Kabul ederek, https://binyaprak.com/ dışındaki bir üçüncü tarafça sağlanan bir hizmete erişeceksiniz.

    5 dakika okuma süresi (1050 kelime)

    Duygusal Zeka ve Seçimler

    "İşin en büyüleyici tarafı da unutmayalım ki her yeni gün yeni seçimlerle geliyor. Bugün olmadı mı yarın yeni seçimlerle yeni bir yol yaratmak her zaman mümkün." Keyifli okumalar! 

    Body-image-B-Emotional-Intelligence-e1501667861294-1920x1350

    "İşin en büyüleyici tarafı da unutmayalım ki her yeni gün yeni seçimlerle geliyor. Bugün olmadı mı yarın yeni seçimlerle yeni bir yol yaratmak her zaman mümkün." Keyifli okumalar! 

    Televizyonda bir dizi var, hiç seyretmedim sadece isminin 'Doğduğun Ev Kaderindir' olduğunu biliyorum. Hiç seyretmeme rağmen ismi beni epeyce düşündürdü. Düşündürmekten de öte hafif rahatsız etti diyebilirim. Yalnız yanlış anlaşılmasın dizinin içeriği ile ilgili bir yorum değil benimkisi. Sadece isminin bana çağrıştırdıklarından bahsetmek istiyorum. Hayatta yaptığımız ya da yapamadığımız her şeyi kaderci bir bakış açısıyla doğduğun eve bağlamak çok içime sinmiyor. Bana kurban psikolojisini çağrıştırıyor, sevmiyorum. Bunun nedenlerini birazdan anlatacağım.

    Doğduğumuz ev kaderimiz değil ama gerçeğimiz. Gerçeğimizle yüzleşmeden kendimizi ileriye taşımak zor. Doğduğumuz evin dinamiklerini, annemizi, babamızı, kardeşlerimizi, onlarla ilişkilerimizi anlamadan kendimizi anlamak imkansız. Burada anlamak demek suçlamak, yargılamak, eleştirmek değil ama aynı zamanda yok saymak da değil. Büyüdüğümüz evin bize kattığı birçok artı olduğu gibi bizi acıtan, iz bırakan tarafları da olmakta. Hayatta hiçbir şeyin sadece avantaj olarak geldiğini düşünmüyorum, madalyonun her zaman iki tarafı var. Burada önemli olan bizi güçlendiren taraflarını almak, daha sık kullanmak, bize hizmet etmeyen tarafları fark etmek ve bırakmak. Yargılamadan objektiflikle bakmak ve anlamak.

    Öz farkındalık açısından doğduğumuz evin dinamiklerini anlamak önemli. Bugün bizi biz yapan ve çoğunlukla bilinçaltımızda yer alan birçok duygu, inanç sistemi, düşünce kalıbı doğduğumuz evden geliyor. Kendi duygu ve düşüncelerimizin nereden geldiğini anlamak için evimizin içine bakmamız şart. Ben 3 kardeşli bir evde ortanca çocuk olarak büyüdüm. Babam çok zor bir çocukluk ve gençliğin ardından yoktan var etmiş, çok çalışkan ve azimli bir adam. Azmi, çalışkanlığı ve hayatta başardıkları hep bana ilham olmuştur. Babam bize hep başarılı olmak için çok çalışmamız gerektiğini söylerdi. Aslında bakarsanız birçok ebeveynin çocuklarına çok iyi niyetle söylediği bir nasihat. Ben her zaman sorumluluk sahibi ve çalışkan bir insandım fakat 30'lu yaşlara geldiğimde 'başarı' kelimesiyle ilişkimin beni çok yorduğunu fark ettim. Öncellikle benim için başarı çok çalışılarak, bolca ter ve emek harcayarak elde edilebilecek bir şeydi. Başarılı olmak benim gözümde çok yüksek mertebedeydi. Bu yüzden de kolay gelen başarıyı sahiplenmediğimi fark ettim. Sahiplenmemenin ötesinde 'ne var canım bunu herkes yapar' diyerek başarılarımı küçümsediğimi, önemsemediğimi anladım. Eminim babam bu nasihati verirken bendeki yansımasının böyle olacağını aklının ucuna bile getirmemişti. O yüzden bazen çok iyi niyetli kelimelerin bile karşı taraftaki yansıması çok farklı olabiliyor. Bu inancımı ve kalıbımı anlamak benim tekrar kendi içimde ''başarı'' kelimesini tanımlamaya itti. Babamın başarı tanımı yerine kendi başarı tanımımı yapmak, içselleştirmek başarı ile olan ilişkimi daha sağlıklı ve otantik yaptı. Kendi otantik tarafımı daha çok ortaya çıkarmayı sağladı. İşte kendi inanç sistemimizdeki bu kalıpları anladığımız zaman o zaman bunları değiştirmek için seçim yapma şansımız doğuyor.

    Hayattaki edindiğimiz ilk rolleri aile içinde deneyimliyoruz. İlişki dinamiğini ilk aile içinde öğreniyoruz. Aile içinde edindiğimiz roller ve deneyimlediğimiz ilişki dinamiği bizim aile dışındaki ilişkilerimizde tonumuzu belirlememize sebep oluyor. O zaman ilişkilerdeki tutumumuz, davranışımız ve inancımızı anlamak istiyorsak aile içindeki ilişki dinamiğine bakmamız şart. Aile içinde yaşadığımız hangi dinamikler bugün kendi ilişkilerimizde karşımıza engel olarak çıkıyor? Bir tek aile de sınırlamamız gerekiyor tabi öğretmenlerimiz, arkadaşlarımız, komşularımız gibi büyürken hayatımızda olan diğer insanlarla olan ilişkimizin de muhakkak bugünkü ilişkilerimizde izleri var.

    Ben X kuşağı çocuğuyum. Bizim kuşağın belki de en çok duyduğu cümlelerden bazıları 'büyükler konuşurken çocuklar lafa karışmaz', 'çocuk aklında lafa girme', 'sen çocuksun bilmezsin' gibi cümlelerdi. Bizim jenerasyon maalesef kendi sesi olduğunu geç öğrenen bir jenerasyon. Kendi ihtiyacından önce otoritenin ya da başkalarının ihtiyaçlarını önceliklendirmeyi öğrenmiş bir jenerasyon. Bizler kendi ihtiyaçlarımızı önceliklendirmeyi, talep etmeyi, otoriteyi sorgulamayı bugünkü jenerasyona göre daha geç öğrendik. Ben kendi çocuklarıma baktığımda kendi seslerini çok erken keşfettiklerini görüyorum. Bunun da temel sebebi aile içinde, tabi ki belirli sınırlar dahilinde, onların sesinin duyulması için onlara hep alan açılmasıydı.

    Başta da yazdığım gibi kurban psikolojisini hiçbir zaman sevmedim, sevemeyeceğim de. Hayattaki seçim yapma özgürlüğümüz elimizden alınıyor gibi hissediyorum, hoşuma gitmiyor. Özgürlük benim en önemli değerlerimden biri olduğundan dolayı da olsa gerek özgürlüğümün elimden alındığı herhangi bir durum ya da yerde durmam hiç mümkün olmuyor. Varoluşçu terapiye baktığımız zaman hayatın seçimlerden ibaret olduğunu söylüyor bize. Ben de buna yüzde yüz katılıyorum. Temel ihtiyaçları giderilmiş her yetişkinin kendisi için en verimli, en tatmin edici seçimleri yapabilecek zekaya, akla ve yaratıcılığa sahip olduğuna inanıyorum. İçimizde çok kıymetli ve zengin bir kaynak var. Bu zengin kaynağı ulaşmanın en temel yolu da öz farkındalık. Seçim yapabilmemin hayatı daha eğlenceli, dinamik bir hale getirdiğine inanıyorum. Her seçim yeni bir yol yeni bir olasılık. Bu bana heyecan veriyor. Hayatın her anında bambaşka seçimlerle bambaşka yollar hep mümkün.

    Hayatımızda hangi aileye doğduğumuzu seçme şansımız yok. Çocukken rol model olarak gördüğümüz ebeveynlerimiz, diğer aile fertleri, öğretmenlerimiz ya da arkadaşlarımızdan alıp bilinçaltına attıklarımızda da kontrolümüz ya da seçme şansımız yok. Ama bugün yetişkin bir birey olarak her gün kendimiz için yeni seçimler yapma kabiliyetimiz ve gücümüz var. Her gün yeni bir gün ve her gün yeni seçimleri de beraberinde getiriyor. O yüzden geçmişi yok saymadan ama geçmişe saplanmadan bugün yeni seçimler yapmak mümkün. Seçim yapabilmek, kendi hayatımız üzerinde kontrolümüz olduğu hissetmek kişiyi hem özgürleştirir hem de güçlendirir.

    Yetişkin olmak aynı zamanda seçimlerimizin sorumluluğunu da almayı gerektirir. Seçtiğimiz her yol muhteşem olacak diye bir garanti yok. Belki yaptığımız birçok seçim istediğimiz gibi gitmeyebilir. Burada en kolay şey başkasını suçlamak. Şunu unutmayalım ki kimse bize hiçbir şeyi zorla yaptıramaz. İnsanlar bize belli bir şekilde davranıyorsa bunda bizim de payımız kesinlikle var. Biz de o insanların bize öyle davranmalarına izin veriyoruz demektir. O yüzden seçimlerimizin sonucunda kendimizi ya da etrafı suçlamak yerine bundan sonraki seçimde ya da olayda neyi farklı yapabilirim diye bakmak gerekiyor.

    Seçim yapabilmek aynı zamanda kendimizi konfor alanımızın dışına çıkarmak da demek. Risk almak, cesur olmak, kendimizle ve etrafımızla yüzleşmek demek. Bazen etraftaki tüm sesleri kapatıp kendimiz için seçimler yapmak ve o seçimlerin sorumluluğunu almak gerçekten cesaret, azim ve dayanıklılık demek. Yaptığımız seçimler istediğimiz gibi sonuçlanmadığından kendimizi hırpalamadan, etrafı suçlamadan, düştüğümüz yerden kalkıp yola devam etmek demek. Kolay olduğunu asla söylemiyorum ama insan olmak da işte tam bu demek. Büyümek, gelişmek, kendimizin daha iyi bir versiyonu olmak için seçim yapmak gücümüzü kullanmak demek.

    İşin en büyüleyici tarafı da unutmayalım ki her yeni gün yeni seçimlerle geliyor. Bugün olmadı mı yarın yeni seçimlerle yeni bir yol yaratmak her zaman mümkün.

    Sartre'nin bir söyleşide çok güzel anlattığı gibi:

    '' İnsanı kurtuluşa götüren çizilmiş bir yol yoktur; her insan daima kendi yolunu sürekli kendisi çizmelidir. İnsan kendi yolunu çizmekte özgürdür; çizdiği yoldan, hiçbir mazeret olmaksızın sorumludur ve umut, tümüyle kendi içindedir.''

     

    Yorum

    Zaten Hesabınız Varsa Buradan Oturum Açın
    Henüz bir yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun

    Kabul ederek, https://binyaprak.com/ dışındaki bir üçüncü tarafça sağlanan bir hizmete erişeceksiniz.

    © 2021 BinYaprak. Tüm Hakları Saklıdır.
    Bir TurkishWIN girişimidir.