Yazılar

    Kabul ederek, https://binyaprak.com/ dışındaki bir üçüncü tarafça sağlanan bir hizmete erişeceksiniz.

    8 dakika okuma süresi (1572 kelime)

    Bir Hukukçunun Öğrenme Yolculuğu - Yasemin Genç

     Yasemin Genç ile İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde başlayan kariyerini ve yaşamını konuştuk. Detaylar röportajımızda!

    Yasemin Genç Header

     Yasemin Genç ile İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde başlayan kariyerini ve yaşamını konuştuk. Detaylar röportajımızda!

    1) Sizi kısaca tanıyalım: Nerede doğdunuz, ne okudunuz, şimdi ne yapıyorsunuz?

    İstanbul'da doğdum. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Yüksek lisansımı London School of Economics'te yaptım. 12 yılı aşkın bir süredir Microsoft'tayım. Şu anda, Microsoft'un (Middle East Cluster - MEC- olarak adlandırılan) Katar, Kuveyt, Mısır, Umman ve Bahreyn'den oluşan bölgesindeki faaliyetleriyle ilgili hukuki ve kamu ilişkilerinden sorumlu hukuk baş müşaviri olarak görev yapıyorum. İşimin bir parçası olarak ayrıca, hem MEC İcra Kurulunda hem de Ortadoğu ve Afrika Bölgesindeki hukuk birimimizin icra kurulunda görev yapmaktayım.

    2) Sizi yönlendiren anlar ve kişiler kimlerdi? Mesleğinizi nasıl seçtiniz, karar anlarınız neler oldu?

    Çocukluğuma damgasını vuran 12 Eylül 1980 öncesi ve 1982 Anayasası tartışmalarını hatırlıyorum. Okula yürüyerek giderdim. Kitapçı ve kırtasiyeleri çocukluğumdan beri hep çok sevmişimdir. Okulumuzun karşı köşesindeki kitapçı, sahibinin düşünceleri nedeniyle, mütemadiyen bombalanırdı. Sabahları okula gelip simsiyah olmuş küçük dükkanı görünce içim sızlar, sahibinin hiç bıkmadan her seferinde yenileyip boyayıp yeni ürünler alıp dükkanı yeniden açmasını sevinçle izlerdim. Bulunduğumuz mahallede bir çatışma olduğunda, evde yere oturur çatışma ve seslerin dinmesini beklerdik. Televizyonda, aile ve dostlarla toplantılarda, anlamadığım pek çok kavram uçuşurdu. Ama sanırım beni en çok meşgul eden ve babama da sıkça sorduğum sorular, sağ/sol, hak ve özgürlük kavramları üzerineydi. Babam hiç bir sorumu geçiştirmezdi. 6-7 yaşında bir çocuk bunlardan ne anlarsın demezdi. Sanırım daha o dönemlerde "soru sorma", "öğrenme", "hak" ve "adalet" benim için önemli kavramlar, benim kavramlarım olarak hayatımda belirmeye başladı.

    Çok şanslıyım ki hem o dönemi hem de bu kavramların bir kısmını daha sonra İstanbul Hukuk Fakültesi'nde değerli anayasa profesörlerimiz Bülent Tanör, Erdoğan Teziç ve daha nicelerinden dinleme şansına eriştim.

    Bu kavramların yanı sıra, bir kadın olarak kendime toplumsal ve kültürel beklentilerden bağımsız bir alan yaratabilme ihtiyacım, benim için doğal olarak hukuku, psikolojiyi ve edebiyatı cazip hale getiriyordu. Ayrıca, lisede olduğum dönemde işletme çok popüler bir alandı. Biraz buna da kapılmıştım. Dolayısıyla, üniversiteye giriş tercihlerimi belirleyeceğim zaman, tek ve biricik tercihim hukuk değildi. Hukuku seçmemde babamın etkisi büyük oldu. Babam da İstanbul Hukuk mezunlarından. Bildim bileli çok okur, çok üretkendir, hukuk ve demokrasiye olan sonsuz inancını sık sık dile getirir, kendi dönemindeki profesörlerinden pek çok anekdot anlatır. Benim seçim yapmakta kararsız kaldığım bu dönemde, babam hayatımda daha sonraki karar anlarında da yapacağı bir şeyi yaptı: Öncelikle kendi görüşlerini ve neden öyle düşündüğünü anlattı, ben de kendi düşüncelerimi. Sonra tartıştık. Bu tartışmalarımız, hiçbir zaman bağlamından veya benden, benim hislerimden veya hayata bakışımdan kopuk bir tartışma olmazdı. Babam her zaman, kendi değerlendirmesinin kendisine neden iyi geldiğini de anlatır ve böylece bana da aynı şeyi kendimde test etme ve kendim için doğru olup olmadığını tartma imkanı verirdi. Hukuku tercih ederken de, bunun bana ileride atılacağım (hukukla doğrudan ilgili olsun olmasın) her alanda önemli bir alt yapı kazandıracağına, devamında yapacağım yüksek lisans veya doktorayla kendimi farklı alanlarda çalışmaya kolaylıkla hazırlayabileceğime ikna oldum. O zamanlar hukuk okumanın içimdeki özellikle adalet, öğrenme, kendim olarak var olma (kendi alanıma sahip çıkma) gibi kavramları nasıl besleyip yeşerteceğinin ayrımında değildim.

    Mesleğim boyunca çeşitli karar anlarım oldu tabii. Bir meslektaşımla kendi büromuzu açmaya karar verirken motivasyonum; yeni bir yola çıkmak, yeni deneyimler kazanmak, mesleğimi istediğim gibi şekillendirmek, zamanımı yönetebilmek ve doktora yapmaktı. Büromu bırakıp Microsoft'a geçerken ise, teknoloji devi bu şirketin işlerini anlamak, pratik çözüm üretebilmek, hukuk bilgisinin yanı sıra hukuk eğitiminin bize sağladığı muhakeme ve analitik düşünme gibi bazı becerileri de kullanarak karar noktasında yer almak, şirketin stratejisinin bir parçası olmak istiyordum.

    3) Aileniz kariyer yolculuğunda sizi nasıl yönlendirdi, destek oldu mu?

    Aile benim için bağlılık, aidiyet ama aynı zamanda farklılıkların olduğu gibi içselleştirilmesi ve kabulü anlamına geliyor çünkü ailemiz çok büyük, çok farklı düşüncede ve eğitim düzeyinde bireylerden oluşuyor. Bugün birbirinden çok farklı kültür, din, ırk ve geçmişe sahip ekiplerle çalışabiliyor ve böyle bir ekibi yönetebiliyorsam, bunu, ailemizde birçok farklılığın doğal biçimde kabulüyle bağlantılı olduğunu düşünüyorum.

    Babam, yukarıda bahsettiğim gibi, hukuku seçmemden sonra da kariyerimle ilgili dönüm noktalarında, benimle fikirlerini hep çok açıkça paylaştı. Beni herhangi bir çözüme yönlendirmek yerine, birbirine tezat fikirler de dahil, bana farklı fikirler getirdi. Beni etraflıca düşünmeye sevk etti.

    Yabancı dil de farklı kültürleri tanıma ve anlamanın önemli araçlarından. Babamın bu konudaki öngörüsü, yabancı bir dili iyi şekilde öğrenebileceğim bir okulda okumam konusundaki gayreti sonucu dil öğrenmem, mesleğimde de hayatımın diğer alanlarında da bana yeni pencereler açtı.

    Annem ise her zaman asli görevimin okumak olduğunu bana hissettirdi. Evde, herhangi bir aile veya arkadaş ortamında kız çocuklarından beklenebilecek hiçbir beklenti yüklemedi bana. Böylece beni insan hikayelerine götüren ve kendi içsel yolculuğuma hazırlayan kitaplarım; evde, aile piknikleri ve ziyaretlerde, kısacası her yerde yanımda oldu.


    4) Kendinizi geliştirmek için neler yapıyorsunuz?

    Yaptığımız iş hayatımızın bir parçası ama sadece bir parçası. Hayat ise bundan daha büyük bir şey. O yüzden insanın gelişimi de uzmanlık alanıyla sınırlı kalmamalı. Öğrenmek benim için yaşamın amacı. İnsanlarla ilişkilerimde, her gün işimi yaparken, kitap okurken, film izlerken, her fırsatta öğrenmek. Kendini geliştirmedeki en önemli araçlarından birinin merak olduğunu düşünüyorum. Merak etmek, soru sormaktan korkmamak, ben çözümünü bilmiyorsam çözümü bulacak veya farklı düşünceleriyle benim uğraşıma yardımcı olabilecek kişileri bulmak, onlarla çalışmak… Ben herkesten öğreneceğim bir şeyler olduğuna inanırım. Mesleki ya da değil, bir insanın bana bir şey öğretebilmesi için benden tecrübeli veya büyük olması gerekmiyor. Hayatımın en büyük şansı oğlum Ali'den, her gün hayata dair yeni şeyler öğreniyorum. Çocukların içgörüleri ve sezgileri inanılmaz bir yol gösterici. Genç meslektaşlarımız için de aynı durum geçerli. Onlarla çalıştığımda her zamanda daha çok şey öğrenenin ben olduğumu düşünürüm. Yeter ki biz buna müsaade edelim. Okumak, okumak, okumak… Mesleki gelişimimiz için de okumak, araştırmak ve çok çalışmak önemli. Bana göre, kişinin yaptığı işe gösterdiği saygı ve verdiği emek, kendine duyduğu saygıyla eşdeğerdir.

    Elbette ki sanat, tiyatro, sinema, müzik olmazsa olmazlarım. İlgi duyduğum alanlarda eğitim alırım. Hayat boyu eğitime inanırım.

    Son senelerde, seçimlerde avukat olarak görev almak da bana ülkem, insanlarımızın değer yargıları ve eğitim sistemimiz hakkında çok şey öğretti. Her meslektaşıma tavsiye ederim.

    Bütün bunlar bir yana, kendini geliştirme yolculuğunda muhakkak ki ilk ve en önemli adım, kendini merak etmek, kendini tanımak.

    5) Hayatınıza etki eden, ilham aldığınız kişiler kimler? Bize onlardan bahseder misiniz?

    Avukatlık stajımı yaptığım Emil Frako Hukuk Bürosu'nda çalışan avukatların yaşı benden çok büyüktü. Düşünün, ben 22 yaşındayım, meslektaşlarım 45-80 arası. Bir Anayasa Mahkemesi kararı yayınlandığında, kanun değişikliği veya basında çıkan herhangi bir hukuki tartışma söz konusu olduğunda, hemen konu masaya yatırılmak üzere toplanılırdı. Beni asla eksik etmediler bu toplantılardan. Sanki konunun üstadı benmişim gibi konuyu bana açıklarlar, tüm samimiyetleriyle "Ya Allah aşkına söyle Yasemin, böyle bir şey olur mu hiç?" derlerdi. Soruları içtenlikli, amaç hep birlikte tartışmak ve öğrenmekti. Bu mesleğe ve genç yaşlı meslektaşlarıma saygının nasıl bir şey olduğunu onlar öğretti. Buradan onları da sevgiyle ve saygıyla anmak isterim.

    Ailem, birlikte çalıştığım insanlar, hukuk profesörlerim, arkadaşlarım arasında ilham aldığım pek çok kişi var. Sanırım ilham benim için anlık bir şey olabiliyor. Çok ufak bir söz ya da hareketle insanlar hayatınızı veya düşüncelerinizi derinden etkileyebiliyor, yolunuza ışık tutabiliyor. Bu anlamda, okumayı da çok önemli buluyorum. Özellikle biyografiler ve insan öyküleri benim için çok değerli; başka yaşantıları, düşünceleri, duyguları anlamaya çalışmak, onlardan öğrenmek, ilham almak.

    Daha önce değindiğim gibi, hak ve adalet kavramları hayatımın her döneminde benim için ana eksenlerden oldu. Zaman içerisinde bu toplumun değer yargıları ile büyüyen ama bunların önemli bir kısmını benimseyemeyen bir kadın olarak, bu kavramları yeniden tanımlamaya çalıştığım bir sürece girdim. O dönemde kamu hukukunda doktora yapmaya başladım. Özellikle kadınlara ilişkin konular ve cinsiyet ayrımcılığı üzerine okuyordum. Bu okumalarım sırasında da bana gerek eserleri gerekse yaşam hikayeleriyle ilham olan pek çok yazar oldu. Bu okumalar benim için; kadının cinsellikte, toplumsal hayatta, yasaların yazılmasında veya mahkemelerde hiçbir zaman koşulları belirleyememiş olması gerçeğine karşı bir ümit olarak anlam buldu. İnsan hakları mı kadın hakları mı? Eşitlik aslında nasıl bir kavram? Ya farklılık üzerinden eşitlik tanımlama? Kadın tüm bunların neresinde? Bu konudaki görüşlerinizi bu röportaja yorumlar bölümünde yazarsanız çok sevinirim. Belki çevrimiçi bir toplantıda bir araya gelip bunları tartışma imkanımız da olur.

    Ayrıca, son dönemde tekrar okumaya başladığım yazarlar arasında Irvin Yalom, Thomas Bernhard, Rollo May, Simon de Bevoir, Hannah Arendth, Susan Sontag, Iris Murdoch ve Leyla Erbil'i sayabilirim.

    6) Kendimizi geliştirmek için hangi dijital kaynakları takip edelim? Mutlaka okunmalı dediğiniz kitaplar var mi?

    Elimden geldiğince günlük gazeteleri ve dönemsel yayınları takip etmeye çalışıyorum. Belli başlı danışmanlık şirketlerinin günümüz teknolojilerine, bunlara ilişkin hukuki meselelere ilişkin rapor ve yayınlarını takip ediyorum. Microsoft on the Issues, Bill Gates'in özellikle karbon ayak izinin sıfırlanması konusundaki çalışmaları, Brad Smith'in liderlik ettiği yeni teknolojilere yönelik politika geliştirmeye ilişkin çalışmaları önemsiyor ve izliyorum. İlgilenenler LinkedIn üzerinden bunları takip edebilir.

    Gönlümden geçen kitap listesini buraya sığdırmam çok zor. O yüzden son dönemde okuduğum kitaplardan önerebileceklerimi buraya not düşeyim: Tools and Weapons (Brad Smith), Kaçırdıklarımız (Adam Phillips), Feminist Bir Devlet Kuramına Doğru (Catharine A. MacKinnon), Cinselliğin Diyalektiği (Shulamith Firestone), Günlükler (Susan Sontag), Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri (Irvin Yalom), Kumların Kadını (Kobo Abe), Tuhaf Bir Kadın ve Fikir Kuşları (Leyla Erbil). Bir de film önerisi bırakalım: Hannah Arendt (2012 yapımı, Yönetmen: Margarethe von Trotta).

    7) Tekrar 20 yaşında olsanız neyi farklı yapardınız? Bu mesleği seçmeyi düşünenlere ne tavsiye edersiniz?

    Hayata bir bütün olarak bakmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Hukuk matematikten, matematik felsefeden, felsefe siyasetten ya da sosyolojiden bağımsız değil. Hukuka bakışınızı hayata bakışınızla ve değerlerinizle bütünleştirmek, felsefeyle ve başka disiplinlerle zenginleştirmek çok önemli diye düşünüyorum. O yüzden tekrar 20 yaşında olsaydım bir üniversite daha okurdum. Aslında, 20 yaşında olmama gerek yok tabii. Hala ikinci bir üniversite okumayı istiyorum.

    Herkese yabancı dil öğrenmelerini, imkanları olduğunca seyahat etmelerini, sosyal sorumluluk projelerine katkı sağlamalarını ve izleyici olarak da olsa sanatı hayatlarına almalarını öneririm.

    Bu mesleği seçmeyi düşünenlere içimden bir de şunları söylemek geçer: Kendiniz olun, seçeneklere açık olun, bu yolculukta yalnız olmadığınızı unutmayın.

    Bu röportaj CampusWinner Özden Serinay Öz tarafından yapılmıştır. 

     

    Yorum

    Zaten Hesabınız Varsa Buradan Oturum Açın
    Henüz bir yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun

    Kabul ederek, https://binyaprak.com/ dışındaki bir üçüncü tarafça sağlanan bir hizmete erişeceksiniz.

    © 2021 BinYaprak. Tüm Hakları Saklıdır.
    Bir TurkishWIN girişimidir.