Birden Çok İnsan Umay Cimtay İle Röportaj :)

    IMG_924_20260113-205931_1

    Umay merhaba,

    Yapımcı, denizci, pilates eğitmeni, hayvan dostu, insan canlısı ve daha nicesi Umay Cimtay, bu ne güzel bir enerji böyle.

    BinYaprak ekibinde kız kardeşlerimize ilham olacağını düşündüğüm ve dokunuşların arkasındaki etkini merak ettiğim için seninle online bir röportaj gerçekleştirmek istedim.


    Seni kısaca tanımak istemeden önce bu soyadın nereden geliyor bizi bir aydınlatır mısın? Bu bir nüfus memuru hikayesi mi yoksa size özgü bir hikâyeyi içinde bulunduruyor mu? Yanlış anlaşılmalara ilişkin 'gymtime' gönderini sosyal medyada gördüm oldukça yaratıcı.

    Bu bilginin doğrusunu bilen yok sülalemizde. Rahmetli dedem, İran'da rejim değişince Türkiye'ye gelmiş. İran'da atlarla ilgili olan kimse bir şey diyorlar ama vallahi, gördüğün gibi ben de hatırlamıyorum.

    Seni kısaca tanıyabilir miyiz? 

    Bu soru bana bir videoyu hatırlattı. "Kimsin?" diye sorulduğunda, işinden ve ne yaptığından bahsetmeden kendini tanımlayabiliyor musun? Çok zormuş gerçekten. O yüzden ben oradan başlayacağım.
    94'lüyüm, doğma büyüme İstanbulluyum. Yeditepe Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümünü bitirdim. 12 sene köpeğim vardı, Reina; şimdi ışıklar içinde. 2024 Aralık'ta bahçede bulduğum bir kediyi sahiplendim. Şimdi Bulut ile yaşıyoruz.
    Güzel yemek yemeyi çok severim. Eğer yemeğim çirkinse ya da açsam, inanılmaz sinir bozucu bir insana dönüşüyorum.
    Sevdiğim insanları ÇOK severim; onlara karşı anaç biriyim. Hayvanlara da sınırsız sevgim var.
    Kafamı rahatlatma aktivitelerimin bağımlısıyım: spor ve nakış yapmak. Bunlardan birini belli bir süre yapamazsam, Tazmanya canavarına dönüşüyorum. Kendime o es'i mutlaka vermem gerekiyor. Ben de kısaca, "UC" diye kötü bir şakayla bitiriyorum bu paragrafı.
     

    Yapımcısın. Ne güzel işler yapıyorsunuz İbrahim Selim ile… Hepsinin müptelası oldum, hem de çok kısa bir süre içerisinde. Sen bu işin neresindesin? Neresinde başladın? Bu çok büyük bir başarı, tebrikler.

    Çok teşekkür ederiz! Kısaca "nereden başladım" kısmını anlatayım.
    2019'da iş aradığım bir dönemde Instagram'da bir ilan gördüm. Görece bilinen bir ajans, iş tanımı kabaca yapılmış ve yeni mezunlara yönelik bir pozisyon açmıştı. Benim de o sırada 1,5 yıllık bir deneyimim vardı. "Bir göndereyim, en kötü ihtimalle görüşme deneyimi olur," dedim.
    Hızlıca dönüş yaptılar. İlk görüşmede, bir celebrity ile çalışacağımı ama kim olduğunu ikinci görüşmede öğreneceğimi söylediler. Ajansın çalıştığı isimlere bakınca, geçmiş set ve Art House deneyimime en çok İbrahim Selim'in uyduğunu düşündüm. İkinci görüşmeye gittiğimde zaten masada İbrahim Selim oturuyordu.
    İşe başladığımda İbrahim Selim ile Bu Gece, Zorlu Touché'de 7. bölümdeydi. Asistan olarak girdim; ekip çok küçüktü ve her şey yeni yeni oturuyordu. Derken pandemi başladı, online bölümlere geçildi. Herkes ayrı yerlerdeyken, süreçleri birebir birlikte yürüttük ve işin her aşamasının içinde oldum.
    Bu benim için bir fırsattı ve ben de elimden gelen her işe dahil oldum. Kurgu ofislerinde uykusuz geceler geçirdik; montajdan prodüksiyon sürecine kadar her şeyi öğrenme şansım oldu. En büyük avantajım, İbrahim Selim'in süreçleri her zaman şeffaf bir şekilde yönetmesiydi. İlk 6 ay menajerler, PSM ve benzeri kurumlarla iletişim kurarken "Doğru dili nasıl kurarım?" diye ciddi anksiyeteler yaşadım. Şimdi ise yıl 2026. Birlikte yüzlerce bölüm ve yüzlerce farklı iş yaptık. Önce asistanıydım. Şimdi ise İbrahim Selim'in tüm işlerini kendisinin öncülüğünde birlikte yürütüyoruz.

    Bunca şeyi yaparken ve yoğunken hayatın içindeki motivasyonunu nereden sağlıyorsun?

    Yapı olarak o kadar durmayı ve dinlenmeyi bilmeyen biriyim ki, tüm arkadaşlarım bana sürekli "Biraz otur, dinlen; sen de insansın, yatman gerekiyor," gibi cümleler kuruyor. En yakın arkadaşlarımdan biri, mesela, bana 3 sene önce hiçbir şey yapmadan durma deneyimini öğretti. Üretme ve hareket etme bağımlılığım var bence. Bilgiye de aç biriyim; dolayısıyla benim için bir şeyleri yapmak, yapmamaktan daha kolay. Diğer türlüsünü gerçekten bilmiyorum. Hareket ettikçe yaşadığımı anlıyorum zaten. Bir kere geliyoruz dünyaya. Zamanımı en verimli şekilde geçirmeye çalışıyorum. 

    Yaptığın bu işlerin en çok hangisinden inanılmaz keyif alıp rüyalarında bile o iş ile devam ediyorsun?

    Hepsi benim bebeklerim ya da hanım hanımcıklarım; "Bunlar benim yavrularım," diyebilirim. Hepsinin beni ayrı ayrı besleyen, tatmin eden tarafları var ama bazen gece rüyamda konuğun son dakika iptallerini görüyorum; canhıraş konuk arıyorum. Ama tabii Foto'n Gitti'nin yeri kalbimde bambaşka. Yaparken hem çok eğleniyorum hem de haftalık kaos ihtiyacımı insanların ilişkilerinden karşılıyorum diyebilirim :D Akrep burcu olduğumun belli olduğu satırlardayız.

    Bugünkü seni sektöre ilk adım atan halinle bir odaya koysak ona ne söylerdin? Çalışma hayatına yeni başlayan arkadaşlarımıza da bir nasihat niteliğinde olur diye düşünüyorum :)

    23 yaşımda öğrendim; şimdi 31'imdeyim. Hâlâ dört koldan sarıldığım tek ilke: kişiselleştirmemek. Çok insanlı işler yapıyorum; her projede farklı kişilerle çalışıyorum. Zaman zaman tatsız bir tavırla ya da üslupla karşılaştığımda kendime hep aynı soruyu soruyorum:
    "Bu bana, ben Umay olduğum için mi yapılıyor; yoksa o kişi karşısındaki kim olursa olsun aynı davranışı mı sergileyecek?"

    Cevap çoğu zaman belli. Bu küçük soru–cevap, bana yolumu bulmamda sağlam bir pusula oluyor. Pes etmememi, süreci daha sakin ve sağlıklı yönetmemi sağlıyor. 

    Bize hayallerinden bahsedebilir misin?

    Ayyy, 30'larla beraber bir anda klişe biri oldum, inanamazsınız. Değer verdiğim ve değer veren, kıymet gördüğüm ve kıymetini bildiğim güzel bir yuvam olsun istiyorum. Çocuğum olursa da ne güzel olur, hehe :)
    Bir diğer hayalim ise hayvanlar için koşulları çok iyi olan bir bakımevi yapabilmek. Instagram'da Goats of Anarchy diye, bakıma muhtaç keçilerin olduğu, kâr amacı gütmeyen bir kuruluş var. Aynısını; kediler, köpekler ve elim kolum neye yetiyorsa o hayvanlar için yapmak istiyorum.
    Kariyerimde daha da başarılı olmak zaten… tadından yenmez! Birilerinin Foto'n Gitti'yi izleyip düşüncelerimle, hissettiklerimle duygudaşlık kurması son 2–3 ayda bana en iyi hissettiren şey oldu. İnşallah hep böyle devam eder.

    Kendini geliştirmek için hangi dijital kaynakları kullanıyorsun?

    Üniversitedeyken Google Akademik'i çok kullanıyordum, hâlâ ara ara girerim. Bu dijital eğitim satan sitelerden, ilgimi çeken konuların derslerini bazen alıyorum. Tabii şimdi doğrudan yapay zekâya soruyorum; hedef odaklı bir şekilde onun önerdiği sitelere vs. bakıyorum.

    Hobilerinle sana baktığımda denizde olmayı en çok sevdiğini gözlemledim, neden seviyorsun? Sıkı yüzücü müsün? Deniz sence ne demek? Denizden şimdiye kadar neler öğrendin?

    Eski profesyonel yüzücüyüm. İlkokul 5'in sonunda başladığım, 6 sene boyunca sırt ve serbest stillerinde yarışlara katıldığım sıkı bir spor geçmişim var. Çok komiktir ki yüzücüyüm ama denizden çok korkuyorum. Denizde olmak benim için ciddi bir challenge. Biraz aşk–nefret ilişkisi gibi. Hem suyun üzerinde hâkimiyetim çok iyi hem de suyun altında o kadar apayrı bir dünya var ki…Babam yelken eğitmeni. Onunla birlikte yelken yapıyoruz. Yazları çapa atıyoruz, açığa çıkıp suyun ortasında kalıyoruz. Hem çok tedirgin oluyorum; çünkü geceleri deniz asfalt kadar kara. Hem de gökyüzüne duvarlar arasından bakmamak, aynı zamanda suyun sesini duyabilmek muhteşem bir haz veriyor.
    Denizden, yaşamın ne kadar kurallı bir şekilde aktığını ve aynı zamanda da gelecek her ihtimale karşı bir planın olması gerektiğini öğrendim.

    Bedenine yaptığın yatırım ile ilgili bize vereceğin eşsiz tüyo nedir?

    İyi yaşlanmak. Hem zihinsel hem de fiziksel olarak ilerleyen yaşlarımda kendime yetebilmek benim için bir hedef. Bu yüzden bugünden buna yatırım yapıyorum.
    Zor ve kaotik dönemlerden geçiyoruz; psikolojimiz sarsılıyor, zaman zaman düşüyoruz. Sporu, bu duygular için bir sağaltım aracı olarak görüyorum. Bedenim günlük hayatı aktif şekilde taşırken, ben de ona bir teşekkür biçimi olarak iyi bakmayı seçiyorum.

    Son olarak senin hayatta olmazsa olmaz değerin nedir? Neden?

    Merhamet…
    Bir insanın içinde merhamet duygusu olduğunda, o kişinin birine ya da bir şeye zarar vermekten, kötülük yapmaktan, can yakmaktan uzak duracağına inanıyorum.

    Çok teşekkürler, dilerim bir gün yüz yüze de bir sohbet ve röportaj gerçekleştiririz. Çokça sevgiler, çiğdem çitlemenin başkentinden.

    Bana bu fırsatı verdiğiniz için esas ben teşekkür ederim, çok keyifliydi. Umarım güzel şeylere vesile olur :) 

     

    Yorum

    Yorumlar herkese açık kullanıcılar tarafından kullanılamaz.Yorum görüntülemek/eklemek için lütfen önce giriş yapın.
    © 2026 BinYaprak. Tüm Hakları Saklıdır.
    Bir TurkishWIN girişimidir.