Oxford Çocukluk Hayalimdi: Olcay Varlı

    olcayvarli_kapak

    Olcay Hanım, genç, başarılı, tarihe adını yazdıran genç kadın… Size Ayşe Arman'ın şu etkileyici satırları ile denk geldim.

    "Bugün size pırıl pırl bir gençten bahsedeceğim…
    Adı Olcay Varlı.
    Çellist. İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'nın son sınıf öğrencisi. Yüksek onur belgesiyle mezun olacak. Bu genç kadın bir ilki başardı.
    Oxford Üniversitesi'nin MSt in Music (Musicology) programına Türkiye'den kabul edilen ilk araştırmacı oldu.
    Keble College'a girdi.
    Üstelik bir ilk daha: Bodleian Kütüphaneleri'nde Osmanlı musiki paleografyası alanında çalışacak ilk Türk beşeri bilimler araştırmacısı sıfatını da kazandı.
    Bir düşünün.Bizim musikimiz. Osmanlı'nın yüzlerce yıllık nota mirası. Dünyanın en köklü kütüphanelerinden birinde, Türkiye'den giden bir gencin elinden okunacak. Tarih yazılıyor desem yalan olmaz."

    Öncelikle başarınızı gönülden tebrik ediyorum. Binyaprak ekibi olarak bizimle röportaj yapmanızdan dolayı mutluyuz, teşekkürler.

    Sizi tanımak istiyoruz. Kimsiniz? Gördüm ki müzik ilginiz aileden, biraz genetik aktarım da diyebiliriz ama bunu nasıl da güzel parlatıp, ışıldatmışsınız.

    Çok teşekkür ederim. Ben Olcay, ortaokuldan beri konservatuar eğitimi almaktayım. Dolayısıyla müzik eğitimi sürecim ailemden bağımsız, disiplinli bir ortamda geçti. Çocukluğumdan beri bu disiplinle anlam dünyam bazen çatıştı, bazen uyumlandı ama benim için önemli olan yaptığım müziğin anlam kazanması, beni bir entelektüele dönüştürmesiydi. Bu bütüncül yaklaşım beni ulaşabileceğim en yüksek basamaklardan biri olan Oxford'a taşıdı.

    Küçükken neler yapıyordunuz? Nasıl oyunlarınız vardı? Anne babanızın size aldığı ve sizin o olmasaydı olmazdı dediğiniz oyuncağınız nedir?

    Ailemin yoğunluğu ve çevresel şartlar nedeniyle küçüklüğümü biraz yalnız geçirdim diyebilirim. Hiçbir zaman doğum gününe onlarca arkadaşını çağıran çocuklardan olmadım. Bu da beni oyun oynamaktan ziyade Bilim Çocuk gibi dergilere ve kitaplara itti. "Kalın kalın" kitaplar okuyan o garip çocuktum. Tek oyun oynamak çok zordur, çok yaratıcı olmak gerekir ki sanırım yaratıcı tarafımı geliştirmemde büyük etkisi oldu bu durumun. Tüm figürleri kendiniz seslendirmeli, onlara yaşayabilecekleri bir dünya yaratmanız gerekir, benim bu süreçte en çok sevdiğim oyuncaklarımdan biri Piglet'ti çünkü ben Winnie the Pooh çizgi filmini çok severim ve bana zaten hayal kurabileceğim bir dünya sunar. Tabii bir süre sonra fiziksel oyuncaklardan dijitale geçiş yaptım ben de, çoğu yaşıtım gibi saatlerce The Sims oynamaya başladım. Sanırım orada da amacım bir dünya yaratmaktı, burda bir patern görüyorum.

    Kabul sonrası ilk kiminle paylaştınız, neler hissettiniz?

    Kabul mektubu elime nispeten geç bir saatte ulaştı, o sırada en yakın arkadaşımla konuşuyordum dolayısıyla ilk öğrenen de o oldu. Çok uzun zamandır emek verdiğim ve kafamda her türlü hissi yaşadığım için o an beklemediğim kadar sükunetle karşıladım durumu. Başvuru süreci beni o kadar büyüttü ve değiştirdi ki çocuksu heyecanımın yerini sorumluluk hissi ve burs meseleleri almıştı artık. Ama yine de en baskın duygu heyecandı sanırım, biraz yorgun bir hali sadece.


    20 yaşınıza dönseniz öğrenim hayatınıza dair genç arkadaşlarımıza ne söylemek istersiniz? Neyi farklı ya da mutlaka yaparsınız?

    Ben zaten 22 yaşındayım :) Ama 20'li yaşlarda her bir yaş insanı çok büyütüp değiştiriyor, en azından kendim için bunu söyleyebilirim. Sanırım kendi 20 yaşıma dönsem mükemmeliyetçiliği ve kafamın içinde yaşamayı bırakıp daha fazla eyleme geçmeyi isterdim, sonucunun başarı olup olmamasından bağımsız planlı ve istikrarlı eylem.


    Arkadaşlarınızla en çok neler üzerine sohbet ediyorsunuz?

    Sürekli zaman geçirdiğim, bana yakın insanlar genellikle küçük bir circle. Böyle olunca gündelik konular bizim için yetersiz kalıyor. Bizim yemek masamızda konular "İstanbul'un şu kısmının altında ne kadar çok arkeolojik kalıntı vardır"dan başlar kuramcılarla dalga geçmeye gider ama sanırım sonunda hep modayla, kıyafet ve takı seçimlerimizle finallenir :) Önemli olan benzer anlam dünyalarına ve farklı bakış açılarına sahip olmak, içten olmak bizim için.

    Günlük rutininiz var mıdır?

    Rutin gibi tekrara dayalı eylemler beni obsesif bir insana dönüştürebiliyor çoğu zaman. İşimde başarılı olmamın sebebi beynimin biraz böyle çalışması, ben de aslında biraz onunla oyun oynuyorum, görev bilinci yükleyince fazla çalıştığı için gündelik hayatımda anda kalmaya çalışıyorum. Ama istisnasız yaptığım şeylerden birisi spor yapmak. Diğeri de işlerimi bitirdikten sonra bilgisayarımdan en az 10 dakika uzak kalmak ve çalışma alanlarımdan alakasız müzikler dinleyerek o aşırı düşünme sürecinden çıkmak diyebilirim.


    Sıklıkla kullandığınız, fayda sağladığınız dijital kaynaklar nelerdir?

    Akademi artık büyük ölçüde dijital kaynaklar üzerinden ilerliyor. Özellikle JSTOR, Oxford Academic gibi veri tabanlarını çok kullanıyorum. Bunun yanında yapay zeka araçlarını da araştırmalarımı organize etmek, farklı disiplinler arasında bağlantılar kurmak ve bazen düşünce akışımı toparlamak için aktif biçimde kullanıyorum. Ama benim için dijital dünyanın en önemli kısmı erişilebilirlik. Bugün İstanbul'da otururken dünyanın başka bir ucundaki bir el yazmasına ya da akademik tartışmaya ulaşabiliyor olmak inanılmaz bir imkan. Yine de tüm dijital yoğunluğun arasında analog tarafımı korumayı seviyorum. Kindle'ı gereğinden çok kullansam da fiziksel kitaplar, fotoğraf makinem, not defterlerim ve arşiv hissinin yerini hiçbir şey tam olarak doldurmuyor.


    Hayaliniz nedir?

    Çok fazla hedefim olsa da hayalim güzel bir sonucu hissettiğim an, istediklerimin çoğunu başarmış olduğum bir alan. Çocukluk hayalim Oxford'du, bu gerçekleştikten sonra Oxford üzerinden insanlara ulaşmak, vizyonumu anlayan ve büyütecek insanlarla çalışmak, sınırları olmayan ve yaratılmış sınırların ötesinde düşünebilen işbirliklerinde bulunma hayalim oluştu. Tüm başarılarımı da biraz daha doğa içinde yaşadığım bir evde, çeşitli projelerle müzik ve akademiyi erişilebilir hale getirirken sevdiklerimle sağlıklı ve başarılı bir hayat sürmekte olduğumu hissettiğim o an'ı arzuluyorum. Umuyorum ki akademik kariyerim ve müzisyenliğim gelişirken ben halihazırda yürünmüş yollardan çok daha iyilerini izliyor olabilirim.

    Sizi başarıya götüren anahtar motivasyon cümleniz, iç sesiniz nedir?

    "Bizden öncekilerin ulaşamadığı yerleri inşa etmek için geldik" diyebilirim buna. Tabii bu biraz ağır ve insanı durmadan daha fazlasını yapmak için zorlayan bir düşünme hali. Ama hayatta ne olursa olsun devam etmek ve zorluktan kaçmadan eli taşın altına koymak lazım.


    Sizin için ne olmazsa olmaz?

    Sanırım arkadaşlarımı, ailemi ne kadar çok sevdiğimi yeterince belirttim. Buna klişe bir cevap vermek istemiyorum ve beni güzel hissettiren her şey demek istiyorum. Takıların, parfümlerim ve beni kitapların arasından bedenime bağlayan her şey. Çünkü benim doğal halim sürekli okuyup üreten ve müzik yapan biri olmak. Bunu dengeye oturtmak olmazsa olmaz. Ki bence bu akıllardaki klasik 'nerd nasıl görünür' görselini de yıkan bir durum. Dünyanın en iyi üniversitesine girebilirim ama kulağımda mutlaka beni ışıldatan bir küpe olur :)


    Beklediğiniz bursa dair sizin için ne yapabiliriz? :)

    Ben kendimi yalnızca bir müzisyen ya da akademisyen olarak görmüyorum. Farklı disiplinleri birbirine bağlayarak yeni düşünme alanları üretmeye çalışan biriyim. Bu yüzden benim için sponsorluk, sadece bir burs desteği değil, vizyon ortaklığı anlamına geliyor. Yürüttüğüm çalışmaları ve bir birey olarak beni besleyebilecek, üretimime alan açacak insanlarla ve kurumlarla bir araya gelmeyi çok önemsiyorum. Bunun yanında Oxford gibi kurumlarda eğitim görmek kültürel temsil sorumluluğu da taşıyor. Özellikle Osmanlı elyazmaları veya müzik psikolojisi gibi alanlarda çalışan genç araştırmacıların desteklenmesi çok önemli çünkü bu alanlar uzun vadeli emek ve ciddi maddi kaynak gerektiriyor. Benim için en değerli destek, insanların bu çalışmaların neden önemli olduğunu görmesi ve genç araştırmacıların sürdürülebilir biçimde üretmeye devam edilmesine katkı sunulması olurdu. Umarım benim yolculuğum da benzer hayalleri olan başka gençlere cesaret verebilir.

     

    Yorum

    Yorumlar herkese açık kullanıcılar tarafından kullanılamaz.Yorum görüntülemek/eklemek için lütfen önce giriş yapın.
    © 2026 BinYaprak. Tüm Hakları Saklıdır.
    Bir TurkishWIN girişimidir.