Yazılar

    Kabul ederek, https://binyaprak.com/ dışındaki bir üçüncü tarafça sağlanan bir hizmete erişeceksiniz.

    8 dakika okuma süresi (1512 kelime)

    Koreli Bir Türk Gencin Gözünden Türkiye'de Kampüs Hayatı

    Kore'den İstanbul'a uzanan, kampüs hayatlarını ülkeler bazında karşılaştırdığımız, Erasmus anılarından aslında kendini bulma yolculuğuna eşlik edeceğiniz yazımızı keyifli okumalar!

    Koreli Bir Türk Gencin Gözünden Türkiye'de Kampüs Hayatı

    Kore'den İstanbul'a uzanan, kampüs hayatlarını ülkeler bazında karşılaştırdığımız, Erasmus anılarından aslında kendini bulma yolculuğuna eşlik edeceğiniz yazımızı keyifli okumalar!

    1) Türkiye'de kampüs hayatını değerlendirecek olsanız nelere değinmek istersiniz? Okulunuz hayallerinize ne kadar yakın?

    Türkiye'deki kampüs hayatını düşündüğümde aklıma sahip oldukları maddi imkanlarıyla öne çıkan özel üniversiteler geliyor. Çünkü özel üniversitelerin okul yönetimlerinin, kendilerini tanıtmak ve öğrencileri memnun etmek adına kampüs hayatına daha çok yatırım yaptıklarını görüyorum. Bir devlet üniversitesi öğrencisi olarak da şunu söyleyebilirim, maalesef devlet üniversitelerinde öğrencilerin kampüs hayatı olanakları çok sınırlı(maddi sebeplerden ötürü) ve okul yönetimi ise yeni öğrencileri kampüs hayatına entegre etmek konusunda ilgisiz. Dolayısıyla kampüs hayatının kalitesi tamamen öğrenci kulüplerinin performans ve faaliyetlerine kalıyor. Okullara kampüslerin geliştirilmesi için daha fazla bütçe verilmesi ve okul yönetimi-öğrenci ilişkisini geliştirecek ve her iki tarafın da karlı çıkacağı düzenlemeler gerekiyor diye düşünüyorum. 

    2) Güney Kore kampüs hayatı ile kendi üniversitenizi karşılaştırma yapmanız mümkün mü? Mümkünse artı ve eksi yönleri nelerdir? 

    Güney Kore'deki kampüs hayatıyla kendi okulumu karşılaştırmak tam olarak mümkün değil çünkü Kore'de üniversitelerin tamamı ücretli ve dönemlik ortalama 5000$ gibi bir ücret söz konusu. Kampüs olanaklarını değerlendirmeye almayarak adil bir karşılaştırma yapacak olursam, Kore'deki okulların yönetimleri, öğrencilerin kendi aralarındaki ve kampüs hayatına olan entegrasyonuna çok daha fazla önem veriyor. Kore'ye kıyasla bizim okula yeni başlayan öğrencilere ilgi sıfır. Örneğin, Kore'de üniversiteye ilk girdiğinizde okulun düzenlediği kaynaşma gezilerine gidersiniz ve kendi bölüm arkadaşlarınızla, dönem arkadaşlarınızla ve üst dönemdeki öğrencilerle hiç vakit kaybetmeden tanışma şansı yakalıyorsunuz. Kampüs içi etkinlikler de bizim kampüse göre daha sık. Kısacası bizim okulda ne yapılıyorsa öğrencilerin fedakarlığıyla oluyor. Bizim okulun Kore'deki okullara göre artı yönleri ise öğrenimin ücretsiz olması ve benim gibi kampüs hayatına çok da ilgili olmayan bir öğrencinin kendini "kaybettirebilmesi".

    3) Tekrar tercih yıllarınıza dönseniz yine Galatasaray Üniversitesini mi seçerdiniz? Neden? Okulunuz sizce hangi yönleriyle diğer üniversitelerden farklı? 

    Tercih yıllarıma dönsem tekrar Galatasaray'ı seçerdim. Çünkü dediğim gibi kampüs hayatında en azından Türkiye'de bir beklentim yok. Kore'de okusaydım böyle düşünmezdim. Okulumuzun öğrenci sayısı da diğer devlet üniversitelere göre oldukça az, kısacası butik bir üniversite. GSÜ'nün butik üniversite olması da olmayan kampüs hayatımız için ideal bir özellik. Okul pek kalabalık olmuyor ve az insanla karşılaşıp sahilde keyifli bir şekilde kahvenizi içip eve dönebiliyorsunuz. Bölümlerdeki öğrenci sayılarının düşük olması da hocalarımızla hiçbir devlet üniversitesinde yakalayamayacağınız samimi ilişkileri kurabilmenize olanak tanıyor. Beraber sosyal yaşantınızda buluşup değerli tecrübelerinden faydalanabiliyoruz. Okulun sahip olduğu maddi kaynaklardan(öğrenim bursu, erasmus bursu vs.) kişi başına daha fazla yararlanma hakkı düşüyor. 

     4) Sizce kampüs hayatı insan entelektüel kültürünü nasıl etkiler? Önemli olan okunan bölüm müdür yoksa okunduğu üniversite mi?

    Eskiden üniversitede seçilen bölüm bir insanın kariyerini tamamen şekillendiriyordu. Ama artık bu durumun değiştiğini düşünüyorum.(Tıp, hukuk gibi aşırı spesiyaliz bölümler dışında) Ülkemizdeki eğitim eşitsizliğinin de giderek arttığı göz önünde bulundurulursa, iyi üniversitelerden herhangi birinde herhangi bir bölümü okumak, kötü bir üniversitede çok istediğiniz bir bölümü okumaktan orta ve uzun vadede daha iyi bir tercih diye düşünüyorum. Çünkü artık çok fazla üniversite mezunu iş gücü var ve bu insanları birbirinden ayırt edecek özellikler gittikçe azalıyor. Bu durumda da öğrencileri ayıran en büyük faktörlerin okulun adı, okuldaki hocaların kalitesi, okuldaki ders çeşitliliği, okulun sahip olduğu yurtdışı imkanı ve okul yıllarında kazandığı vizyon ve dünya görüşü olduğunu düşünüyorum. Günümüz bilgi çağında bir öğrencinin üniversite hayatından alması gereken şeylerin de şunlar olduğunu düşünüyorum: Sinyal teorisine dayanarak kendisini iş ve sosyal yaşantısında ön plana çıkaracak okul prestiji, hocalarından aldığı tavsiye ve vizyonlar, okulun desteğiyle değişim programlarına gidip yurtdışını görmesi ve son olarak vizyonlarına göre seçtiği çeşitli alandan derslerle ufkunun genişlemesi. Bana kalırsa bir öğrenci ancak bu şekilde kendi entelektüel birikimini maksimize ederek ve kendi dünya görüşünü oluşturarak okulundan mezun olur.

    5) Daha önce Erasmus tecrübeniz oldu mu? Olduysa hangi üniversitede gerçekleştirdiniz ve neler tecrübe ettiniz? Olmadıysa hangi ülkede ve hangi üniversiteyi tercih ederdiniz? Neden?
    Ben bölüm ikincisi ve burslu olarak Fransa'nın Strasbourg kentinde erasmus yapma imkanı yakaladım. Gittiğim üniversitenin adı University of Strasbourg'tu. Orada okulumda daha önce hiç yaşayamadığım kampüs hayatını deneyimleme şansım oldu. İlk defa bir amfide derse katıldım ve büyük öğrenci partilerine katıldım. 300'den fazla Fransız öğrencinin olduğu amfi derslerinde kelimenin tam anlamıyla kayboldum. Hocalarla iletişimin olmamasına ve insanların birbirlerini çok az tanıyor olmalarına baya şaşırmıştım. Bizim okulda pek mümkün olmayan durumlar bunlar. Genel olarak insanın yurtdışında yaşaması ciddi anlamda ufkunu ve dünya görüşünü genişletiyor. Kendinizin aslında ne kadar önemsiz olduğunu anlıyorsunuz, çok farklı kültürler ve aileler görüyorsunuz ve çok sayıda milletten arkadaşlar edinip aslında herkesin benzer sıkıntılar ve acılar çektiğini anlıyorsunuz. Erasmus benim için iyi bir düşünme ve gözlemleme fırsatı oldu diyebilirim. Ben şu an sahip olduğum vizyonu ve mesleğimi erasmusta edindiğim deneyimlere ve orada yakaladığım derin düşünme ve sorgulama fırsatlarıma borçluyum diyebilirim.

    6) Türkiye'deki cinsiyet eşitliğini nasıl değerlendirirsiniz? Sizce kariyer basamaklarını tırmanırken cam tavan engeli Güney Kore'ye göre ne durumda? İki ülke arası kadın erkek eşitliği hakkında değerlendirme yapabilir misiniz? 

    Türkiye'deki cinsiyet eşitsizliğini üzücü buluyorum. Her ne kadar bu eşitsizliğe daha rasyonel ve ekonomik olarak yaklaşıp bir "emerging country issue" demek istesem de ülkemizde işlenen aile içi kadın cinayetleri ve taciz tecavüz gibi olaylar bana Türkiye'deki problemin çok daha derin olduğunu düşündürtüyor. Kore'den ilk geldiğimizde babam da dahil olmak üzere ailece Türk dizilerinin ve televizyon yapımlarının şiddete özendirmelerine ve kadınları da en büyük hedef olarak ele almalarına şoke olmuştuk. Bu yüzden Türk televizyon programlarını izlememize babam karşı çıkardı. Kore medyasını izleyerek büyümüştük ve geldiğimizde Kurtlar Vadisi vb. dizileri çok absürt bulmuştuk. Bu bağlamda ülkemizde geleneksel medyanın ve ülkemizdeki politika yapıcılarının toplumu bilinçlendirmek yerine kadınları daha da hedef haline getirdiğini düşünüyorum. Son yıllarda gençlerin televizyon izlemiyor oluşunu ve zamanını sosyal medyada daha çok geçirmesini bir içerik üreticisi olarak desteklemekteyim... Kore de halen tam olarak gelişmiş ülke kategorisine girmiyor dolayısıyla kadın hakları konusunda Türkiye'nin bir tık daha gelişmiş hali gibi geliyor bana. Hatta Türkiye, bence cam tavan konusunda Kore'ye göre daha iyi durumda. İstatistiksel bir veriye sahip değilim fakat ben Kore'de Türkiye'de duyduğum gibi hiç kadın CEO'lara rastlamadım. Fakat Kore kadınların terfi almaları ve kadın işçi ücretleri konusunda Türkiye'den daha başarılı.(Demek ki Kore eşitsizliği azaltabilmişse de farklı istatistiki dilimde sorunu tam çözebilmiş değil) Kültürel anlamdaki Kadın-erkek eşitsizliği Kore'de Konfüçyüsçülükten geliyor ve o kültürün zayıflamasıyla büyük oranda yok olmuş durumda. Ekonomik eşitsizlik konusunda da son hükümet özellikle kadın hakları konusunda ciddi eforlar sarf etti ve artık tartışmalar "kadın üstünlüğü"ne dönmeye başladı. Türkiye'deki kadın erkek eşitsizliği kültürel anlamda çok kök salmış durumda. Kore'de yaşandığı gibi bazı dominant kültürlerin artık yok olması gerektiğini düşünüyorum. 

    7) Hem Türk kültürüyle hem de Kore kültürüyle yetişmenin en zor ve en keyifli yanlarından bahsedebilir misiniz? 

    Hem Kore hem de Türk kültürüyle yetişirken çok fazla zorlandığımı söyleyemem, iki kültür de birbirine oldukça benziyor. Bu benzerlikleri fark etmek de insana büyük keyif veriyor. Ben iki kültürün olumlu yönlerini cımbızla çekip olumsuz yönlerinden kurtulduğumu düşünüyorum. Bunun zor yanı bir kültürde sevdiğim şeye göre öbür kültürümü yargılamak oluyor ve iki kültüre %1'lik bir entegre olamama payı bıraktırıyor. Örneğin: Kore'de bir yaş bile büyük birisi benim için abi veya abla sayılır ve abi/abla diye hitap edersiniz. Bu yüzden Türkiye'de benden 1-2 yaş büyük olan insanlarla arkadaşlık kurmak ve onlara hitap etmek bana hala biraz garip geliyor. 

    8) Güney Kore'den Türkiye'ye taşındıktan sonraki adaptasyonunuz nasıl oldu? Dil engelini nasıl aştınız? Bu kadar uzun süre Türkiye'de yaşadıktan sonra Güney Kore'ye döndüğünüzde nasıl hissettiniz? 

    Kore'den taşındığımızda direkt bir devlet okuluna babam beni yazdırdı. Tanrı'nın yardımıyla çok değerli bir sınıf hocasıyla ve çok iyi arkadaşlarla tanıştım. Hiç Türkçe bilmediğim halde bir anda sınıfın gözbebeği oldum. Bana herkes Türkçe öğretmeye çalışırdı ve onlarla konuşamazsam da herkes beni aralarına alırdı. Sınıf hocam benimle hep özel bir şekilde ilgilenirdi, bir defterimiz vardı hiç unutmuyorum nesneleri kendisi çizer bana kelimeler öğretirdi. Bu şekilde ben Türkiye'ye çok kolayca adapte oldum ve o zamana dair hep güzel şeyler hatırlıyorum. Dil engelimi nasıl aştığımı hiç hatırlamıyorum, en başlarda telaffuzda ve cümle kurmalarda sıkıntı yaşadığımı hatırlıyorum ama onları nasıl aştığımı hatırlamayacak kadar doğal bir şekilde her şey çözüldü. Biz Kore'ye her iki yılda bir kez yaz tatillerinde giderdik. Her gidişimizde Kore'nin tanınmayacak kadar değişmiş olması ve benim bir o kadar Türkleşmem beni ürkütürdü. Ama şu an oraya gitsem de Türkiye'de olsam da her iki ülkede de kendimi memleketimde ve mutlu hissediyorum.

    9) Galatasaray Üniversitesi'nde okumak isteyen öğrencilere nasıl tavsiyelerde bulunursunuz?

    Galatasaray Üniversitesi'nde okuyacak arkadaşlarıma öncelikle Fransızcanın zor bir dil olduğunun farkında olsunlar demek istiyorum. Kendileri belli bir seviyede tıkandıklarında morallerini bozmasınlar. Hazırlık yılında Fransızcayı olabildiğince çok öğrensinler. Benim yapamadığım ama herkesin yapması gerektiği gibi öğrenci kulüplerinde aktif olsunlar ve herkesle iyi iletişim kurmaya özen göstersinler. Bölümdeki hocalarla iyi iletişim kurmaya ve derslerinde başarılı olmaya özen göstersinler. Okulda az kişiyle ve az hocayla tanışacak olsalar da bunların ne kadar değerli olduğunu benim gibi mezun olduktan sonra anlamasınlar. Erasmusta farklı farklı ülke ve şehirleri görsünler. Olabildiğince farklı alanlardan seçmeli dersler alıp kendilerini sıradan bir X üniversitesi Y bölümü mezunundan farklı kılsınlar. Hayatına anlam kazandırmanın önemini anlamış bir şekilde ve bir hayat amacıyla mezun olsunlar. 

     10) İlham aldığınız ve size yön veren kişiler/kadınlar kimlerdir?

    Bana ilham olan insanlar: Yoo Kwan Sun(Japon işgali sırasında barışçıl bir şekilde bağımsızlık savaşı veren bir kadın lider), Atatürk, Martin Luther King, Abraham Lincoln, Ronald Reagan, Jung Hee Park(1960-80 yıllarında Kore'yi kökten değiştiren devlet başkanı)Joo Yeong Jung(Hyundai'nin Kurucusu), Marie Curie, Mother Teresa.

    11) Anahtar Kelimeleriniz nelerdir?

     Sevgi, hedef, motivasyon, self-improvement, umut. 

     

    Yorum

    Zaten Hesabınız Varsa Buradan Oturum Açın
    Henüz bir yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun

    Kabul ederek, https://binyaprak.com/ dışındaki bir üçüncü tarafça sağlanan bir hizmete erişeceksiniz.

    © 2021 BinYaprak. Tüm Hakları Saklıdır.
    Bir TurkishWIN girişimidir.