir rutin benim için. Çünkü hiç bir zaman işim bitmiyor. Bu biraz aslında benim kendimi nasıl bir tempoya soktuğumla da alakalı ve başka bir sektör veya alanda çalışsam da herhalde kendimi yine bu tempoya sokardım. Tipik bir gününüz olmadığında ve yoğun bir temponuz olduğunda da özel hayatınızla iş iç içe girmiş oluyor biraz da. 

11. Eğitiminizin işinize yönelik olmasının nasıl faydalarını gördünüz?

Herhangi bir ajansta veya pazarlamada çalışmak için reklam okumaya resmi anlamda ihtiyaç yok. Mesleğin kendi altyapısını okuduğu zaman insan, işin hem entellektüel bilgisine sahip oluyor hem de mantığını oturtuyor. Başka bir alandan gelince de bambaşka bir zenginliğin oluyor. Hayat da aslında bir SWOT analizi gibi. Her fırsatın karşısında bir tehdit mutlaka vardır. Burada fırsatı şunlar olarak görebiliriz; İşinle aynı eğitimi aldığınızda çok çabuk öğrenirsin ve çabuk yükselirsin, çünkü konuya çok hakimsin, birikimin, altyapın hatta jargonun olduğu için hızlı ilerlersin. Fakat farklı bir disiplinden geldiğin zaman da bu sefer kimsenin sahip olmadığı bir bakış açısına sahip olabilirsin.

12. Kariyerinize en çok ilham veren kisi ve/veya idolunuz var mı/kimdir?

Bu benim için çok duygusal bir soru. Bugün burada olmamdaki altyapıyı ve desteği sağlayan iki tane çok önemli adam var, biri babam hem maddi olarak beni destekledi hem de manevi olarak hep seçimlerimin arkasındaydı. Kariyer anlamında da abim, dostum, sırdaşım, hocam, mentorum dediğim Atilla Aksoy. Her aldığım işte de mutlaka ilk gittiğim insan hep Atilla Aksoy olmuştur. Maalesef arka arkaya kaybettim ikisini de, ama hayatımdaki iki önemli insandır.

13. 20'li yaşlarda akademik kariyerine ilk defa başlayan Gresi'ye tavsiyeleriniz ne olurdu?

Çok minimal şeyler. Özel hayatımla ilgili daha çok şey söylerdim sanırım. Kariyerimden memnumum. Benim aslında şansım Atilla Aksoy'la tanışmak olmuş çünkü neredeyse her adımımı ona danışarak atabildim ve yine şansıma, ondan önceki adımlarımı da doğru atmışım. Bir şey tavsiye edecek olsaydım Atilla Aksoy'u bul derdim. 

 14. En çok hediye ettiğiniz mesleğinizle ilgili ve/veya ilgisiz bir kitap var mı?

Kitap hediye etmem çok aslında ama kitap hediye etmişsem de bu genel değil daha özel bir hediyedir, kitabı özellikle karşımdaki kişi için seçmiş ve hediye etmişimdir. Ne mesaj vermek istediğime göre hediye ederim. Fakat illa bir şey söylecek olursam da üniversite yıllarımda bayıla bayıla okuduğum Luke Sullivan'ın kitabı Hey Whipple, Squeeze This derdim. Alanla ilgili vay dediğim ilk kitap, günlük hayat diliyle ve sade yazılmışlığıyla ajans hayatıyla ilgili ilk bilgilerimi oradan edinmiştim.

 Gresi Sanje Hakkında:

Gresi Sanje, pazarlama iletişimi konusunda bir yandan akademik çalışmalarını sürdürürken, diğer yandan da işletmelere danışmanlık yapmakta ve kurumsal eğitimler vermektedir. 2010 yılından bu yana TÜBİTAK ve BM Kalkınma Programı çatısı altında girişim pazarlaması ve sosyal girişimcilik konularında çalışmalarını sürdürmekte olan Sanje'nin sosyal çalışma alanı özellikle çevre konusunda yoğunlaşmaktadır. 2003-2008 yılları arasında özel sektörde çeşitli pozisyonlarda çalışan Sanje, İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin İletişim Yönetimi Bölümü'nde 2008 yılından bu yana öğretim üyesi olarak görev almaktadır. 2015 yılında seçildiği Avrupa Reklam Eğitimcileri Derneği EDCOM'un başkanlığını görevini 2015 yılına kadar sürdürmüştür. Doktora tezini "Organik Gıda Sektöründe Niş Pazarlama Stratejileri" konusunda yapan Sanje'nin yayınları arasında yazarı olduğu "Sektörün Penceresinden Reklam Süreci" ve editörlüğünü yaptığı "Büyüyen Kapsayıcı Piyasalar: Türkiye'de Sosyal Girişimcilik Örnekleri" kitapları; reklam, marka iletişimi, dijital pazarlama ve konularda çeşitli bilimsel yayınları bulunmaktadır.

0
 

Yorumlar

Henüz bir yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun