Takviminiz dolu, yapılacaklar listesi sonsuz… Her şey kontrol altında gibi görünür ama içten içe bir şey eksik: Siz. Çünkü yaşam, çoğu zaman bizi tanımlarla sarıp sarmalar: Unvanlar, roller, sorumluluklar, bitmeyen toplantılar, yönetilemeyen takvimler, ertelenen buluşmalar… Nefes almak bir otomatik pilota dönüşür. Ve zamanla bu tanımlar öyle derinleşir ki kim olduğumuzu değil, ne yaptığımızı anlatır hale geliriz. Fark etmeden yaşamayı değil, yalnızca sürdürmeyi öğreniriz. Kararlar iç sesimizden değil, gündemin hızından doğar. Ve o iç ses? Gün geçtikçe daha kısık bir tonda, daha uzak bir yerden seslenir bize. Belki sabah trafiğinde, belki bir yürüyüş molasında, belki sabah kahvemizi içerken o soru aklımıza düşer: "Gerçekten istediğim bu mu? Hayat böyle bir şey mi? "
İşte tam da o soruyu sorup, cesaretle yönünü değiştiren bir kadın Esin Alptekin Incediken 20 yılı aşkın medya, reklam ve pazarlama odaklı beyaz yakalı kariyerinden sonra, yönünü mindfulness'a —yani farkındalıkla yaşamanın, dikkatini sahiplenmenin ve anlamla hizalanmanın— yolculuğuna çeviriyor. Bu yalnızca bir kariyer değişimi değil; sistemin hızına kapılmadan, kendini yeniden duymanın ve özüne sadık kalmanın ilham verici bir hikâyesi…Ve işte bu yüzden "Her Kadının Bir Hikayesi Var"ın bugünkü konuğu: O bildik soruya başka bir cevabın mümkün olduğunu keşfeden, şimdilerde öğreten biri olarak bize kendimizi hatırlatacak:
20 yıl boyunca medya, reklam ve pazarlama iletişimi alanlarında çalıştıktan sonra bitmeyen merakım ve öğrenme tutkum ile hayat boyu öğrencisi olabileceğim mindfulness (farkındalık) yolculuğunda olan biriyim. Kendimi en çok şu değerlerle tanımlıyorum: Merak eden, hayat boyu öğrenmeye açık, adaletsizlik karşısında mücadele eden, dünyadaki acının farkında olan ve bu acıyı çoğaltmadan dönüşüm yaratmaya istekli biri... Dinlemeye, anlamaya ve şefkatle eyleme geçmeye önem veren biriyim. Sevdiklerim; ailem, dostlarım, okumak, yazmak, derin sohbetler, müzik, edebiyat ve şiir… Mesela şiir, 44 yaşımdan sonra mindfulness yolculuğumla birlikte hayatıma girdi. O zamana kadar romantik yanımı bastırmışım; şimdi onunla da barıştım.
Beni en çok rahatsız eden şeylerden biri, gerçekliğin bu kadar kolay bulanabildiği bir çağda, yanlış ve yanıltıcı bilgiyle bu kadar iç içe olmamız. Dijital çağın getirdiği bilgi bolluğu, beraberinde dikkat dağınıklığını, zihinsel gürültüyü ve hızla yayılan yanlış bilgileri de getiriyor maalesef. İnsanlar çoğu zaman haberleri, yorumları teyit etmeden paylaşıyor. Bazen bilmeyerek yanlış paylaşılıyor ( mezenformasyon), bazen de bile isteye yanıltma amacıyla yayılıyor (dezenformasyon). Sonuçta, ister kasıtlı ister kasıtsız olsun, bu bilgi kirliliği zihinleri bulandırıyor, kutuplaşmayı artırıyor ve güven duygusunu iyice aşındırıyor.
İşte mindfulness, tam da bu noktada devreye giriyor: Fark etmek, durmak, sorgulamak ve niyetle hareket etmek. Mindfulness benim için sadece içsel bir denge arayışı değil; aynı zamanda dijital dünyada sorumlulukla var olmanın da yolu. Dikkatini nereye verdiğini fark etmek, bir gönderiyi neden paylaştığını sorgulamak ya da bir haberi okumadan önce zihnindebeliren otomatik tepkileri görebilmek — işte bunlar bugünün en güçlü etik eylemleri haline geliyor. Bugün bilgiye değil, dikkatine sahip çıkabilen kazanıyor. Bu yüzden dikkatine sahip çıkmak, sadece kendin için değil; topluluk için de bir fark yaratma yolu. Ve gerçekten hiç kolay değil, insan yoruluyor. Bu yüzden de olmazsa olmazım: Dinlenmek. Gerçekten neye ihtiyacım olduğunu kendime sormak ve bu ihtiyacı sorgulamadan karşılamak. Bunu hak edip etmediğimi tartmadan, o molayı kendime verebilmek...
Kesinlikle pandemi dönemi… Eğitim sektöründe çalışıyordum. Pandemiyle birlikte tempo daha da yoğunlaştı. Hem sağlık endişesi hem de yoğunluk sağlığımı tehdit etmeye başlamıştı. Aynı zamanda pandemi hepimize istemeden de olsa bir "durma" hali getirdi. "Ben gerçekten ne istiyorum?" sorusu zihnimde belirmeye başladı. Mindfulness ile yeniden tanışmam bu noktada oldu. Aslında 2016 yılında Mindfulness ile bir atölye çalışmasında tanışmama rağmen, o zamanki yoğun ve stresli iş hayatım içinde dikkatimi tam olarak verememiştim. Çünkü o yıllarda neredeyse her günü "stresliyim" diyerek geçirdiğimi fark etmeden, bu söylemle stresimi daha da büyütüyormuşum.Bedenim de sinyaller veriyor ama ben başarıya odaklı kalıplarla yapmaya, üretmeye devam ediyordum. Yapma halinden "olma" haline geçtikçe; özümle yeniden bağlantı kurmaya başladım. Bu dönüşüm bana 2021 yılının başında şu net soruya getirdi: "Bu hayattan ne almak, ne vermek istiyorum?" Ve kurumsal hayattan ayrılma kararı aldım. Ardından IMA (Institute for Mindfulness-based Approaches) ile yollarımız kesişti. 2023 yılında 1,5 yıl süren MBSR eğitmenlik eğitimimi tamamladım. 2021 yılından beri şefkat, doğu felsefesi, budist psikoloji ve sanat terapisi eğitimleri almaya devam ediyorum. Ayrıca o dönemde çok eski bir dost olan Hermann Hesse'ye yeniden döndüm. 17 yaşındayken Bozkırkurdunu, Siddhartha'yı ve nerdeyse bütün kitaplarını okumuştum. Bazı satırların yanına "Bu cümleyi ben yazmalıydım" diye notlar düşmüştüm. Yıllar sonra mindfulness'la tanışınca anladım ki o kitaplar aslında beni yıllar öncesinden bugünkü yolculuğuma çağırıyormuş.
Kurumsal hayatı bırakmak benim için çok zor bir karardı. Uzun süre içten içe direndim. Korkularım vardı: kimliğim, düzenim, alışkanlıklarım… Ama o süreçte mindfulness pratikleri benim en büyük dayanağım oldu. Zihnimin berraklaşmasına, değerlerimle hizalanmama ve neyin benim için anlamlı olduğunu yeniden sorgulamama alan açtı. Hayatın koşturmacasında insan pusulasını şaşırabiliyor. Ama mindfulness'ın bana öğrettiği en kıymetli şeylerden biri: Meditasyon pratiği edindikçe, bu nefes ve bu bedenle bağlantıyı kurdukça kaynakların kendi içinde olduğunu idrak edebiliyorsun. Her zaman durup kendine dönebilir, yeniden hizalanabilirsin.
Kendinle bağlantıyı kaybetme. Sadece yapmak zorunda olduklarınla koşullanmak insanı kendinden uzaklaştırıyor. Hatta senin bu ilk sorduğun "Esin kimdir?" sorusu, bana bir terapi tanışma seansında sorulmuştu. Cevap verirken sadece unvanlarımdan ve işlerimden bahsettiğimi fark ettiğimde, ciddi ve çarpıcı bir yüzleşme yaşamıştım. O an anladım ki, ben kendimi unutmuşum. Unvanlar gidince, ki elbet bir gün gidecek, geriye kim kalıyor? İşte orası asıl yolculuğun başladığını anladığın yer…
Her zaman yeniden başlayabilirsin. Bu, mindfulness pratiğinde sıkça tekrar ettiğimiz bir söz. Çünkü her şeyin mümkün olduğu yer tam da şu andır. Şimdiki an, kendinle yeniden buluşmak ve yaşamla yeniden bağ kurmak için bir davet sunar. Çok sevdiğim eğitmenlerden Sharon Salzberg şöyle der: "We can always begin again. No matter what happens, no matter how long it's been, no matter how far from our aspirations we may have strayed, we can always, always begin again."
Son yıllarda hem dünyada hem de ülkemizde olan bitenler — savaşlar, haksızlıklar, adaletsizlikler, iklim krizi — zaman zaman hepimizi umutsuzlukla karşı karşıya bırakıyor. Ama mindfulness bana şu soruyu sorma cesaretini veriyor: "Böylesi bir dünyada, ben nasıl bir katkı sunabilirim?" Eko-filozof ve Budist bilge Joanna Macy Joanna Macy, bir röportajında dünyayla "tam anlamıyla var olmamız" gerektiğini söylüyor. Ve bu özellikle "felaket zamanlarını" da cesaret ve sevgiyle karşılamak anlamına geliyor. Kendimizi, sevdiklerimizi, ülkemizi ve dünyanın kendisini "hastalıkta ve sağlıkta" sevmeye yemin etmek anlamına geliyor: "Verebileceğiniz en büyük hediye, tam anlamıyla mevcut olmaktır. Umutlu, umutsuz, karamsar veya iyimser olup olmadığınız konusunda endişelenirken bile. Asıl mesele, ortaya çıkmanız, burada olmanız ve bu dünyayı sevmek için her zamankinden daha fazla kapasite bulmanızdır, çünkü başka türlü iyileşmeyecek." — Joanna Macy... Bu cümle benim için hem çok sade hem çok güçlü. Zor zamanlarda bile kendini, başkalarını ve bu dünyayı sevebilme kapasitesine tutunmak… İşte belki de en büyük umut burada...
Bitirirken…
Sevgili Esin Alptekin Incediken ,
Senin için mindfulness; içsel bir denge arayışı olduğu kadar, dijital çağın dikkat dağınıklığına, tükenmişliğine ve yapay gündemine karşı bilinçli bir duruş gibi... Çünkü dediğin gibi, zor zamanlarda bile kendini, başkalarını ve bu dünyayı sevebilme kapasitesine tutunma umudu belki de yaşamın ta kendisi... Dünyanın pek de yaşanacak bir yer olmadığını, hayattan keyif alma, amaçla yaşama halinin kalmadığını sıkça düşündüğümüz bu günlerde bu yaklaşımı sadece kendi hayatına değil, verdiğin eğitimler aracılığıyla başkalarının hayatlarına da taşıyorsun. Tüm samimiyetinle, farkındalığınla ve içtenliğinle bu yolculuğu bizimle paylaştığın ve mindfulness'ı herkesin kendini farketmesi, bulması için "dert edindiğin" için çok teşekkür ederim. Dünyaya kalpten bakan kadınların sesi sayende çoğalsın.
Esin'den Pelin'e Kalan: "Kendinle bağlantıyı kaybetme. Sadece yapmak zorunda olduklarınla koşullanmak insanı kendinden uzaklaştırıyor. Hatta senin bu ilk sorduğun "Esin kimdir?" sorusu, bana bir terapi tanışma seansında sorulmuştu. Cevap verirken sadece unvanlarımdan ve işlerimden bahsettiğimi fark ettiğimde, ciddi ve çarpıcı bir yüzleşme yaşamıştım. O an anladım ki, ben kendimi unutmuşum. Unvanlar gidince, ki elbet bir gün gidecek, geriye kim kalıyor? İşte orası asıl yolculuğun başladığını anladığın yer…" by Esin Alptekin Incediken
İyi ki hikayenle bu seride yer aldın. İyi ki varsın!
Her Kadının Bir Hikayesi Var/Every Woman Has A Story by Pelin Ayan
![]()
2023 BinYaprak. Tüm hakları saklıdır. Bir TurkishWIN girişimidir
Yorum