Yazılar

    Kabul ederek, https://binyaprak.com/ dışındaki bir üçüncü tarafça sağlanan bir hizmete erişeceksiniz.

    6 dakika okuma süresi (1192 kelime)

    Avrupa Birliği Hukuku Çerçevesinde Türk Vatandaşlarının Serbest Dolaşım Hakkı: Örnek Kararlar

     Türk vatandaşları olarak Avrupa Birliği üye ülkelerinde serbest dolaşım hakkına sahip miyiz? Bu konu ile alakalı haklarımız nelerdir? Çağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde araştırma görevlisi olan Hasan Basri Özkan sizler için bazı örnek kararlar araştırdı.

    LLm-law-hero

     Türk vatandaşları olarak Avrupa Birliği üye ülkelerinde serbest dolaşım hakkına sahip miyiz? Bu konu ile alakalı haklarımız nelerdir? Çağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde araştırma görevlisi olan Hasan Basri Özkan sizler için bazı örnek kararlar araştırdı.

    Hepimizin bildiği gibi Türkiye çok uzun süredir Avrupa Birliği (AB)'ne üyelik konusunda inişli-çıkışlı da olsa çeşitli çalışmalar yürütmektedir. Her ne kadar müzakereler 2005 yılında resmen başlamış olsa da, Türkiye'nin AB yolculuğu resmi olarak ilk 1963 yılında imzalanan Ankara Anlaşması ve Katma Protokol ile başlamıştır. Bu hukuki metin çerçevesinde Türk vatandaşları özellikle AB ülkelerinde yaşamını ikame ettirme açısından önemli haklar elde etmişlerdir ve bu haklar müzakere sürecinin öncesinde de vatandaşlar tarafından kullanılmaya başlanmıştır.

    Bahsettiğimiz hukuki metinlerde Türk vatandaşlarına tanınan çeşitli özgürlüklerin hukuki açıdan düzenlenmiş olması şaşırtıcı değildir. Ancak elimizdeki tek hukuki dayanaklar bu metinlerle sınırlı değil. Aynı zamanda bu anlaşmayı gözetecek ve uyuşmazlıkları çözüme bağlayacak bir AB-Türkiye Ortaklık Konseyi kurulmuştur ve bu konsey tarafları doğrudan bağlayıcı çeşitli kararlara imza atmıştır. Türk vatandaşlarını ilgilendiren, bu kapsamda verilen Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) kararları da mevcuttur.

    Elimizdeki bahsettiğimiz hukuki metinlere bakıldığında özellikle hizmetin serbest dolaşım açısından Türkiye'nin AB nezdinde aslında bir üçüncü ülke statüsünde olmadığını görürüz. Yani herhangi bir sınırlamaya maruz kalmaksızın Türkiye'de yerleşik biri AB ülkelerinden hizmet alabilir ya da bu ülkelere hizmet verebilir. Her ne kadar bu durum böyleyse de, Türk vatandaşlarının bir AB ülkesine gidip oradan hizmet almasının, orada hizmet sunmasının ya da orada yaşamasının önünde üye ülkeye giriş açısından bazı sınırlamalar mevcuttur. Yasal bir şekilde üye ülkede kalmak için bazı şartların gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu açıdan henüz Türk vatandaşları AB vatandaşlarıyla eşit düzeyde haklara sahip değillerdir.

    Bu kapsamda BinYaprak okuyucularını daha çok ilgilendireceğini düşündüğümüz ABAD kararlarını Çağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde Araştırma Görevlisi olan Hasan Basri Özkan sizler için araştırdı. Belirtmek isteriz ki, bu kararlar sadece bilgilendirme amacıyla yazılmıştır ve Avrupa Birliği Hukuku'na ilgi duyanlar var ise, bu alanda ne tip hukuki sorunlarla karşılaşabileceğimize küçük bir aydınlatma getirmek için kaleme alınmıştır. 

    Ezgi Payır, Burhan Akyüz ve Birol Öztürk Kararları

    Ezgi Payır, İngiltere'ye 2000 yılı nisan ayında bir uluslararası kültürel değişim programı çerçevesinde 'au-pair' olarak yasal giriş yapmış ve yetkili makamlara iki yılın sonunda herhangi bir ücretli işe girmeyeceğine dair yazılı beyanda bulunmuştur. Bunun üzerine Payır'a 2002 yılı Nisan ayına kadar yasal olarak İngiltere'de kalmasına izin verilmiştir. İki yıl sonunda Payır, yine yetkili makamlara başvurarak Ortaklık Konseyi kararlarında yer alan şartları yerine getirdiğini iddia ederek, aynı işverene bağlı olarak çalışmaya devam etmek istediğini de belirterek İngiltere'de kalmak ve çalışmak için başvuruda bulunmuş, ancak başvurusu yetkili makamlarca reddedilmiştir. Payır'ın ret kararına yaptığı itiraz üzerine ilk derece mahkemesi kararı bozmuş ancak İngiltere makamlarının temyiz başvurusunda bulunması üzerine ulusal mahkeme ABAD'ın görüşüne başvurmuştur.

    Aynı durumda olan Türk vatandaşları, Burhan Akyüz ve Birol Öztürk de, İngiltere'ye 1999 ve 1997 yıllarında öğrenci olarak giriş yapmışlar ve haftada yirmi saat olmak üzere sınırlı süreli çalışma izni almışlardır. Daha sonra İngiltere'den ayrılmadan önce, İngiltere'de kalmaya devam etmek ve çalışmak üzere başvuruda bulunmuşlar, ancak bu talepleri reddedilmiştir. Akyüz ve Öztürk, bu karara karşı dava açmışlar ve yargılama sürecinde onların davaları ile Ezgi Payır'ın açtığı dava konularının aynı olması nedeniyle söz konusu davalar ulusal mahkeme tarafından birleştirilerek, ABAD'a ön karar başvurusunda bulunulmuştur.

    ABAD, bir üye devlete 'au-pair' ya da öğrenci olarak, belirli bir süre sonra İngiltere'den ayrılma gereğiyle İngiltere'ye giriş yaptıktan sonra, kendisinin Türkiye-AB Ortaklık Konseyi'nin belirlediği şartları sağladığını ileri sürerek İngiltere'de işçi statüsünü kazanabilmesini engellenemeyeceğini belirtmiştir. Bu yüzden ilgili kişilerin söz konusu maddeye dayanarak çalışma ve ikamet izni başvurusu yapabileceğini ifade etmiştir.

    ABAD bu davada, İngiltere'ye yasal olarak giriş yapmış olmak şartıyla, bu ülkede en az bir yıl kesintisiz çalışan Türk vatandaşlarının, çalışma izinlerinin ve buna paralel oturma izinlerinin uzatılması için hak sahibi olduklarını belirtmesi ile önemli bir karar vermiştir. Çünkü ABAD bu kararıyla, bu hakkın, 'au pair' statüsünde iken veya İngiltere'de bir yüksek okul veya master programını bitirdikten sonra bu ülkede bir yıl çalışmak üzere verilen IGS (International Graduate Scheme) vizesi ile çalışma halinde de geçerli olduğunu kabul etmiş, statüsü ne olursa olsun İngiltere'ye yasal olarak gelen ve bu ülkede yasal olarak bir yıl çalışan Türk vatandaşlarının çalışma ve oturma izinlerinin uzatılmasını isteme hakları teminat altına almıştır.

    Gaye Gürol Kararı

    Türk vatandaşı Gaye Gürol Almanya'da, yasal iş gücü piyasasına dahil anne ve babası ile birlikte yaşamaktadır. Gürol, 1995 yılında Tübingen Üniversitesi'nde siyasal ekonomi okumaya başlamıştır. Ekim 1999 ile Eylül 2000 tarihleri arasında eğitim amaçlı olarak İstanbul Boğaziçi Üniversitesi'nde bir kursa yazılmış ve İstanbul'da bu süre boyunca ikamet etmiştir. Gürol, 13 Ağustos 1999 tarihinde İstanbul'daki çalışmaları dolayısıyla burs başvurusunda bulunmuş ancak bu başvurusu Almanya Eğitim ve Öğrenimin Teşvik Edilmesine İlişkin Kanun'un bazı maddelerine istinaden reddedilmiştir. Tübingen Üniversitesi'nin bu eğitimi kesinlikle teşvik ettiğine dair yazısına rağmen, aynı yasanın bir diğer maddesine göre yabancı olarak kabul edildiği için, yurtdışında alacağı eğitimin Almanya'daki eğitiminin bir parçası olduğunu söylenmiş ve sadece söz konusu eğitimin yurt dışında alınmasının zorunlu olması durumunda halinde bursa hak kazanabileceği gerekçesi gösterilmiştir. Gürol, bu karara 29 Eylül 1999 tarihinde itiraz etmiş ancak bu itirazı da reddedilmiştir. Bunun üzerine Gürol, yine Türkiye-AB Ortaklık Konseyi kararları uyarınca burs talep etme hakkının olduğunu ileri sürerek Sigmaringen İdare Mahkemesi'ne başvurmuş ve mahkeme ABAD'a bu konuda ön karar başvurusunda bulunmuştur.

    ABAD, ilgili Ortaklık Konseyi kararının üye devletlerde doğrudan etkiye sahip olduğunu yeniden belirtmiştir. ABAD, bu kararında Türk çocuklarının Alman vatandaşları ile eşit şartlarda eğitim burslarından yararlanma haklarını olduğunu belirtmiştir. 

    Fatma Pehlivan Kararı

    7 Ağustos 1979 doğumlu Türk vatandaşı Fatma Pehlivan 11 Mayıs 1999 tarihinde Hollanda'ya aile birleşimi çerçevesinde giriş yapmıştır. Bu yüzden yetkili makam Pehlivan'a, 1 Ağustos 1999 tarihinde süreli bir ikamet izni vermiş ve bu ikamet iznini de son olarak 24 Temmuz 2003 tarihine kadar uzatmıştır. Bu sırada yetkili makamlar Pehlivan'ın ailesinin yanında üç yılı aşkın bir süredir yaşadığını bilmektedir. Pehlivan, 22 Aralık 2000 tarihinde Türkiye'de bulunduğu süre içinde bir Türk vatandaşı ile evlenmiş ve eşi için ikamet başvurusunda bulunmuştur. Ancak bu ikamet başvurusu, Fatma Pehlivan'ın Türkiye'de bir Türk vatandaşı ile evlenmesi nedeniyle artık Hollanda'da bulunan ailesinin bir bireyi olarak kabul edilemeyeceği gerekçe gösterilerek reddedilmiş ve Fatma Pehlivan'ın eşi sınır dışı edilmiştir. Daha sonra Pehlivan çifti Türk mahkemelerinin verdiği kararla boşanmış, Fatma Pehlivan ise ailesinin yanından ayrılarak, evliliği sırasında dünyaya gelen oğlu ile ayrı bir eve taşınmıştır. Ancak Hollanda makamları, 13 Ekim 2003 tarihinde verdiği kararla Fatma Pehlivan'a verilen ikamet iznini geriye dönük olarak iptal etmiş, gerekçe olarak ise Fatma Pehlivan'ın, bu süre içerisinde evlenmesi nedeniyle artık Hollanda'da yaşayan ailesinin bir bireyi olmadığı öne sürülmüştür. Pehlivan, Lahey İdare Mahkemesi nezdinde bu karara itiraz etmiş, mahkeme de ABAD'a başvuruda bulunmuştur.

    ABAD, yine Ortaklık Konseyi'nin ilgili kararları uyarınca, kişinin aile birleştirmesi kapsamında bir üye ülkeye giriş yapması dolayısıyla kazanacağı hakları, evlilik nedeniyle kaybetmeyeceği şeklinde karar almıştır.

    Bu davada ABAD, vatandaşlarımızın üye ülkede aile birleştirmesi kapsamında ikamet ederken, aile bireyi sayılmaları konusunda olumlu bir karar almış, "aile bireyi" sayılma hükmü genişletilmiştir.

    …ve birkaç tespit

    ABAD Türk vatandaşları lehinde çok önemli kararlar vermiş olmasına karşın son dönemlerde özellikle politik baskının getirdiği sebeplerle kurumsal kimliğinden çıkıp bazı politik kararlar da vermiştir. Bu kararları burada incelemedik ancak Türk vatandaşlarının aleyhinde kararların verilmesi, bazı sorgulamalara yol açmaktadır. Her ne kadar durum böyle olsa da, Avrupa Birliği müzakerelerinin eski önemini kazanmasıyla durumun düzeleceği görüşündeyiz.

    Sevgilerimizle,

    Ar. Gör. Hasan Basri Özkan & Dr. Ayşe Elif Yıldırım

     

    Yorum

    Zaten Hesabınız Varsa Buradan Oturum Açın
    Henüz bir yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun

    Kabul ederek, https://binyaprak.com/ dışındaki bir üçüncü tarafça sağlanan bir hizmete erişeceksiniz.

    © 2021 BinYaprak. Tüm Hakları Saklıdır.
    Bir TurkishWIN girişimidir.