Her Kadının Bir Hikayesi Var / Melek Pulatkonak

    IMG_0060

    Her Kadının Bir Hikayesi Var'ın bugünkü konuğu Melek Pulatkonak (she/her) ... Yıllardır hayranlıkla takip ederim, sohbet etmekten de büyük keyif alırım. Şimdi, onun inanılmaz ilham verici hikayesine geçmeden önce.... Melek ile tanışma hikayem, TurkishWIN'in henüz ilk filizlendiği günlerde; ortak bir arkadaşımız Begüm Özsüvari 'nin davetiyle Microsoft'un Levent ofisindeki bir TurkishWIN etkinliğine uzanıyor. Melek'in çoktan bir hayat amacına dönüşmüş hayalleriyle inşa ettiği bu girişimine heyecanla bakarken, o gün adını tam koyamasam da içimde bir his oluşmuştu: "Bu sadece bir girişim değil"...

    Aradan yıllar geçti. Ve bugün o hissin adını çok daha net koyabiliyorum: Ve bugün anlıyorum ki bu girişim, gerçek bir amaçmış.. Ve bu amaç, Melek'in "dur, bu yoldan değil Melek" diyebilmesinden, başarıdan vazgeçebilme cesaretinden, "bilmiyorum" demenin gücünden ve kendi anlamını yaratmanın hikayesinden doğdu.

    İstanbul'dan Londra'ya, Londra'dan New York'a, sonra yeniden İstanbul'a, finanstan girişimciliğe, bireysel başarıdan kolektif etkiye uzanan bir kendi anlamını arama yolculuğu Melek'inki... Muhtelemen sizi de "peki ben mezarımda ne yazmasını istiyorum?" diye düşündürtecek bu röportajda, başarılı bir girişimci kadının sadece bir kariyer yolculuğunu değil, bir kadının kendi sorularından doğan bir hayalin nasıl binlerce kadının hayatına dokunduğunu okuyacaksınız. Buyrun Melek'in hikayesini kendisinden dinleyelim: 

    • Çok klasik olacak ama Melek Pulatkonak kimdir? Değerleri, olmazsa olmazları, sevdikleri, sevemedikleri?

    Bir öğrenci, hayvan dostu ve doğa severim. Amerika ve İngiltere'de okuma ve çalışma fırsatı yakaladım. İstanbul'daki lisem sayesinde Avusturya kültürünü de içime çektim. Dünyanın önde gelen üniversitelerinde okudum. Şimdilerde TurkishWIN (Turkish Women's International Network) ile ilgili hayallerimi büyüten bir girişimciyim.

    Olmazsa olmazlarım: Sabah kahvem, "to-do" listelerim, can dostlarım, ailem ve hayallerim... Yazın deniz, her mevsim kitaplar ve sevdiğim müzikler.... Temel değerlerimmerak, cömertlik, cesaret, sorumluluk almak ve sevgiyle yaklaşmak. Samimiyeti severim; "mış gibi" görünen her şeyden bilinçli olarak uzak durmaya çalışırım.

    • Bugün kariyerinizde bulunduğunuz yere gelmenizde önemli bir dönüm noktası oldu mu? Hayatınızı ve bakış açınızı nasıl etkiledi?

    Aslen 3 büyük dönüm noktam var: İlk dönüm noktamı üniversite yıllarımda ve Londra'da, Marie Curie'nin hayatını okuduğumda yaşadım. Marie Curie'nin Polonyalı genç bir kadın olarak, liseden sonra fizik okumak için yaptığı fedakarlıkları keşfetmek inanılmazdı. Önce mürebbiye olarak çalışıyor ve para biriktiriyor — ta ki ablasından sonra Fransa'da okuyabilsin diye. Ailesi ikisini birden okula gönderecek kadar varlıklı değil. Paris'te okurken o kadar parasız ki geceleri ısınmak için odadaki her şeyi — sandalyeler, ne varsa — üstüne yığar; nesnelerin ısısıyla ısınmaya çalışırmış. O satırları okurken bir şey fark ettim: Hiçbir şeyi Marie'nin fizik okumak istediği gibi istemiyordum. Bu farkındalık, tokat gibi yüzüme vurmuştu. O açlık, o coşku, o hedef — bende hiçbiri yoktu. Sonradan o yokluğun yerini doldurdum ama o yaşlarda o boşluğu fark etmek de en az hayat hedeflerimi keşfetmek kadar önemliydi.

    İkinci dönüm noktam New York'ta... Columbia Business School'da okuyordum. Ne yapmak istemediğimi biliyordum. New York Borsası'nda başlayan finans kariyerimi geride bırakmak için, hayatımın son tatili olduğu bilinciyle borçlanıp okula girmiştim. Ama ne yapacağımı bilmiyordum: Ta ki girişimcilik derslerinde hocam Amar Bhide ile tanışana kadar... Bir girişimcinin her gün farklı bir gündeminin olması, o kaos ortamı — içimden "evet, bu" dedirtti. Ben girişimci olmalıydım. Neye girişeceğimi bilmiyordum ama yolumu bulmuştum. O heyecanı dün gibi hatırlıyorum.

    Üçüncü dönüm noktası ise 2008 yılında New York'ta ve finansal krizin tam ortasındaydık. Hakia adında bir semantik arama motorunda, girişimcilik hayatımın kritik bir anında; büyük bir yatırım almanın eşiğindeydik. Tam o sırada kurucularımızdan Pentti Kouri vefat etti. Her şey durdu. Rönesans insanı diyebileceğim biri gitmişti — inanılmaz bir lider, dost, ilham kaynağı... Hakia, bir liderlik boşluğuna düşerken, ben de hayatın ucunda ölümün oturduğunun farkındalığına yuvarlandım. Ben kimdim? Koşuyordum, çok çalışıyordum ama gerçekten ne istiyordum? Paraşütüm ne renkteydi? Mezarımda ne yazmasını istiyordum? Böyle boş boş baktığım birkaç hafta geçti. Ve o dönemde, emeklilik hayallerimi belki gerçekleştirmeye vakit yetmez diyerek TurkishWIN'in önce hayalini, sonra kendisini kurdum. Benim için karanlıktan ışığın sızdığı gerçek bir dönüm noktası oldu.

    • Kariyerinizde / hayatınızda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bununla nasıl başa çıktınız?

    Kariyerimde farklı "rota değiştirme" noktalarım oldu. Farklı yollar seçerken, hep yalnız ve bir ikna halindeyiz; önce kendimiz, sonra ailemiz, sonra da elalemin iknaları.

    London School of Economics'ten iktisat derecemi aldıktan sonra New York Borsası'nda çalışmaya başladım. Finans sektörünün bana göre olmadığını pekiştiren deneyim, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda bir yıl başkan danışmanı olarak çalışmam oldu. 27 yaşındaydım ve "dur, bu yoldan değil Melek" dedim.

    Columbia Business School'daki MBA yıllarım, bir arayış dönemiydi. Girişimci olma hayalimin peşinde New York'ta Hakia'nın ilk çalışanlarından oldum. Sıfırdan bir ekip kurarak 25 milyon dolar yatırım aldık. Büyük çıkış hayallerimiz vardı — ama 2008'de kurucularımızdan Pentti Kouri'nin vefatı, finansal kriz derken, koca 7 yıl emek verdiğimiz şirketten "buraya kadarmış" deyip aile nedenlerinden dolayı Türkiye'ye taşındım.

    2011'de Microsoft Türkiye'de Genel Müdür Yardımcısı olarak işe başladım. Paralelde, 2008'de fikriyle yola çıktığım TurkishWIN'de 2013'te tam zamanlı çalışmaya başladım. Bugün bu girişimin kurucusu, sözcüsü ve çaycısı olarak çalışıyorum.

    Sektör değiştirmek, ülke değiştirmek, kurumsal hayattan girişimciliğe ve girişimcilikten kurumsal hayata geçiş; hepsi zordu. Ama 30 yıllık çalışma hayatımda en zorlandığım konu, TurkishWIN'de doğru kişi ve kurumları ortak bir hedef ve anlam için hizalamak oldu. Sosyal sorumluluk ve gönüllülük eylemlerini ölçeklemek için bir sistem geliştirme yolculuğu ve bu yolculuğun uzunluğu beni zorladı.

    Neden zorladı? İnsan çıktığı yolda hemen sonuç almayı bekliyor; özellikle çok etkin kurumlarda deneyim kazanmışsa. Yavaş ilerlemenin motivasyonumu kaybettirmemesi gerekiyordu. Bu engeli Simon Sinek'in "Infinite Mindset" kitabıyla aştım. Kafamdaki taşlar oturdu. Sinek'e göre iki tür oyuncu var: "Sonlu oyuncular" — kazanmak için oynayanlar; "sonsuz oyuncular" — oyunda kalmak için oynayanlar.... Asıl başarı, rakibi yenmekten değil, kendi amacına sadık kalarak uzun oyunu oynamaktan geliyor. Benim hedefim, genç kızların sevdikleri mesleği bulabilmeleri ve bu yolu keşfedebilmeleri için onları desteklemek ve bu hedef için oyunda kalmak. Hedefimdeki bu gerçeği artık asla kaybetmiyorum.

    • Bugün sizin geçtiğiniz yollardan geçen bir kadına bir tek şey söyleyebilseydiniz, bu ne olurdu?

    Geri alamayacağın tek şey zaman ve gerçekleşmeyen hayallerin. Mutlu değilsen, kendini "yaşıyor" hissettiren anlamı bulamamışsan, bunun hesabını verecek tek kişi sensin — o da kendine. Hayallerine cimri olma, kız kardeşim. Pişman olduğumuz tek şey, yapmaya zaman ya da cesaret bulamadıklarımız...

    • Dünyanın dört bir yanındaki kadınlara umut, cesaret ve güç verecek bir mesaj paylaşsanız, ne olurdu?

    Nerede olduğun değil, nereye baktığın önemli. Başkasının haritasıyla yola çıkma — senin yolun, senin sorularınla belirecek. "Henüz bilmiyorum" demek bir zayıflık değil, yolunda dürüst bir adım.... O boşluğa cesaretle bak. Benim yolumda çok boşluk vardı ve nicesi daha belirecek. Bu dünyada ne istediğini bilen kadınlara ihtiyacımız var. Hayal kur, iste, yolun açık olsun, kız kardeşim.

    • Bitirirken eklemek istediğiniz bir şey var mı?

    TurkishWIN olarak 2010 yılından bu yana genç kadınların kariyerlerini, hayallerini ve kendilerini keşfetmeleri için çalışıyoruz. Bu yolculukta deneyimleri, zamanı ve değer ağlarıyla bize destek olmak, "infinite mindset" ile ilerlediğimiz bu yolculukta hayal ortağı olmak isteyen herkesi — birey olarak, kurum olarak — aramıza bekliyoruz. Türkiye'de işte fırsat eşitliği için yola çıkmak ya da var olan çalışmaları eklemek isteyen, toplumsal dönüşümü ancak kolektif çabayla başarabileceğimize inanan herkesi bekliyoruz.

    Bitirirken…

    Sevgili Melek,

    Bugün çoğu kez içimizden sessiz sorduğumuz, hayat gailesiyle ertelediğimiz ama şahsen bu güzel sohbet sayesinde kendime de yeniden sorma fırsatı bulduğum gerçek sorular: "Hakia, bir liderlik boşluğuna düşerken, ben de hayatın ucunda ölümün oturduğunun farkındalığına yuvarlandım. Ben kimdim? Koşuyordum, çok çalışıyordum ama gerçekten ne istiyordum? Paraşütüm ne renkteydi? Mezarımda ne yazmasını istiyordum?"

    Ve bu sorular, gerçekten cesaret istiyor. Belki de senin başardığın gibi gerçek dönüşümler, tam da bu tip sorularla başlıyor. Ve Melek'in hikayesindeki o birkaç haftalık "boşluk", bugün binlerce kadının hayatına dokunan bir hayale dönüşüyor: TurkishWIN (Turkish Women's International Network) Uzun zamandır destekçisi olduğum, BinYaprak Hikaye Hasadı'na katkı sağlayanlardan biri olarak TurkishWIN'in doğuş hikayesini hatırlamak, bir kadının kendi sorularından doğan bir hayalin başka kadınların yolunu nasıl aydınlattığını yeniden görmek benim için müthiş ilham vericiydi. Bu bence sadece bireysel bir başarı hikayesi değil; bir anlam yaratma, bir etki bırakma ve "oyunda kalma" hikayesi...

    İlham verici hikayeni, bu kadar cesur ve bu kadar gerçek şekilde bizimle paylaştığın için tüm kadınlar adına çok teşekkür ederim. İyi ki kendi sorularının peşinden gittin. Ve iyi ki bu yolculukta yalnız yürümek yerine, başkalarına da yol açmayı seçtin.

    Son olarak hepimiz için Melek'ten en kıymetli hatırlatma: "Hayallerine cimri olma, kız kardeşim. Pişman olduğumuz tek şey, yapmaya zaman ya da cesaret bulamadıklarımız..."

    Melek'ten Pelin'e Kalan: "Hakia, bir liderlik boşluğuna düşerken, ben de hayatın ucunda ölümün oturduğunun farkındalığına yuvarlandım. Ben kimdim? Koşuyordum, çok çalışıyordum ama gerçekten ne istiyordum? Paraşütüm ne renkteydi? Mezarımda ne yazmasını istiyordum? Böyle boş boş baktığım birkaç hafta geçti. Ve o dönemde, emeklilik hayallerimi belki gerçekleştirmeye vakit yetmez diyerek TurkishWIN'in önce hayalini, sonra kendisini kurdum."

    İyi ki bu müthiş hikayenle bu seride yer aldın Melek!

    Her Kadının Bir Hikayesi Var/Every Woman Has A Story by Pelin Ayan

     

    Yorum

    Yorumlar herkese açık kullanıcılar tarafından kullanılamaz.Yorum görüntülemek/eklemek için lütfen önce giriş yapın.
    © 2026 BinYaprak. Tüm Hakları Saklıdır.
    Bir TurkishWIN girişimidir.