1) Kitabınızın adı olan "Benden Bana Ne" cümlesi sizin için hangi kırılma anından doğdu?
Düşününce "senden bana ne?" veya "benden sana ne?" cümlelerini epeyce kullandığımıfark ettim. Bunda bir sorun yoktu elbette. Fakat asıl soru "Benden Bana Ne?" dediğimde ortaya çıkıyordu. Bir insanın kendisini yok sayması acı veren bir şeydi. Herkese yetişmeye çalışırken insan kendine geç kalıyordu. Bu yüzden bu sözcükleri tekrar etmemek adına kitabıma bu adı vermeyi uygun gördüm. Ben önemliyim ve benim burada oluşum kayda değer. Sadece Varlığın ve ateşin gölgesi olmadığını bilenim. Ben varım ve var olmaya devam edeceğim. Bu kibir ve egodan öte olan bir varlığımın açığa çıkışıdır tabii ki.
2) Kitabın girişindeki "Ne olmadığını fark ettiğinde kim olduğunu hatırlarsın." düşüncesi çok çarpıcı. Siz kendi hayatınızda "ben bu değilmişim" dediğiniz en önemli fark edişi ne zaman yaşadınız?
Hayatımın belli evrelerinden geçerken onay almak ihtiyacımı fark ettim. Yok sayılmak egomu ortaya çıkarırken kendimi de göstermeye çalışıyordum. Kendime önem verirken insanların da beni önemsemesini bekliyordum. Başkaları, el alem önemliydi bir dönem. Sonra galaksiyi ve dünyamızı gösteren haritalara denk geldim. Dünyada yaşayan 8 milyar insanın varlığını düşündüm. Ne kadar da ufak, önemsizmişim onu gördüm. Aslında bir hiç olduğumu idrak ettim. Teslimiyet yolunda ilerlerken burada olmamın bir anlamı olması gerektiğine de kanaat getirdim. Yani hem önemli hem de önemsizdim. Bu bana egomdan uzak bir varlık göstermem gerektiğine işaret etti. Kendimi bir şey sanmakla hiçbirşey olmadığını anlamak arasındaki git gelleri gösterdi. Ben hem her şeydim hemde hiçbir şey!
3) Kitabı okurken insan sık sık kendine dönmeye davet ediliyor. Sizce insanlar neden kendileriyle baş başa kalmaktan bu kadar kaçıyor?
İnsanın kendisiyle yüzleşmesi zor bir prosestir. Kimi bulacağından emin olamaz. O kadar çok farklı personalarla ortaya çıkmaya alışığız ki gerçek "ben" kimdir unuturuz. Giydiğimiz kıyafetler, takındığımız maskelerle kendimizi gösteriyoruz. Herkes olmak çok kolayken kendimiz olmak konusunda zorluk çekiyoruz. Sevilmek veya değer görmek adına başkalarına benzemeye çalışıyoruz.
4) "Kendini bulmak" günümüzde çok kullanılan bir ifade. Sizce gerçekten kendimizi mi arıyoruz, yoksa bize öğretilen kimliklerden sıyrılmaya mı çalışıyoruz? Bir de son film The Odyssey filminde de sık sık geçen cümledeki gibi kendimizi bulduğumuzda gerçek biz çoktan değişmiş olur mu?
İnsan kaybolmadan kendini aramıyor ne yazık ki. Kendini arayıp bulmak sonrasında kendini tanımak ve sevmek geliyor. Bunlar zor işler. Kulağa kolay gibi gelse bile epey çaba istiyor. Ancak bir kez kendini bulan bir daha eski haline istese bile dönmüyor. Kendin olmak hali Öz'ün Tanrısal parçanın açığa çıkışıdır. Bunu bulan bir daha kaybolmuyor aksine etrafına Işık oluyor. Gelişim değişim olduğundan yeni bir ben ortaya çıkınca özellikle de kendi aslın Öz'ün açığa çıktığında eski benlerden eser kalmıyor.
5) Yazarken okurun zihnine mi, kalbine mi dokunmayı hedefliyorsunuz? Neden?
Yazarken hiçbirşey düşünmüyorum. Tamamen akışta kalemi kendi halinde bırakıyorum. Karakterler çoğu zaman benden bağımsız hareket ediyor, benim düşündüğümden farklı bir yere gidiyor. Kimi zaman beni bile şaşırtan sözler ediyorlar. O yüzden eser ortaya çıktığında herkes için sürpriz oluyor diyebilirim.
6) Kitapta da hissedilen sessizlik, sizin için bir kaçış mı, yoksa hakikate açılan bir kapı mı?
Kitabın gümbür gümbür olduğunu düşünüyorum. Sessizlik aslında çok şey söyler. Yazdıklarımın okuyucuyu Gerçeğe doğru yol almasına vesile olduğunu düşünmek istiyorum.
7) Kitabınızda okura hazır reçeteler sunmuyorsunuz. Bunun bilinçli bir tercih olduğunu düşünüyorum. İnsan kendi cevabını başkasından duymalı mı? Duyar mı?
Bir tavsiye mi daha çok öğretir bir tecrübe mi? Yazdıklarım her zaman kendim için tavsiyelerdir. Bu kitabı okuyan kişi de kendine bir pay çıkarmak istiyorsa, benim sorgulamalarımdan faydalanmak işine geliyorsa çıkılacak yol da gösteriliyor kitapta. Okuyucuya uyar veya uymaz karar onlarındır.
8) Eğer bu kitabı yalnızca 18 yaşındaki gençler okuyacak olsaydı, onlar sizce hangi bölümün koluna girerlerdi?
İyi bir kitabın okuyucu yaşı veya zamanı olmamalı bence. Her nesilde okunan ve anlam bulunabilen kitap iyi bir kitaptır kanımca… Benim kitabım da 18 yaşındaki kişiye görefarklı bir hal alabilir elbette. Kimine açıklayıcı ve hafif gelebilir kimine de okuması zor. Bu okuyucunun bilgi ve bilinç seviyesi ile alakalıdır diye düşünüyorum.
9) Sizce insanı kendinden en çok uzaklaştıran üç şey nedir? En çok yakınlaştıran şey nedir?
İnsan kendisini tanımak için vakit ayırmadığında, kendini dinlemediği zamandave vücudunun diline önem vermediği dönemlerde kendisine yabancılaşır. İnsan kendini sevmeyi öğrendiğinde, yalnız olmanın kendisiyle baş başa kalmak olduğunu anladığında ve kendisine değer vermeye başladığında kendisine yakınlaşır.
10) Hangi yaşınızda "Benden Bana Ne" demeye başladınız?
Son dönenlerde teslimiyetin ne olduğunu anlayıp tamamen Hak yoluna girdiğimden beri kendime önem veriyorum, kendimi seviyorum. Bu yüzden benden bana ne demek kendime ters düşüyor. Ben önemliyim. Benim varlığım kıymetli. Bunu hissetmek için birinin bana söylemesine veya göstermesine ihtiyaç duymuyorum. Bunu da yaparken kibir ve egodan öte sadece ve sadece Allah korkusu taşıyan geçici bir canlı olarak buraya geliş amacını bulmuş biri olarak söylüyorum. Ben evime Öz'üme döndüm…
11) Kitabı yazdıktan sonra sizin için değişen bir şey oldu mu? Kitap yazarı da dönüştürdü mü?
"Benden Bana Ne" kitabını yazmam 3 yılımı aldı. Elbette değiştim. Her gün yeni bir şey öğreniyorum ve elimden geldiğince uygulamaya koyuyorum. Hedefi belli olanın varışı sadece zaman kalmıştır. Yönü bulmak önemlidir. Zaten sona değil yola odaklanmak önemlidir. Varınca boşluğun beklediğini görmek aydınlanmanın ilk durağı olacaktır.
12) Okurlarınızdan gelen hangi yorum sizi en çok şaşırttı veya duygulandırdı?
Artık öyle bir yerdeyim ki hiç kimse hiçbirşey beni şaşırtmıyor. Kimisi kendinden bir şey buluyor kimisi de eksiğin ne olduğunu yazıyor. Hepsine saygım aynı. Herkesin yorumu sadece kendisini ortaya koyuyor. Ben kitabı bitirdikten sonra onunlailişkimde farklı bir boyuta taşınıyor. Artık raflarda yer alacak olan kitap bitmiş oluyor. Ben sadece izleyici olarak seyretmeye devam ediyorum.
13) Bugün siz bir kitap olsanız ve 20 yaşındaki kitap halinize tek bir bölüm daha ekleme şansınız olsa, hangi konuya değinirdiniz? Kendinize ne söylerdiniz?
Eline geçirebildiğin, ilgini çeken bütün kitapları oku. Sana ilginç gelen yazarları ve onların hayatlarını incele. Bak neler yaşamışlar, hangi tavsiyelerde bulunuyorlar. Lider olmak istiyorsan, herkesten öne geçmek adına söz dinle. Başkalarının hatalarından öğren. Çabuk ilerlersen çok yol kat edersin. Sanırım bunları söylerdim 20 yaşındaki halime.
14) Röportajı kitabınızın ruhuna uygun bir soruyla bitirmek isterim: Bugün aynaya bakan Eddi Anter, kendisine hangi soruyu sormaya devam ediyor? Ve genç arkadaşlarımıza okurlarımıza kendilerine hangi soruyu mutlaka sormalarını önerir?
İnanın artık hiçbir sorum kalmadı. Her soruma bir cevap geldi ve ben bunları benimsedim. Aslında bizler her şeyi bilerek bu dünyaya geliyoruz fakat ne yazık ki unutuyoruz. Bilinçaltımız muhteşem bir mekanizma. Onu doğru kullanmayı öğrenmek hayatı anlamak yolunda atılacak en önemli adımlardan biridir. Hepimiz her şeye vakıfken hatırlamak yerine öğrenmek eylemini yaptığımızı zannediyoruz. Gökler altında yeni bir şey yok. Hayatın amacı ya "bana" hizmet etmektir ya da "O'na". Sorular hep aynı kalıyor genç veya yaşlı fark etmiyor. Cevapların da değiştiğini düşünürken her şey aslında aslına Öz'üne sadık, aynı kalıyor…
![]()
2023 BinYaprak. Tüm hakları saklıdır. Bir TurkishWIN girişimidir
Yorum