Her Kadının Bir Hikayesi Var / Beyza Türkozan

    IMG_9934

    Kariyer yolculuklarında yön değiştirmek, çoğu zaman bilinmezliğe adım atmak, güvende hissettiğin alanı bırakıp, yeniden öğrenmeye, yeniden var olmaya cesaret etmek: Yürek ve cesaret ister. Satış gibi günlük, aylık baskı içinde rekabetçi, stresli bir alandan insan kaynaklarının empati, denge ve derin dinleme gerektiren dünyasına geçiş yapmak… 20 yıllık kariyerinde satıştan insan kaynaklarına geçiş sert gibi görünse de gerçek bir cesaret ve dönüşüm… Beyza Türkozan için bu yolculuk, sadece kariyerindeki bir dönüşüm değil; aynı zamanda "kendinle uyumlu olmanın" nasıl gerçek bir liderliğe dönüştüğünün kanıtı...

    Şimdi her zamanki sorularımızla Beyza'dan; kayıpların aslında nasıl yeni başlangıçlara dönüştüğünü, iç sesimizi duymanın neden güçlü bir liderlik becerisi olduğunu ve kendi "şirinler köyümüzü" sahiplenmenin bize nasıl denge ve güç verdiğini keyifle dinliyoruz. 


    • Çok klasik olacak ama: Beyza kimdir? Değerleri, olmazsa olmazları, sevdikleri, sevemedikleri?

    Yaklaşık 20 yıl kariyerimin, ilk 10 yılını müşteri yönetimi alanında, ikinci 10 yılını ise yetenek yönetimi ve insan kaynakları odağında geçirdim. Kariyerime DHL Express'ta başlamak, bana iş hayatım boyunca rehberlik eden sağlam değerler kazandırdı: Aidiyet, şeffaflık, eşitlik ve birlik. Hala tüm iş yapış biçimimde, bu değerleri pusula olarak kullanıyorum. Kariyerimdeki dönüm noktalarından biri, Philsa'da - İzmir'de geçirdiğim üç yıl oldu. Burada uçtan uca aday deneyiminin ne anlama geldiğini, süreçlerin nasıl tasarlanabileceğini, hangi hatalara düşülebileceğini ve yeniden nasıl ayağa kalkılabileceğini deneyimledim. Bu süreçte performans kaygısıyla çokça mücadele ettim. Herkes gibi "ya en iyisini yapamazsam?" korkusuyla yüzleştim. Burada asıl gelişimim korkuya rağmen adım atabildiğim anlarda oldu.

    Zihin okumanın beklendiği, açık iletişimin olmadığı ortamlarda ait hissedemediğimi fark ettiğimde, artık kendi oyun alanımı kurma vaktinin geldiğini anladım. Böylece Talentify doğdu. Kuruluş sürecinde hiçbir detaylı iş planım yoktu. Sadece sahneye çıkmam, anlatmam gerektiğini biliyordum. Belki ilk başta kimse dinlemez; birkaç koltuk dolu kalırsa ve bir kişi bile değerli bulursa bu bana yeterdi dedim. Öyle de oldu. Amacım, insanların adil, eşit ve keyifle çalıştığı, içinde gizli ajandaların olmadığı, herkesin sabah uyandığında "bugün kimin hayatına ışık olabilirim?" diye düşündüğü bir organizasyon yaratmaktı. Talentify bu hayalin somutlaşmış hali. Bizim şirketin net bir kuralı var: "Söylediklerin ve davranışların bir olursa, biz de bir oluruz." Geribildirim, bu yaklaşımın temel taşı. Zihin okumak yerine doğrudan iletişim kurmak, derdini, şikayetini ya da memnuniyetini açıkça ifade etmek her ilişkinin temelidir. İnsan, kimseyi kendine yalan söylemek zorunda bırakmamalı. Ben bunu yapıyorum, karşımdakinden de aynısını bekliyorum. Satıştan yetenek yönetimine uzanan kariyerime baktığımda, aslında ikisinin de ortak paydasının insan ve iletişim olduğunu görüyorum. Ve galiba hayat boyu ustalaşmak istediğim şey de tam olarak bu: Gerçek, açık ve dönüştürücü iletişim.

    Bir de ben hayvanları çok severim. Şu an evimde sokaktan sahiplendiğim 7 kedim var. İyi bir Fenerbahçe taraftarıyım—belki de dayanıklılığımı biraz da bu sayede geliştirdim :) Ama en çok salıncakta sallanmayı severim. Hemen her gün bir çocuk parkına gider, 15-20 dakikamı salıncakta geçiririm; bu bana hep iyi gelir.


    • Bugün kariyerinizde bulunduğunuz yere gelmenizde önemli bir dönüm noktası oldu mu? Hayatınızı ve bakış açınızı nasıl etkiledi?

    Kariyerimin bir döneminde her şeyi "doğru" yaptığımı düşünüyordum. Stratejik planlamalar, verimli bütçeler, düzenli eğitim programları, ekip içi iletişim... Herkesi dinliyor, herkes için en iyisini yapmaya çalışıyordum. Ve işimi bu şekilde "doğru" yapmanın beni başarıya taşıyacağına inanıyordum. Bir gün, performans görüşmesi olduğunu düşündüğüm bir toplantıya çağrıldım. Ancak o toplantıda işten çıkarıldığımı öğrendim. Gerekçe: "DNA uyuşmazlığı." İlk anda yıkıcı görünse de, bu benim hayatımda aldığım en değerli geri bildirimlerden biri oldu. Büyük bir farkındalık oldu: Kendin olmak istiyorsan, uyumlanmamayı da göze alabilmelisin. Yüzeyde doğru görünen şey, bazen özde seni senden uzaklaştırabilir. O günden sonra "kendimle tam uyumlu" bir yol çizmeye karar verdim. Bu da beni bugün bulunduğum yere getirdi. Hem işimde hem hayatımda daha bütün, daha özgür ve daha gerçek bir yerden var olabiliyorum artık.

    • Kariyerinizde karşılaştığınız en büyük zorluk neydi? Bununla nasıl başa çıktınız

    Kariyerimdeki en büyük zorluk, bireysel liderlik anlayışımla kurumların mevcut liderlik kültürleri arasındaki çatışmayı yönetmekti. Adalet, açıklık ve eşitlik benim liderlik yaklaşımımın temel taşlarıdır. Ancak bu ilkeleri uygulamaya çalıştığım bazı ortamlarda, sistemsel refleksler ya da güç dinamikleriyle çelişen durumlarla karşılaştım. Bu da zaman zaman "fazla idealist" olarak algılanmama neden oldu. Bu süreçte fark ettim ki sadece doğru olanı savunmak değil, doğru zeminde, doğru dil ve zamanlamayla savunmak da liderliğin bir parçası. İlk yıllarda yüksek sahiplenme duygusuyla, süreci değil sonucu odağıma alıyor; mücadele ederek çözüm üretmeye çalışıyordum. Ancak her ortam bu yaklaşıma açık değildi.

    Zorlukla başa çıkmamı sağlayan kırılım, liderliğin sadece yön vermek değil, aynı zamanda derin bir dinleme ve stratejik konumlanma becerisi olduğunu fark etmemle başladı. Her oyunun kuralını anlayıp, gerektiğinde oyuna katılmak, gerektiğinde tribünden izleyerek büyük resmi okumak; beni yalnızca daha esnek değil, daha etkili bir lider haline getirdi. Bugün liderlik tanımım, bireysel doğrularla organizasyonel gerçeklikler arasında köprü kurabilme ve değerlerden ödün vermeden etki alanını genişletebilme becerisi üzerine kurulu.

    • Bugün sizin geçtiğiniz yollardan geçen bir kadına bir tek şey söyleyebilseydiniz, bu ne olurdu?

    Kendimizi duymadığımızda, bizi dış dünya tanımlamaya başlar. Ben kariyerimde sık sık dışarıdan gelen etiketlere inandım. Her zaman en başarılı, en güzel, en akıllı olmak zorunda değilsin. Bugün ise ben her Beyza'yı seviyorum. Mesela mızmız Beyza'yı da seviyorum. Çünkü o bana yavaşlamayı, içimde neler olup bittiğini duymayı öğretiyor. Bazen agresif Beyza devreye giriyor — o bana sınırlarımı korumayı ve hayır diyebilmeyi hatırlatıyor. Bazen de aşık Beyza; onunla birlikte hayal kurmayı, coşkuyu ve hayatın şiirini hissediyorum. En zorlayıcı olanıysa "Yetersiz Beyza"ydı. Ama sonra şöyle dedim kendime: "Ben pizza değilim; herkese yetemem." 

    Özetle: Kendini duy. Kendine hangi kelimeleri kullandığına dikkat et. Kendinle barış içinde ol. Tüm versiyonlarınla. Çünkü gerçek liderlik, önce kendi iç sesini duymakla başlar.


    • Dünyanın dört bir yanındaki kadınlara umut, cesaret ve güç verecek bir mesaj paylaşsanız, ne olurdu?

    Her birimizin içinde bir "şirinler köyü" var: Çok sesli, çok renkli bir iç dünya... Farklı yönlerimiz, kimliklerimiz, duygularımız bu köyün sakinleri gibi. Ve en büyük gücümüz, bu parçaları bir araya getirebildiğimizde ortaya çıkıyor.

    Dünya hızla değişirken, kadınların içsel dengeye, birlikte üretmeye ve kendi sesine alan açmaya her zamankinden daha fazla ihtiyacı var. Benim hayattaki en büyük amacım, kadınların kendi içlerindeki farklı yönlerle barışabildikleri, kendi merkezlerinde güçlü ve bütün hissettikleri bir alan yaratmak. Çünkü gerçek cesaret; dışarıya değil, önce içeriye kulak vermekle başlar. Umut orada. Denge orada. Güç de zaten bizde. Ben Talentify'ı önce kendi ihtiyacımdan doğurdum. Ama zamanla bu alan, sadece bana değil; kendini, potansiyelini ve katkısını ciddiye alan herkes için bir karşılaşma zeminine dönüştü.


    • Bitirirken eklemek istediğiniz bir şey var mı?

    Kendine liderlik eden her kadının hikâyesi duyulmayı hak ediyor. Çünkü biz sadece iş üretmiyoruz. Kültür inşa ediyor, yol açıyor, dönüşüm taşıyoruz. Ben bugüne kadar kendini gerçekten duyan ve yine de yerinde sayan bir kadına rastlamadım. Bu yolda en çok ihtiyacımız olan şey: açık alanlar, dürüst ilişkiler ve niyeti temiz yol arkadaşları...

    Bu seride yer alma hikayesi gerçekten sürpriz ve gurur verici... Benim için hem durup geriye bakma, hem de içimde hâlâ ne kadar tutkuyla taşıdığım şeyler olduğunu fark etme fırsatı yarattı. Eğer bu satırların herhangi bir yerinde kendine dair bir yankı bulduysan, belki de bu hikâyenin bir parçası olmanın zamanı gelmiştir.

    Bitirirken…

    Sevgili Beyza Turkozan ,

    Öncelikle tüm içtenliğin, açıklığın ve yolculuğunu tüm kırılganlıklarıyla paylaşma cesareti için yürekten teşekkür ediyorum. "Her Kadının Bir Hikayesi Var" serisi de tam olarak bu yüzden var: Kadınların görünür kılınmayan hikâyelerini paylaşmak, birbirimize yol açmak ve ilhamla çoğalmak için. Çünkü paylaşılan her hikâye, başka bir kadının yolunu aydınlatır. Seninle bu seri vasıtasıyla çok yeni tanışmamıza rağmen paylaştığın değerler ve yaşadığın kırılma anları, hepimiz için seni yıllardır tanıyormuşuz hissi yaratıyor. Çünkü senin hikayende hepimizin hayatına dokunan evrensel bir gerçek var: En güçlü dönüşümler, çoğu zaman en kırılgan anların ardından gelir. Tüm kalbimle kariyer ve özel hayatında, açık alanlar, dürüst ilişkiler ve niyeti temiz yol arkadaşlarıyla hepimize ilham verecek gerçek cesaret hikayelerinin devamını diliyorum.

    Beyza'dan Pelin'e Kalan: "Kendin olmak istiyorsan, uyumlanmamayı da göze alabilmelisin. Yüzeyde doğru görünen şey, bazen özde seni senden uzaklaştırabilir. O günden sonra "kendimle tam uyumlu" bir yol çizmeye karar verdim. Bu da beni bugün bulunduğum yere getirdi. Hem işimde hem hayatımda daha bütün, daha özgür ve daha gerçek bir yerden var olabiliyorum artık." by Beyza Turkozan

    İyi ki hikayenle bu seride yer aldın. İyi ki varsın!

    Her Kadının Bir Hikayesi Var/Every Woman Has A Story by Pelin Ayan

     

    Yorum

    Yorumlar herkese açık kullanıcılar tarafından kullanılamaz.Yorum görüntülemek/eklemek için lütfen önce giriş yapın.
    © 2026 BinYaprak. Tüm Hakları Saklıdır.
    Bir TurkishWIN girişimidir.