william-bout-264826-2

IKEA Güney ve Doğu Avrupa Bölge Müdürü Giny Boer ile Röportaj

Aslen Hollandalı olup, üç farklı ülkede yaşamış olan IKEA Güney ve Doğu Avrupa Bölge Müdürü Giny Boer ile duygusal zekayı konuştuk.


Aslen Hollandalı olup, üç farklı ülkede yaşamış olan IKEA Güney ve Doğu Avrupa Bölge Müdürü Giny Boer ile duygusal zekayı konuştuk.

Onu size standart bir şekilde tanıtmak yerine kendisinin LinkedIn profilinden aldığım şu sözleri sizinle paylaşmak istiyorum:

Beni motive eden şey çok sayıda insan için daha mutlu bir dünya yaratabilmek. Bu, benim için çalışma hayatımda ne kadar önemliyse özel hayatımda da o kadar önemli. Ben işin büyümesinde insan faktörünün önemine inanıyorum ve özellikle de kadınlara ağırlık veriyorum. Daha çok feminen dokunuşla dünyanın daha iyi bir yer olacağına gönülden inanıyorum. Beraber çalışmak daha az agresif, daha az rekabetçi ve daha "doğal" olacak. Büyük ya da küçük olsun, etki alanımdaki şeyleri değiştirmek için uğraşıyorum.

Giny Boer
IKEA Güney ve Doğu Avrupa Bölge Müdürü Giny Boer

Kendisine çalışmalarımıza ayırdığı zaman ve destek için teşekkürlerimi sunuyorum.

Kendisiyle gerçekleştirdiğimiz "Duygusal Zeka" konulu röportaj aşağıdadır:

1) Sizin "duygusal zeka" tanımınız nedir?

Kısaca insanlık olarak tanımlarım. Başkalarını anlayabilmek ve gerçekten kendini başkalarının yerine koyabilmeyi istemek.

2) Duygusal zekası yüksek takım arkadaşlarınızın ortak özellikleri nelerdir?

Sanırım en yaygını başka insanlara, özellikle de çeşitliliğe saygıları. Farklılıkları kabul ediyorlar. Beraber çalışmanın öneminin oldukça farkındalar. Bu nedenle de sadece duymak yerine dinleyebiliyorlar. Cevap vermekten çok soru sormayı tercih ediyorlar. Bir de bu insanların "şimdi" ve "burada" ya inandıklarını fark ediyorum. Geçmişte takılı kalmıyorlar. Birbirlerine karşı nazik ve arkadaşça davranıyorlar.

3) Bir kişinin duygusal zekaya sahip olup olmadığını ölçmek için kullandığınız özel yöntemler var mı?

Bilinçli olarak kullandığım bir yöntem yok. Ama genelde kişinin düşünceli bir insan olup olmadığını anlamak için çaba sarf ediyorum. Bu benim için çok önemli. Bir yönetici veya lider olarak çevrenize düşünceli bir şekilde yaklaştığınızda çevreniz de başkalarına bu şekilde yaklaşmaya başlıyor. Ego yönetimi ise dikkat ettiğim başka bir özellik. İş hayatındaki çoğu insan benmerkezci. Ben tam tersini arıyorum. Bir de benlikte bütünlüğün önemine inanıyorum. Benliğinizdeki tüm yönlerinizi (maskülen ve feminen) yaptığınız işe yansıtabilmeniz çok önemli. Sadece teorik bilginin peşinden koşmak yerine duygularınızı ve ruhani yönünüzü de gösterebilmek sizi farklı kılar.

4) Bir kişiyi ne zaman "duygusal", ne zaman "duygusal zekası yüksek" olarak tanımlıyorsunuz? Duygusallıkla duygusal zeka arasındaki sınır nedir?

Olumsuz duygular hissettiğim zamanlarda kendime sakinleşmek için zaman vermeye çalışıyorum. Örneğin, beni sinirlendirecek bir e-posta aldığımda gönderen kişiye aynı gün geri dönmek için acele etmiyorum. Gerçekten o an bir cevap yazmam gerekiyorsa da yazıp öncelikle kendime gönderiyorum. Yazdığım şeyi okuyorum ve duygularımın karşıdaki kişiyi kırıp kırmayacağını sorguluyorum. Çünkü duygularımbenim ve konunun önüne geçmemeli. Bence zaten duygusal zeka kendi duygularınla başa çıkabilmekle alakalı. Bu arada belirtmek isterim ki, eğer olumlu duygular içindeysem, mutluluk gibi mesela bunu hemen başkalarıyla paylaşmak isterim. Çünkü sizdeki olumlu duyguların başkalarına da olumlu katkı sağlayacağına inanıyorum.

5) Duygusal zekanın her pozisyon için gerekli olduğunu düşünüyor musunuz? Hangi roller ve sorumluluklar için duygusal zeka olmazsa olmazdır?

Ben gerçekten dünyadaki herkesin duygusal zekasının yüksek olmasını diliyorum. Yöneticiler, partnerler, ebeveynler, arkadaşlar olarak egonun bu kadar ön plana çıktığı günümüz dünyasında duygusal zekaya sahip olmamız şart. Çünkü beraber çalışıp beraber yaşamamız gerekiyor. Sadece teoriler üzerinden konuşmak yerine kendimize şu soruyu sormalıyız: Gerçekten beraber çalışmaya, birbirimizi dinlemeye ve anlamaya var mıyız? Her zamankinden daha çok bağ kurmamız gerektiği için duygusal zeka bu kadar önem kazanıyor zaten.

6) Kadınların ve erkeklerin eşit duygusal zekaya sahip olduğunu düşünüyor musunuz?

Ben bir sinirbilimi uzmanı değilim ama evet diyebilirim. Duygusal zekanın büyük ölçüde yetiştirilme biçimine ve ulusal kültüre bağlı olduğunu düşünüyorum. Hepimiz duygularımızı ifade ediyoruz fakat bunu nasıl yaptığımız kültürden kültüre değişiyor. Örneğin, bir kültürde kızgınlığı ifade etmek kolayken üzüntüyü ifade etmek zor olabiliyor. Bu gibi özelliklerin duygusal zeka üzerindeki etkisinin cinsiyetten daha fazla olduğunu düşünüyorum.

7) Aslen Hollandalısınız fakat şimdiye kadar üç farklı ülkede yaşadınız (İtalya, Avusturya, İspanya). Bu deneyimlerin duygusal zekanıza bir katkı sağladığını düşünüyor musunuz?

Kesinlikle katkı sağladığını düşünüyorum. Bazı şeylerin farklı yapılabileceğini öğretti bana. İyi ya da kötü değil, sadece farklı. Genelde herkesin aşağı yukarı aynı olduğunu varsayıyoruz ama değiliz. Ulusal kültürümüz hayatımızda önemli bir rol oynuyor. Bir şeyi nasıl yaptığımız çok derin, oturmuş alışkanlıklara dayanıyor. Başka bir ülkeye tatil için gittiğinizde her şeyi olduğundan daha iyi görme eğilimindesinizdir. Fakat aynı ülkeye çalışmaya gidiyorsanız bu sefer farklılıklara odaklanırsınız. Bu farklılıkları iyi ya da kötü diye etiketlemek yerine farklılıkları anlamamız ve farklılıklara saygı göstermemiz gerekiyor. Ancak bu şekilde beraber çalışmayı başarabiliriz.

8) Son sorum, eğer benim yerimde olsaydınız Giny Boer'e yöneltmek isteyeceğiniz son soru ne olurdu?

Duygusal zeka ile diğer zeka çeşitleri –örneğin IQ- arasında nasıl bir bağlantı var?Bilginin önemli olduğuna kesinlikle inanıyorum. Ama benim sorum, eğer insanlar duygusal zekaya sahip olmazsa bu bilgiyi nasıl kullanacaklar? Eğitim sisteminin bu bağlantıyı ne derece göz önüne alıp almayacağıyla da çok ilgileniyorum.

Bu keyifli sohbet için çok teşekkürler.

0
 

Yorum

Zaten Hesabınız Varsa Buradan Oturum Açın
Henüz bir yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun
Haydi Binyaprak'lı Ol