Yazılar

    Kabul ederek, https://binyaprak.com/ dışındaki bir üçüncü tarafça sağlanan bir hizmete erişeceksiniz.

    4 dakika okuma süresi (800 kelime)

    Pratik Yapmak Mükemmelliğe Ulaştırır mı?

    Bu ay da harika bir Optimist yazısıyla karşınızdayız! En iyi olmak için ne kadar pratik yapmak gereklidir? Ya da yalnızca pratik yeterli midir? 2021 Kasım ayı "Pratik Yapmak Mükemmelliğe Ulaştırır mı?" yazısını kaçırmayın. Keyifli okumalar!

    optimist-kapak

    Bu ay da harika bir Optimist yazısıyla karşınızdayız! En iyi olmak için ne kadar pratik yapmak gereklidir? Ya da yalnızca pratik yeterli midir? 2021 Kasım ayı "Pratik Yapmak Mükemmelliğe Ulaştırır mı?" yazısını kaçırmayın. Keyifli okumalar!

    Steven Poole, Guardian'daki yazısında, Emma Raducanu gibi yetenekli isimlerin becerilerini geliştirmek için saatlerce çalıştığına dikkat çekerek soruyor: "Peki kendisini yeterince adayan herkes dünya çapında bir performans yakalayabilir mi?" Roy Castle, Record Breakers adlı çocuk programının her bölümünün sonunda "En iyisi olmak, herkesi geride bırakmak istiyorsanız, kendinizi adamalısınız" derdi. Peki, bu yeterli mi? Tenis yıldızı Emma Raducanu'nun 18 yaşında bir anda ortaya çıkarak bu yılki US Open turnuvasını kazanması, bu mucizevi başarının tohumlarının çocuklukta atıldığına dair spekülasyonlara yol açtı. Hani şu eski şakada olduğu gibi: "Carnegie Hall'a nasıl giderim?" "Pratik yaparak!"

    İnsanların pratik yapma konusunda en sık duyduğu şeylerden biri, bir konuda iyi olabilmek için o şeyi en az 10.000 saat yapmanız gerektiğidir. Bu iddiaya popülerlik kazandıran isim Malcolm Gladwell'dir. Gladwell, Çizginin Dışındakiler (2008) kitabında konservatuvardaki en iyi kemancıların, meslektaşlarından binlerce saat daha fazla pratik yapanlar olduğunu iddia eder. Ancak bu araştırmanın yazarı psikolog K. Anders Ericsson, Gladwell'in bunu yanlış yorumladığını söylüyor. Ericsson araştırmasına dair yazdığı Peak (2016) adlı kitapta, "Öncelikle, 10.000 saat özel ya da sihirli bir şey değildir" diyor. "Gladwell, en iyi keman öğrencilerinin 18 yaşına dek yaptıkları pratik süresinden de söz edebilirdi; yaklaşık 7400 saat. Ancak o 20 yaşına kadar yaptıkları toplam pratik süresi olan 10.000 saati seçti, çünkü yuvarlak bir rakamdı." Dahası, Ericsson 10.000 saatin 20 yaşındaki en iyi kemancıların "ortalama" pratik süresi olduğunu belirtiyor: En iyi kemancıların yarısı, aslında daha da uzun süre pratik yapmıştı.

    En önemlisi ise şudur: "Gladwell araştırmamızdaki müzisyenlerin yaptığı bilinçli pratik ile tırnak içinde pratik olarak da nitelenebilecek diğer faaliyetler arasında bir ayrım yapmadı." Ericsson'un araştırmasının ana fikri de budur: Önemli olan ne kadar pratik yaptığınız değil, nasıl pratik yaptığınızdır. Bir görevi otomatik şekilde yapabilene dek yinelemek ve bu görevi bol bol yapmak (örneğin araba kullanmak) gerçek anlamda pratik sayılmaz. (Hatta insanlar zamanla daha kötü araba kullanmaya başlar.) Bu, Einstein'ın delilik tanımına benzeyen "naif pratik"tir: Sürekli aynı şeyi yapmak ve farklı sonuçlara ulaşmayı ummak.

    Bilinçli Pratik

    Oysa spor ya da müzik enstrümanı çalmak gibi karmaşık bir beceriyi geliştirmek, "bilinçli pratik" gerektirir: Kişinin güvenli bölgesinden defalarca çıkması, kendisine eleştirel bir bakış getirmesi. Dünya çapında bir performans için kurallı bir rekabet ortamına (tenis ya da keman gibi) ve doğru eğitimi tasarlayacak bir öğretmene de ihtiyacınız vardır. Bütün bunların bir araya gelmesi, Ericsson'un "bilinçli pratik" olarak adlandırdığı şeyi ortaya çıkarır. Bu, spor psikologları tarafından yaygın şekilde benimsenmiş bir yöntemdir.

    Bu pratik asla bitmez. Bir konuda daha iyi hale gelme çabasına da sadece bir şeyi yapıyor olmaya da pratik denmesi tesadüf değildir (hukuk pratiği ya da sanat pratiği gibi). Becerilerin zamanla kaybolduğunu bilen becerikli insanlar, pratik yapmayı asla bırakmaz. Dünya çapında bir piyanist bile her gün gam ve arpej pratiği yapar. Tıpkı bir karate ustasının temel hareketleri çalışması ya da satranç oyuncusunun bilmece çözmesi gibi, piyanist de sürekli temel hareketlerin pratiğini yapar. Rock gitar virtüözü Ron "Bumblefoot" Thal, çok basit egzersizleri, ağır ağır yapmanızı önerir: Bu, birçok faaliyette olduğu gibi pratiğin bir tür meditasyon ve başlı başına bir keyif halini almasını sağlayan bir akış durumu yaratır.

    Herkesin pratik yapması gerektiğinden kimsenin kuşkusu yok; en azından Ericsson'un araştırdığı sporcular ve müzisyenler arasında yeterince pratik yapmadan dünya çapında performans yakalayan tek bir mucize bile yok.

    Ancak Ericsson'un daha radikal iddiası, mükemmel olmak için tek ihtiyacınızın pratik yapmak olduğudur. Bu doğru olabilir mi?

    Beyni Yeniden Yapılandırmak

    Beynin pratik yaptığını biliyoruz: Müzisyenlerde parmak kontrolü ve işitsel işlemlemeyle bağlantılı kısımlarında daha yoğun beyaz madde bulunur. Kimsenin gelişmesine olanak tanıyacak bir ortam olmadan mükemmeli yakalayamayacağını da biliyoruz: Raducanu'nun Çim Tenisi Federasyonundan aldığı destek gibi (Gladwell'in Çizginin Dışındakiler kitabının ana temalarından biri de "Kimse tek başına başaramaz"dır). Mozart'ın bile babası Leopold tarafından sabırla desteklendiğini ve bir yığın sıkıcı gençlik eseri yazdığını biliyoruz. Ericsson'a göre, Mozart'ın tek gerçek "yeteneği" hepimizin doğuştan sahip olduğu şeydir: Eğitim yoluyla değişime ayak uyduran ve kendini yeniden yapılandıran bir beyin.

    Öte yandan, belirli davranış ve kişilik özellikleri bir ölçüde kalıtsal olduğuna göre, genlerle çevrenin karmaşık etkileşimini hesaba katsak bile, genetik etkilerin hiç rolünün olmaması şaşırtıcı olurdu. Bu konudaki ilgi çekici adaylardan biri, seçtiğiniz alanda daha çok emek harcamanızı sağlayan genetik özelliktir; buna çalışkanlık, kararlılık ve benzeri bir ad verebiliriz. David Hambrick ve meslektaşlarının 2020'de yayınladığı bir değerlendirmede şöyle deniyor: "Bir alanda pratik yapma eğiliminin temel itibariyle kalıtsal olduğunu gösterecek bir kanıt bulunmuyor."

    Böyle bir şey olsa fena olmazdı. Çünkü pratik yapmanın sıkıcı olduğunu inkâr edemeyiz. Alman besteci Nils Frahm çocukluğundaki piyano eğitiminin "kötü" ve "sıkıcı" olduğunu ama azmettiğini söyler. New York Times'a "Güzel bir şeye ulaşmak için çile çekmeniz gerekir" der. "Çağımıza getireceğim en büyük eleştiri budur. Güzel şeylere acı çekmeden, zorlanmadan ulaşmak istiyoruz." Evet, pratik yapmak zordur ama grand slam şampiyonluğuna ulaşmanın yolu da budur.

     

    Yorum

    Zaten Hesabınız Varsa Buradan Oturum Açın
    Henüz bir yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun

    Kabul ederek, https://binyaprak.com/ dışındaki bir üçüncü tarafça sağlanan bir hizmete erişeceksiniz.

    © 2021 BinYaprak. Tüm Hakları Saklıdır.
    Bir TurkishWIN girişimidir.