BİR ÖĞRETMEN SONATI

BİR ÖĞRETMEN SONATI

"Hayatın içinde yerini almayan eğitimi boşuna uğraş sayarım. Hani, boşa dönen avara kasnak misali…" Hayatım Eğitim, Enver Yücel   "Baksana…" diyor iç ses, ...

"Hayatın içinde yerini almayan eğitimi boşuna uğraş sayarım.

Hani, boşa dönen avara kasnak misali…"

Hayatım Eğitim, Enver Yücel 

"Baksana…" diyor iç ses, bakıyorum. "Bugün ne anlatacaksın?" diye soruyor, düşünüyorum. Bir cümle koyuyor önüme, öznesini bulmamı istiyor. Hemen buluyorum. Ama özne kıpır kıpır, heyecanlı! Durmuyor, değişiyor, dönüşüyor. "Bu heyecanı söndürmeden yap, ne yapacaksan" diyor. Tabii ki işimi yapacağım, iç ses bana ne diyor?

Bu bir rüya, bir hikaye ya da bir yüceltme değil. Her yeni güne sayısız bilimsel ve teknolojik gelişme ile başlarken, üstelik bu gelişmelerin her sene biraz daha içine girmiş ve bilgiye ulaşması çok kolaylaşmış bir nesli karşılarken bahsettiğim cümle ve öznesi kaç çeşit olabilir? Buradan başlayalım.

Bir fizik öğretmeni olarak STEM lider öğretmen olma yolunda iken bütünleştirmeyi sağlayabilmek üzerine fazlaca düşündüm. Elbette öğrencilerin becerilerini sergilemesini sağlayacak bir dersi planlamak için kendi becerilerimi de gözden geçirmem gerekliydi. Sonrasında da bir dersi planlamak için ne gerekiyorsa o… Süreç boyunca hem STEM ders planlarımı hem de kendimi hazırladım. Öğrencilerimizi akademik başarı bakımından sınıflarken arka sıralara kaçan o öğrencinin uygulamalar sırasında neler başarabildiğini gördüm. 

Bu sırada hedeflediğim kazanımın gerektirdiği bilgiyi de alıp, yorumlayıp, güncel bir probleme çözüm oluşturacak şekilde aklındakileri organize edebilmişti. Sonrasında STEM laboratuvarına her fırsatta gidebilmeye can atıyordu. Bunlara tanık olmak bir tek beni mi mutlu ediyor bilmem, ama üreterek öğrenmeyi öğrencinin ilgisini de çekecek şekilde gerçekleştirmeyi çok önemsemeye başlamıştım. 

                            Bütünleşik öğretmenlik çerçevesinin ilkeleri de bize bu yolları göstermemiş miydi zaten?

 Şimdi STEM Bölüm Başkanı olarak akademik liderliğini yaptığım Uğur Okullarında öğretmenlerimizin STEM uygulamalarını ve çalışmalarını heyecanla takip ediyorum. Mesleki gelişim programının tüm gereklerini yerine getirip sınıf içi uygulamalarında STEM yaklaşımını aktif kullanırlarken uygulamalarını farklı platformlarda paylaşmayı da önemsiyorlar. Çünkü biliyoruz ki paylaşmak hatalarımızı telafi etmemizi sağladığı gibi kendimizi yenilememize, aldığımız yorumlarla çalışmamızda tazelenecek şeyleri görmemize ve paylaşımda bulunduklarımızın farklı bakış açıları geliştirebilmelerine fırsatlar sunar. O yüzden hata yapmış olmanın beraberinde getirdiği kalıcı öğrenmeyi sadece bir olumlama olarak kabul etmiyorum.

"STEM nedir?" sorusuna verilecek akademik cevaplarımız ve tanımlamalarımız belli, ancak uygulamadaki cevaplarda bilişsel süreç yöntemlerini göz ardı ediyorsak işler biraz karışıyor. Matematiksel modellemenin büyüsünü, teknolojiyi bir araç olarak kullanabilmeyi ve bilimsel sorgulamayı bir kez tadınca bulanık olan görüntüyü netleştirebiliyoruz. Deneyin, kodlamanın, teknolojik ürünlerle robot yapmanın tek başına STEM yaklaşımı olmadığını; Do It Yourself (DIY-kendin yap) projelerinin tek başına proje tabanlı öğrenmeye hizmet etmediğini, kitlerimiz olmadan da mühendislik temelinde STEM yaklaşımları sergileyebileceğimizi artık biliyoruz. İnanıyorum ki bu konuda birbirimizi acımasızca eleştirip şevk kırıcı davranmaktansa bildiklerimizi ve öğrendiklerimizi paylaşmak, olumlu tarafları ön plana çıkarmak her zaman mesleki topluluğumuzu destekleyici olacaktır. Bu yüzden de tercih sebebi olmalıdır. 

Öğrenmekten vazgeçmeyişimde muhteşem bir güç bulduğumu hep söylemişimdir. BAUSTEM bünyesinde "Yenilikçi Veri Toplama ve Analiz Araçları ile STEM" dersini nasıl anlatacağımı planlamak benim için farklı bir dönüm noktası oldu. Bir yandan çevrimiçi bağlantıyı etkin bir şekilde kullanmaya çalışmak, diğer yandan farklı teknolojik ürünlerle verilerin nasıl toplanıp modellenebileceğini gösteren çalışmaları yeniden üretmek başlı başına bir serüvendi. Farklı branştan öğretmenlerle paylaşmak üzere bu araçların kullanıldığı yeni STEM ders planı örneklerini hazırlama süreci ise olağanüstü güzellikteydi. Çünkü kar yağışlı günlerde yolların tuzlanıyor olmasındaki sebebi modellemek istiyorsanız ve herkesin uyuduğu bir vakitte, içinde birkaç kalıp buz bulunan bir karton bardağa daldırdığınız sıcaklık probu ile veri toplamak istiyorsanız uykusuzluğunuza aldırmazsınız. Bu bardağa her tuz atışınızda toplanan verilerin oluşturduğu grafikteki pikler kendine hayran bıraktırabilir ve hızlı düşüşler ise kendinizi Antarktika'yı yeniden keşfetmişsiniz gibi hissettirebilir. Günlük yaşantımızın içinden bir durumun matematiksel modellemesini kucaklamak isteyebilirsiniz.  

Yani Big Data (Büyük Veri) kavramını anlamlandırabilmenin sınıf içi uygulamasına çıkan bir patikadır veri toplama. STEM yaklaşımında veri toplama ve analizi ile öğrencilerinize deneyim kazandırmak isterseniz bunu yapabileceğiniz pek çok yol var. Muhtemelen pahalı ve yurtdışı üretimli cihazlarla, ilgili iseniz sensörleri ve mikroişlemcileri kullanarak oluşturduğunuz elektronik devrelerle de veri toplayabiliyorsunuz. Ancak BETT fuarı için Londra'ya gitme fırsatı yakaladığımda gördüm ki fuarda öne çıkan az sayıda ürün bir müfredat kaygısıyla tanıtılmış. İşte bunun öncesinde böyle bir ihtiyacın farkında olan bir mühendislik öğrencisi bir girişimde bulunmuştu. Bahçeşehir Üniversitesi'ndeki ilham verici laboratuvarında, bir masa lambasının ışığı altında LabStar adı verilen yerli veri toplama cihazımızı üretmişti. Yetinmemiş, öğretme ve sınıf içi uygulama ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik toplantılar düzenlemiş, üretimini güncellemiş, bizzat uygulayıcı olan öğretmenlerle bir müfredat ekibi oluşturmuştu. Şimdi o ekibin fizik dersi uygulama ayağında öğretmen ve öğrencilere yönelik oluşturulacak föyleri hazırlıyorum. "Serüven dediğin bitmemeli, kullanışlı ve anlamlı üretime doğru sürekli evrilmeli" diyorum… 

ErkenSTEM'imiz var, gözbebeğimiz… Bir anne ve bir veli olarak da dört kolla sarıldığım bir alan. Yani işin başında öyle bir şey planlayın ki okul öncesi ve ilkokul öğrencileri de üretkenliklerini ve yaratıcılıklarını sergileyebilsinler. Programı öyle bir yapılandırın ki bütünleşik öğretmenlik çerçevesindeki bilişsel süreç becerileri bu yaştaki öğrencilerin pedagojisine denk düşsün. Bilgi temelli hayat problemini öyle bir sunun ki çocuklar bu problemin varlığını eğlenceli bir hikaye ile sezinlesin. Günümüzün çocuklarını son teknoloji olan artırılmış gerçeklik ile öyle bir buluşturun ki hikayedeki karakter ile eğlensin ve onunla duyuşsal bir bağ kursun. Bu bağı kursun ki onun problemini de sahiplensin. Sonra bu çocuklara öyle bir işbirliği ortamı yaratın ki yirmi birinci yüzyıl becerilerini edinebilsinler. Tüm bunları başaran BAUSTEM ekibi ve uygulayıcıları olarak okullarımızdaki sınıf öğretmenlerimiz muazzam bir iş gerçekleştiriyorlar. Üstüne bir de mühendislik becerileri, geri dönüşüm, algoritma, teknoloji gibi konularda fikirleri olan ve iletişim becerileri yüksek yeni bir Uğur'lu nesil geliyor. Öğretmen olarak işaret ettiğiniz kavramları, erkenSTEM programında ortaya koyduğu ürün üzerinde kendi cümleleriyle ve anladıklarıyla ifade edebilen okul öncesi ve ilkokul öğrencileri görüyor bu gözler, daha ne olsun? 

 Paylaşmak demiştik…

Uygulamalarından bu kadar verim aldığımız ve etkisine inandığımız STEM çalışmalarımızı neden devlet okulu öğretmenlerimiz de bilmesin? Ülkemizin dört bir yanındaki Uğur Okulları kampüslerinde STEM ve erkenSTEM atölyeleri gerçekleştiriyoruz. Bu atölyelerde il ve ilçe milli eğitim müdürlükleriyle iş birliği içerisinde devlet okullarında görev yapan öğretmenlerimizle buluşuyoruz. STEM ile ilgili bildiğimiz her şeyden bahsediyor, merak edilen şeylere cevaplar ortaya koyuyoruz. Önyargıyla gelip gözlerinin içi gülerek ayrılan, "Biz bunları zaten yapıyoruz" derken atölye sonunda zaten yapılan şey ile STEM'in farkını ifade edebilen öğretmenler tanıyorum. Bu atölyelerde "Bunun için özel zaman lazım" eleştirisiyle karşılaştığımız en dirençli öğretmenin aylar sonra dersindeki erkenSTEM uygulamalarını paylaşmasıyla mutluluktan havalara uçuyorum. Yine bir atölyede katılımcı bir öğretmenimiz "Mükemmelliyetçi tavrımızı biraz törpüleyelim, bırakalım öğrenciler hata yapsın. Biz yanlarında olalım, ondan sonra iyisini zaten yaparlar." dedi bir başka öğretmene. Belli ki öğrencilerine inanması ve güvenmesinin altyazısı, verdiği ders geçme notlarının STEM uygulamalarından zaten etkileneceği yönündeydi. Bu atölyeler merak eden, STEM yaklaşımına ilgi duyan ve sınıfında bununla ilgili uygulamalar yapmak isteyen öğretmenlerle dolup taşıyor! Not defterleriyle gelip, iletişimde kalmak üzere yanımızdan ayrılan ülkenin dört bir yanından öğretmenler tanıyorum ve böylece çoğalıyor olmaktan müthiş keyif alıyorum. 

#UğurdaSTEM

#STEMgelecektir

#erkenSTEM

sosyal medya konu başlıkları altında okullarda STEM kültürü oluşturmak için yürüttüğümüz tüm faaliyetleri gururla paylaşıyorum.

Bütün bu anlattıklarımda boy gösteren öğretmenlerin iç sesleri onlara ne yaptırıyor dersiniz? Bakınız cümleler ne kadar değişirse değişsin, özneler öğrencilik ve öğretmenliği eş anlamlı kılıyor. Bir fizik öğretmeninin Einstein'dan alıntı yapması anlaşılabilir bir durumdur, ama şu "Benim merak ettiğim neden bazı insanların başarılı olup bazılarının olamadığıdır. Bu yüzden yıllarca başarı üzerine çalıştım. 

               Merakınızın peşinden giderseniz başarıya ulaşırsınız." söyleminden hepimiz adına bir pay çıkarıyorum.




 

Yorum

Zaten Hesabınız Varsa Buradan Oturum Açın
Henüz bir yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun
Haydi Binyaprak'lı Ol