İnsan annesini tanımaz mı… Size soruyorum, annenizi gerçekten tanıyor musunuz?
Annelerimizi önce görevli - iş (annelik işi) yüzleriyle - tanıyoruz. Sonsuz sevgi ve eleştiriyle bizi bir yolda tutmaya çalışan, mutluluğumuzu isteyen, varlığı bile bize yeten annelerimiz. En azından benimki öyleydi…
Peki birey olarak annemizi, ailemizi tanıyor muyuz? İlk aşkını, acısını, geçmişte yaşadıklarını, bugünü nasıl karşıladığını bir birey olarak görebiliyor muyuz?
Hikaye hasadı hareketinin annesi olarak, annemi uzun bir zamandır bu gözle keşfediyorum - keşfediyordum. 2024 yılında annemi kaybedince, yaşadıkları ve onları nasıl karşıladığıyla bana ne kadar çok şey öğretmiş olduğunu fark ettim. Bu Anneler Günü'nde sizinle bu an ve anıların bazılarını paylaşmak istedim.
Annem, Selma Duman, tipik bir İkizler burcu kadınıydı. 1944 yılında Samsun'da doğmuş, çok zor bir çocukluk geçirmiş, anne-baba sevgisini görmeden kendini yeşertmesini bilmiş, 16 yaşında hayata atılmayı seçmiş cesur bir kadını size takdim ediyorum, işte bu Selma. Hemşirelik okulundan mezun olduktan sonra çalışmış, Vakıf Güreba Hastanesi'nde hemşirelik görevinde yükselmiş, her zaman Alâeddin Yavaşca ile çalışmaktan gurur duymuş bir kadın.
Babamla İstanbul'da nişanlanmış, halamın bir sözüne ve bazı mektuplara istinaden, her şeyi bırakıp New York'ta 1972 yılında babamla evlenmiş. Evet, kendi dönemini düşünürsek -evde kalmayı, doğru insanı bulana dek beklemeyi- seçmiş. Evlilik ve çocukları -bizler- yüzünden işe ara vermiş olan annem, Selma.
1986'da babamdan boşanınca, başka cesur kararlar verdi. Kendi işini kurdu, iş hayatına geri döndü, kendinden 12 yaş küçük bir eşle -Coşkun Abim- hayatını birleştirdi, hayalindeki hayatı ve evi yoktan var etti ve bizi bu hayallerin içinde yetiştirdi. Kadın dayanışmasını ben ilk annemle ve evimde hissettim, yaşadım. Adaletli olmayı, değerlerinden ödün vermemeyi, cesareti, sevginin hayatın tek pusulası olduğunu annemden öğrendim.
Varlığı ve hayatı kadar gidişi de farklı oldu annemin. 2022 yılında bana bir rüya gördüğünü ve 16 Haziran 2021'den (rüya günü) 952 gün sonra öleceğini, bu tarihi tam hesaplayamayacağını söyledi annem. Birlikte günü hesapladık. Sonra da ben, o zaman 96 yaşında olan anneannemin gidişinin kendisine malum olduğuna hem onu hem de kendimi ikna etmeye çalıştım. Ama annem, verdiği her söz gibi, bu sözünü de tuttu ve 17 Ocak 2024'te bizden ayrıldı. Işıklı yolculuğuna başka bir boyutta devam ediyor.
Okuduğunuz kadarıyla, annemi, neşeli, hedefleri olan, cesur, kendi hayallerinin peşinde koşan bir kadın olarak kısaca tanımış olabilirsiniz. Bugün size onun hayatından ve kararlarından öğrendiklerimden birkaçını paylaşmak istiyorum.
Mutlu Olmayı Seçmek
Arkadaş sohbetlerimde ailemizden aldığımız yaralar ve onları nasıl iyileştirdiğimiz değişmez bir konudur. Ebeveynlik zor mesele - bir şeyi yanlış yapacağını ve bu sohbetlere meze olacağını bilerek elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmak :-)
Annemi tanısanız, karşınızdaki kadın sabah şarkı söyleyerek uyanır, makyajını yapmadan ve üstünü değiştirmeden mutfağa gelmez, neşelidir, kahkahaları ve müzipliği, sonsuz çocukluğuyla Selma'dır. Hiçbir gül/çiçek salkımını fotoğraf çektirmeden geçmez. Selfie'leri keşfettikten sonra durumu tahmin edebiliyorsunuz…
Annem "Ben Pollyanna olmayı seçtim" derdi. Bunun ne demek olduğunu, mutluluğun bir seçim olduğunu, annemin geçirdiği zor çocukluk ve ebeveyn travmalarıyla tanışınca anladım.
Selma'yı tanıyanlar, onun çocukken bolca annesi-babası tarafından kaçırıldığını tahmin edemez. Babası onu görüp kaçırmasın diye divanın altında ders çalıştığını, Samsun'da ve babasının yanında annesini çok özlediği için zafiyet geçirdiğini, onu annesine geri vermek isteyen bir kadının üzerine gaz dökülüp "Çocuk ölecek, annesine geri gönder" dendiğini gördüğünü, bilemez. Bütün bu meseleden çok sevdiği babaannesinin yardımıyla çıkması -anneye geri kaçırma operasyonu- bir film sahnesi gibi.
Ve o çok sevdiği babaannesi onu terk etti diye üzülürken ki, bir daha görüşmemişler; annesinin babaannesi gelince onu göstermediğini 70'li yaşlarında öğrendiği zamanki hüznü ve döktüğü göz yaşını bilmezler. Annem hikayesini ilk anlattığında acısını, korkusunu ve sevgi eksikliğini kalbimde hissettim.
Babası ile hiç ilişkisi olmayan, annesiyle de bir ömür boyu istediği tek şeyi -sevgiyi- görmemiş annem, nasıl oldu da bu kadar sevgi dolu, neşeli bir kadın olmuş? O zaman anladım ki, mutluluk ve hayal kurarak ileriye dönük yaşamak bir seçim.
Psikolojik Güven Alanını Tutmak
Kendimi bildim bileli, annemle bir "arkadaşlık saatimiz" vardı. Bu saatte anneme her şeyi anlatabilirdim ama asla ceza almazdım. Anneme sorular sorabilirdim, annem de bana.
Annem ne yaşamışsa, korkar ve ona önemli bir şeyi anlatmam belki diye bu "arkadaşlık saatimizde" iyi miyim diye beni yoklardı.
Neler neler konuşurduk bu saatte. Bizim evde küfretmek yasaktı. Onun verdiği stresle, arkadaşlık saatini açar, anne bak ben bunları duydum diye doya doya küfredermişim :-) Annem de anlarmış, dinlermiş ve saati kapatırmışız.
Bir keresinde, hatırlıyorum, saati ben açtım ve bir arkadaşımın anlattığı bir "araba-garaj" hikayesini anlamadığımı ve anneme "anlamadım bu nedir" dedim. Annem cinsel ilişkiyi bu benzetmeyle anlattığımı anlayıp, arkadaşımın annesine ulaşınca, kızın üvey babası tarafından taciz edildiği ortaya çıktı. Hiç unutmadığım bir saat olarak kötü bir anısı kaldı.
Hiç sigara içmemiş olmamı da annemin açtığı bir arkadaşlık saatine bağlıyorum. Beş yaşındayım. Eskiden gümüş tepsiler içinde paket paket sigaralar salonlarımızın baş köşesinde olurdu. Annem kül tablasında ucundan yakılmış bir sigara "izmariti" görünce, arkadaşlık saatimizi açtı. Bana sigara içip içmek istemediğimi ve olayın faili olup olmadığımı sordu. Ben de büyükler gibi sigara içmek istediğimi söyleyince, "Peki, şimdi sen bir sigarayı iç, beğenirsen, karşılıklı içeriz." dedi. Bana bir sigarayı içime çekerek içirdi. Hâlâ bugün başımın nasıl döndüğünü, mide bulantımı geçirmek için karnımı parke taşlarına nasıl dayayıp "Tanrım, bu geçsin" hissiyle çaresizliğimi hatırlıyorum. Bir daha sigaraya dokunmadım. Sigarayı bıraktıramadığı kardeşime bakıp "Keşke ona da yapsaydım ama o gün çok küçüktü" deyip üzüldüğünü biliriz.
Bugün liderlere anlatılan psikolojik güven alanını tutmak becerisi, aslında böyle bir şey. Annemin bizimle kurduğu bu bağ, bir ömür boyu devam etti. Kendimizi hep güvende hissettik. Yargı olmadı mı, tabii ki oldu - o bir anne sonunda, yön vermek için çenesini tutamadığı zamanlarımız oldu. Ama önemli konularda hep sonsuz sevgi ve güven devreye girdi.
+1'ini bulmak
TurkishWIN'in çıkış hikayesi annem ve Asuman Halamın dostluğu ve kız kardeşliğinde aldığım ilhama dayanıyor. İnsanın hayatta sırtını yaslayabileceğini bildiği, aklına ve kalbine güvendiği dostlarının olması muazzam bir hazine. Bazen çok değil, bir kişinin varlığı yetiyor. Ben buna +1'ini bulmak diyorum.
CampusWIN Academy Oryantasyon Zoom etkinliğine annemi davet etmiştim. Konumuz hizmet odaklı liderlikti. Ve CampusWIN liderlerimize sürpriz yaparak, TurkishWIN'in temelini atan kız kardeşlik hikayesini annemin anlatmasını istemiştim. Sizinle de bu kısa video (13 dakika) ile annemi tanıştırmak istiyorum.
İyi ki bu hasatları yapmışım, hikâyeleri hatırlıyor ve anlatabiliyorum.
Etrafinız Sevgiyle Dolsun
Eğer videoyu izlediyseniz, annemin son sözü "etrafinız sevgiyle dolsun." Bu sevgiyi günlük hayatımızda hissetsek de, krizlerde bunu hissettirmek bir başka değerli.
Son olarak, sizinle bir anı paylaşmak istiyorum. Üniversiteyi iki sene Amerika'da okuduktan sonra, LSE (London School of Economics'e)' de sınav döneminde hazırlıktayım. Sene sonunda tek bir sınavdan not aldığımızın ne demek olduğunu biraz geç anladığım bir çalışma sürecindeyim. İlk dönem ne okumuşuz, unutmuşum gitmiş. Kendime hatırlatmaya vakit de yok; ben de uyumamaya karar verdim ve sarıldım Türk kahvesine. Ama ne içmek, cezve cezve. Annem hep "kızım dikkat et şu kahvene" derdi ama ben de hiç bu kadar abartmamıştım.
Sınavlara birkaç gün kala, beni bir çarpıntı tuttu. Hiçbir şey okuyamıyorum, midem bulanıyor, hiç iyi değilim. Annem bunları hep hissederdi - nerede olursa olsun.
Kattaki telefon çaldı, kapımı çaldılar, telefonun var. Ayağa kalkamıyorum, çok kötüyüm ama annem merak eder diye sürüne sürüne telefona vardım, yatarak konuşuyorum
Annem zaten evrensel bir yaratık. Biz bir yerde titreşsek duyar. "Nasılsın" deyince, ben başladım dökülmeye ve özür dilemeye. "Sen kahvene dikkat et demiştin, ben bir seneyi yakacağım galiba, çok üzgünüm" vs. demeye. Eğer sınavları geçemezsem, burslu da olsa bir çuval dolusu para da boşa gidecek. Ona mı üzüleyim, tüm sene çalıştığım emeklerin heba olmasına mı…
Annemin telefonda söylediklerini hiç unutmadım. "Sen benim kızımsın. Seni seviyor ve gurur duyuyorum. Üniversite mezunu olmasan da, bu böyle. Sen benim kızımsın, hep yanındayım, bunu bil." Sımsıcacık bir sevgi aktı içime, bir rahatlık hissi ve annemin tam yerinde doğru şeyi söylemesinin şaşkınlığı… hepsi buluştu ve kocaman bir nehir gibi içimi yıkadı, beni ferahlattı.
Ben o sınavı geçip LSE'den mezun olsam ve bir daha kahveye mesafeli dursam da, bildim ki, zor zamanlarda annem kayıtsız-şartsız yanımda.
Bugün Anneler Günü… İki sene onsuz geçse de sevgisi her gün benimle… O kadar an ve anı biriktirmişiz ki, kaç hasatta tüketeceğim kim bilir.
Ben şanslıyım, annemi, Selma kimliğiyle tanıma fırsatım oldu. Umarım sen de o fırsatı yakalarsın. Belki bugün bir başlangıç yapar, annene birkaç soru sorarsın. Onu bir birey olarak tanımaya çalışır, hikayesinin hasadını yaparsın. Kim bilir, anlatılmayan ne hikayeler keşfedeceksin.
Canım hayatım, annecim, seni her zamanki gibi sarmalıyor, yanağından öpüyorum. Anneler Günün kutlu olsun! Merak etme, hikayeni yaşatmaya devam ediyoruz.
TurkishWIN’in kurucusu, sosyal girişimci ve Hikaye Hasadı’nın fikir annesiyim.
Yıllardır kadınların kariyerlerinde, girişimcilik yolculuklarında ve hayat seçimlerinde yanlarında olmak için çalışıyorum. Mentorluk, hikâye paylaşımı ve kolektif dayanışma yoluyla bir araya geldiğimizde sınırları aşabileceğimizi biliyorum.
TurkishWIN’in kurucusu, sosyal girişimci ve Hikaye Hasadı’nın fikir annesiyim.
Yıllardır kadınların kariyerlerinde, girişimcilik yolculuklarında ve hayat seçimlerinde yanlarında olmak için çalışıyorum. Mentorluk, hikâye paylaşımı ve kolektif dayanışma yoluyla bir araya geldiğimizde sınırları aşabileceğimizi biliyorum.
![]()
2023 BinYaprak. Tüm hakları saklıdır. Bir TurkishWIN girişimidir
Yorum