Reklamclk-Blm-rencisi-Elif-Gevrek-ile-Rportaj-cove_20171205-220752_1

Reklamcılık Bölümü Öğrencisi Elif Gevrek ile Röportaj

Ünversiteye hazırlanan adaylar için Bilgi Üniversitesi Reklamcılık öğrencisi Elif Gevrek ile reklamcılık ve iletişim sektörü üzerine bir sohbet gerçekleştirdik.


Ünversiteye hazırlanan adaylar için Bilgi Üniversitesi Reklamcılık öğrencisi Elif Gevrek ile reklamcılık ve iletişim sektörü üzerine bir sohbet gerçekleştirdik.

1. Eğitim hayatını anlatır mısın?

Kısaca özetlemem gerekirse Özel Anabilim İlköğretim Okulu'ndan mezun oldum. Sonrasında Göztepe İhsan Kurşunoğlu Anadolu Lisesi'ni kazandım. Ağırlıklı olarak son iki yıl üniversiteye hazırlandım. Üniversitede bölüm olarak İç Mimarlık düşünürken tercih döneminde her şey, bir anda çok değişti ve reklamcılık isterken buldum kendimi. İstanbul Bilgi Üniversitesi'ni kazandım. İstediğim bölüm, istediğim okul... Olabilecek en iyi kombinasyondu benim için. İletişim Fakültesi, Bilgi'nin en iyi ve iddialı fakültelerinden biri. Bu gerçeğin de tercihimde büyük payı oldu elbette. Şu an son sınıftayım. Dolu dolu geçen üniversite yıllarımın sonuna yaklaşırken tekrar sınava girsem yine "Bilgi-Reklamcılık" seçerdim diyorum.

2. İyi bir iletişimci için olmazsa olmaz üç "kişilik özelliği" nedir?

Bence iyi iletişimci; insan ilişkileri kuvvetli olan, olaylara ve durumlara farklı açılardan bakabilen, hem kreatif hem analitik düşünebilen kimsedir.

3. İletişim Fakültesi öğrencisi kendisini nasıl geliştirebilir?

Her öğrenci kendini geliştirmelidir tabii ama özellikle İletişim Fakültesi öğrencileri için kendini geliştirmek bir gereklilikten çok zorunluluk bence. Kendisini nasıl geliştirebileceği konusuna gelirsek yapılması gereken ilk şey kendisini geliştirmeyi 'istemek'. İletişim Fakültesi; öğrenciye çok geniş bir vizyon kazandırabilir, evet. Ama bunun için önce öğrencinin istemesi gerekir. Heyecanlı, hevesli ve en önemlisi meraklı olmalıdır. Soru sormalı, her şeyi sorgulamalıdır. Trendleri takip etmeli, çağı yakalamalıdır. Her geçen gün kendisine yeni bir şey katmalı, sadece iletişim sektörüyle sınırlı kalmadan farklı alan ve disiplinlerden de beslenmelidir.

4. İletişim Fakültesi öğrencisi hangi alanlarda, ne tür firmalarda staj yapmalı?

Öğrencinin ne istediğine göre değişir. İşte tam da bu noktada, öğrencinin 'ne istediğini keşfedebilmesi için' staj yapması gerekiyor. Staj bence bi' nevi simülasyon. İş hayatının nasıl olacağını, neye benzeyeceğini gösteriyor ve insana çok şey öğretiyor. Birinci sınıfın ilk döneminde bir staj deneyimim olmuştu. Reklamcılıkla ilgili en ufak bir fikrim yoktu ve üniversiteye yeni yeni adapte olmaya çalışıyordum. Şimdi düşününce, o bile bana çok şey kattı. Ajans ortamında bulunmak, gözlem yapmak, o havayı solumak bile çok önemli. İletişim Fakültesi öğrencilerinin yönelebileceği alanlar çok geniş ve çeşitli. Reklamcılık özelinde konuşursam ağırlıklı olarak reklam ajansı veya marka tarafı tercih ediliyor. Reklam ajansında çalışmak isteyenlerin farklı ajanslarda, farklı markalar görerek staj yapması çok faydalı. Marka tarafına yani kurumsal hayata yönelmek isteyenler için de önce reklam ajansında pişip işin mutfağını görmenin avantaj olduğu söyleniyor.

5. İletişim Fakültesi öğrencileri mülakata nasıl hazırlık yapmalı?

Biz Reklamcılık öğrencilerine; markaların, kıyasıya rekabet ortamında varlığını sürdürebilmesi için farklı olması ve kendisini ayrıştırması gerektiği öğretildi. Bir marka; kalabalıkta ayakta kalabilmek adına nasıl diğer markalara benzemeyecek, kendisini rakiplerinden ayıracak yollar buluyorsa öğrenciler de bu kadar çok mezunun içinde fark yaratmalıdır. Mülakatta görüştüğü kişiye bunu göstererek neden başka birini değil de onu tercih etmeleri gerektiğini ispat etmelidir. Öğrenmeye hevesli olduğunu hissettirmelidir. Çünkü kimi zaman istekli olmak başarılı olmaktan daha önemli olabilir.

6. Marka / İnsan için iletişim sektörünün vazgeçilmez olduğunu düşünüyor musun?

Kesinlikle düşünüyorum. Sevgili hocam Gresi Sanje, "Marka, aslında bütüncül bir hikayeyi sürekli anlatmaktan ibaret." der. Markalar bunu yaparken bizle farklı araçlarla iletişim kuruyorlar. 'İletişim' olmazsa olmaz. Markaların da tıpkı bizim gibi kimlikleri ve kişilikleri var. Kimlikleri belli, tıpkı bizim kimlik bilgilerimiz gibi. Marka kişiliği biraz daha farklı, üzerine düşünmeyi gerektiriyor. Markanın kişiliğini anlamaya çalışırken "Eğer bu marka; bir insan olsaydı, ete kemiğe bürünseydi nasıl bir kişi olurdu?" şeklinde düşünürüz. Sadece markalar insanlarla iletişim kurmuyor, aynı şekilde insanlar da markalarla iletişim kuruyor. Marka dediğimiz şey elle tutamadığımız, gözle göremediğimiz; soyut bir kavram ancak biz markalarla iletişim kurabiliyoruz. Çünkü bir marka, onu o marka yapan bütün çalışmaları ve çalışanlarıyla tüketicilere dokunuyor. Yani iletişim sektörü, marka/insan için vazgeçilmez ve yeri doldurulamaz bence.

7. İletişim Fakültesi öğrencileri portfolyo hazırlarken nelere dikkat etmeli?

İletişim Fakültesi'ndeki bölümlerin çoğu, ağırlıklı olarak uygulamalı derslerden oluşuyor. Teorik dersler de mutlaka uygulamalı bir çalışma veya proje gerektiriyor. Bu projeler bazen bireysel, bazen grupça yapılabiliyor. Seneler ilerledikçe bir sürü iş biriktirmiş oluyorsunuz. İlk sınıftan son sınıfa kadar çok şey birikiyor. Geriye dönüp baktığınızda ne kadar geliştiğinizi görebiliyorsunuz. Çekilen her fotoğraf, yazılan her metin, tasarlanan her şey, yapılan her sunum inanılmaz önemli. Bunları kaybetmeden düzenli bir şekilde biriktirmek, derlemek, toplamak gerekiyor. Okul dışında yapılan farklı faaliyetler de aynı derecede değerli. Bizim bölümde herkes portfolyo hazırlamayı tercih etmeyebiliyor ancak çoğu kişi yaptığı bütün işleri, sorulduğunda sergilemek üzere saklıyor. Zannediyorum ki tasarım ağırlıklı bölümler, portfolyo hazırlamayı daha çok gerektiriyor.

8. Eğitiminin iletişim sektöründeki bakış açına etkileri nelerdir?

Eğitimim, iletişim sektöründeki bakış açımı oluşturmamı ve geliştirmemi sağladı. Birbirinden değerli hocalarımdan aldığım dersler sonucunda yalnızca akademik değil hayata dair şeyler öğrendim; öğrenmekle kalmadım deneyimledim. Hem teorik hem pratik anlamda kendimi geliştirme fırsatı buldum. Seneler geçtikçe değiştim. Ben değiştikçe bakış açım da değişti. Üniversite eğitimi, beni ben yapan en önemli faktörlerden diyebilirim.

9. Aldığın eğitim ile sektör deneyimleriniz birbirini tutuyor mu?

Evet, paralel olduğunu düşünüyorum. MullenLowe, Plasenta CA, McCann gibi ajanslarda staj yaptım ve bu sektör deneyimlerimle aldığım eğitimin örtüştüğünü gördüm. Staj deneyimlerim sayesinde okulda teoride öğrendiğim şeylerin gerçek hayattaki karşılığını görme fırsatı buldum. Karşılaştığımız herhangi bir reklamın aslında hangi yollardan geçerek tüketiciyle buluştuğunu gördüm. İşin mutfağında yer almanın çok büyük bir artı olduğunu düşünüyorum. Bazı şeyleri anlamak için dinlemek yetmiyor, denemek gerekiyor. Özellikle iletişim sektöründe, bu durum çok önem teşkil ediyor. İnsan, sorumluluk aldığında öğreniyor.

10. İletişimci olmayı hayal edenlere önerilerin nelerdir?

İletişimci olmayı hayal edenlere öncelikle hayallerinin peşinden gitmelerini öneriyorum. Eğer hayalleri bu yöndeyse, ne olursa olsun başka yöne sapmasınlar. Mutlu olacaklarını düşündükleri yolda ilerlesinler. Ben de iletişim eğitimi almayı hayal edenlerdenim, almaya mecbur kalanlardan değilim. Sırf "kolay" sandığı için tercih eden, "matematikten uzak" olduğunu düşündüğü için bu alana yönelen çok kişi var. Ancak istemeyene ve sevmeyene kolay değil, aynı zamanda sadece yaratıcı düşünmeyi değil analitik düşünmeyi de gerektiriyor.

0
 

Yorum

Zaten Hesabınız Varsa Buradan Oturum Açın
Henüz bir yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun