Sanatın İçinde Olmak

    Sanatın İçinde Olmak
    "Bir martıyım ben... Yo, değil... Bir aktristim..." (Anton Çehov / Martı) 

    Tiyatro hakkında birçok şey söylenebilir ama onu zaten çok güzel ve temel haliyle özetleyen bir söz vardır. İnsanı insana insanla ve insanca anlatma sanatıdır tiyatro. Malzemesi de, seyircisi de insandır tiyatronun ve belki de bu yüzden çok özel, gizemli, ruhu okşayan bir sanat dalıdır. 

    Tiyatro izlemeyi seviyor olabiliriz, belki üzerine konuşmayı veya tiyatro metinleri okumayı da seviyoruzdur ama yine de bu bizi ne kadar sanatın içerisinde kılıyor ve neden tiyatro denilince insanın aklına ilk saniyede 'seyirci olmak' geliyor?

    Sanatı dışarıdan izlemek çok keyifli ve risksizdir. Kolay yoldan daha iyi bir insan olmak gibi bir şeydir bu, ancak içerisini görme fikrinden bu kadar ürkmeye gerçekten gerek var mıdır? Sanatla ilgilenmek demek bu işi profesyonel olarak yapmamız gerektiği anlamına gelmiyor. Tiyatroyla -ya da sanatın herhangi bir dalıyla- ilgilenmek için işinizi, kariyerinizi, çoluğunuzu çocuğunuzu çöpe atıp yeni bir hayata başlamanıza veya bambaşka bir insan olmanıza da gerek yok. Tiyatro eğitimini illaki profesyonel tiyatrocu olma arzusuyla almanız gerekmez. Amatör bir grubun içerisinde düzenli bir çalışmayla kendinizi birkaç ayda sahnede doğaçlama yaparken bulmanız mümkündür.  Bambaşka amaçlar için de yararlanabilirsiniz tiyatrodan, size birçok şey katar.

    Öncelikle kendinizi keşfedersiniz! Tiyatrocu, sahneye çıkmadan ve bir karakteri oynamadan önce uzun bir yoldan geçer. Bu süreçte kendisini daha yakından tanıma fırsatı bulur ve kendisiyle kaliteli vakit geçirme şansı yakalar. Kulak arkalarını hissetmeye başlar. Ciğerlerine dolan havayı, gökte uçan kuşu, çatlak kaldırım taşlarını… Her şey bir anlam kazanır. Dinçleşir ve gençleşir tiyatrocu. Düşünsenize bir! Koskoca evren içinde küçücük bir bedene sahibiz ve kaçımız bu bedenin tamamen farkındayız? Kaçımız ayak tabanlarının da var olduğunun bilincinde? Kaçımız bir sırtının var olduğunu bilerek yaşıyor? Bize verilen alanın ne kadarında varız?

    Tiyatroyla ifade gücünüz de artar. Doğru nefes alıp vermeyi ve kelimeleri doğru seçerek doğru zamanlarda kullanmayı öğrenirsiniz. Özgüveniniz ve günlük hayatta en çok ihtiyaç duyulan becerilerden biri olan kendinizi ifade edebilme gücünüz artar. İletişim işte yahu! Bundan önemlisi mi var? Empati gücünüz ve kriz yönetimi beceriniz de muhakkak tüm bunlarla orantılı bir şekilde katlanarak artar. Başka biri olmak için kendinizden uzaklaşmayı başarırsınız. Empatinin sözlük anlamı dışında, bambaşka bir anlayış şekli olduğunu fark edersiniz. İnsanları bütünüyle sizden farklı olsalar bile anlarsınız.

    Bunun için doğru tanım bu mu bilmiyorum ama, farklı olursunuz. Düşünürken duyabilen, duyarken koklayabilen, koklarken görebilen ve görürken hissedebilen ama robot olmayan bir insan…

    Stanislavski 'Bir Aktör Hazırlanıyor' romanında şöyle der; "Sanatta kendini sevme, kendinde sanatı sev." Gerçek sanatın güzelliği de buradan gelir, tüm bencilliğini bir kenara bırakırsın, bir şeyi içerisinde en güzel halinle sen olduğun için değil de o en güzel haliyle senin içinde olduğu için seversin.

    Bu yazı Bin Yaprak misafir yazarlarından Buse Güzel tarafından yazılmıştır.

     

    Yorum

    Zaten Hesabınız Varsa Buradan Oturum Açın
    Henüz bir yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun
    © 2024 BinYaprak. Tüm Hakları Saklıdır.
    Bir TurkishWIN girişimidir.