Yazılar

    Kabul ederek, https://binyaprak.com/ dışındaki bir üçüncü tarafça sağlanan bir hizmete erişeceksiniz.

    3 dakika okuma süresi (531 kelime)

    Özünden Yeniden Doğanların Hikâyesi

    Kendimizi ne kadar tanıyoruz? Seçimlerimizin gerçekten bize ait olduğundan ne kadar eminiz? Bize bahşedilen yaşamın hakkını ne kadar veriyoruz? 

    image1

    Kendimizi ne kadar tanıyoruz? Seçimlerimizin gerçekten bize ait olduğundan ne kadar eminiz? Bize bahşedilen yaşamın hakkını ne kadar veriyoruz? 

    Hayatta kalmak için yaşamış bir neslin, elindekilere şükreden ve kaybetmekten korkan çocuklarının yetiştirdiği bir çocuğum ben…

    Sistemin yerini sağlamlaştırmak için tek tipleştirmeye çalıştığı, göze batmak yerine uyumlu olmanın yüceltildiği, sorgulamanın değil çok soru sormamanın öğretildiği bir ehlîleştirme çarkından geçerek büyüdüm. Çarka bir dişli olmak üzere yetiştirildim. Kadınlığım da bundan nasibini aldı. Kadınlığımın hediyelerini, törpüleye törpüleye renklerimi kaybettim, dişiliğimi belli rollere sıkıştırdım. Toplumun, kalıp yargıların, köhne zihinlerin yok edici fikirlerinin izin verdiği yerlerde kafesimin kapısını açtım ama kanatlarım kırılmıştı bir kere. Uçmayı unuttum, parlamayı bıraktım, bir parçamı kesip atmış gibi yarım kaldım...

    Evde her şeye herkese yeten mükemmel eş, anne, evlat; işte makine gibi sarsılmaz, yılmaz mükemmel çalışan oldum. Kafama yerleştirilen "mükemmel"in standartlarına yetişmeye çalışırken herkese yettim de, bir kendimle yenişemedim. Mükemmel hissetmeyi bırak, ne hissettiğimi bile anlayamaz hale geldim. Duygularım günlük hayatta gittikçe gereksiz, hatta bazen ayak bağı haline geldi. Çok lazım olursa kullanılmak üzere bir rafa kaldırdım. Lazım olduğunda da korktum, sadece en yüzeydekileri aldım. Makine gibi tıkır tıkır yürüttüğüm hayatımda, öğretilmiş rollerimde, beklendiği gibi ilerleyen hayatımda görünürde hiçbir sıkıntım yokken ama içimde hiç dolmayan, tamam hissettirmeyen bir yer varken bir şey oldu. Biri öldü, biri terk etti, biri hayal kırıklığına uğrattı, biri girdi hayatıma, bir kitap, bir film, bir arkadaş, bir rüya ya da sadece denize baktığım bir an… Roller, beklentiler, korkular ne varsa bir kenarda kaldı, uzun zaman sonra ilk defa gerçekten kendime baktım. Rollerim olmadan, beklentiler olmadan, korkularımın taktığı zincirler olmadan kimdim ben? Neleri severdim, nelerde anlam bulurdum, hayallerim neydi? Küçük bir kızken korkusuzca, merakla ve kalbimle yaptığım seçimlerin yerini ne zaman tamamen güvenli, akılcı ve pratik seçimler almıştı? İçimdeki eksiğin ne olduğu belliydi. Ben yaşamıyordum ki. Ben hayatta kalıyordum. Oyunu kurallarına göre oynuyordum da keyif almıyordum. Sahi ben gerçekten, şöyle ruhumun en derinlerinde hissedecek kadar neden keyif alıyordum? Kendimi merak etmeye başlayınca, kendimi tanımak anlamak için emek verdikçe etrafıma ördüğüm duvarlardan biri çatladı. O daracık kısımdan bir ışık süzüldü, temiz bir hava girdi. Daha önce hiç görmemiş gibi gözlerim kamaştı, sanki çok uzun zamandır almamışım gibi derin bir nefes aldım. Daha önce hiç ağlamamış gibi coşkuyla ağladım. Gözyaşlarımdan hayat aktı. Karanlığa, derinlere itelediğim kendimi yeniden doğurmaya başladım. Parçalarımı yavaş yavaş topladım, raftaki duyguları tek tek indirdim bağrıma bastım. Bana öğretilenlere göre değil, en derinlerde doğru hissettiklerime göre yaşamaya başladım. Duygular ayak bağı değil en büyük rehberim oldu. Hissettiklerimin peşinden gitmek için aklımı kullandım. Sonuçta ne mi oldu? Daha çok hata yaptım ama aynı zamanda daha çok keşfettim. Renkler daha parlak, kokular daha güzel, sesler daha melodik oldu. Sevdiklerimi daha derin sevdim, daha çok cesaret ettim, daha kolay affettim. Ne de iyi ettim!

    Bu benim hikâyem değil, bizim hikâyemiz. Ben olmadan biz olmanın öğretildiği, o yüzden biz olmayı da beceremeyenlerin, bizin içinde barınamayanların hikâyesi. Hayatta yer bulabilmek için kendinden parçaları yavaş yavaş sandıklara kapatanların, özünden uzaklaşanların ve özünden yeniden doğanların hikâyesi. Hayata bir kez geliyor ama yaşamımız boyunca sayısız kez yeniden doğuyoruz. Bu senin de hikâyense, kendinle tanışmaya niyet ettiysen, gerçek senle yaşamaya cesaret ettiysen, kendini olduğun gibi sevmeye izin verdiysen yüzüne minik bir gülümseme koymanın tam zamanı "İyi ki doğdun!"

     

    Yorum

    Zaten Hesabınız Varsa Buradan Oturum Açın
    Henüz bir yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun

    Kabul ederek, https://binyaprak.com/ dışındaki bir üçüncü tarafça sağlanan bir hizmete erişeceksiniz.

    © 2020 BinYaprak. Tüm Hakları Saklıdır.
    Bir TurkishWIN girişimidir.